SİVAS’TA YAKILAN İSTİKLÂL MEŞALESİ

SİVAS’TA YAKILAN İSTİKLÂL MEŞALESİ

SİVAS’TA YAKILAN İSTİKLÂL MEŞALESİ 

107 YILDIR YOLUMUZU AYDINLATIYOR

Bazı şehirler vardır; yalnızca taşına, toprağına değil, bir milletin kaderine ev sahipliği yapar.

Sivas işte böyle bir şehirdir.

Bugün, Sivas Kongresi’nin 107. yıldönümünü anarken aslında yalnızca 4 Eylül 1919 tarihini hatırlamıyoruz. 

Bir milletin, en zor günlerinde dahi “Kaderimizi başkaları tayin edemez” diyerek ayağa kalkışını hatırlıyoruz.

Çünkü Sivas, umudun tükendiği düşünülen bir dönemde, Türk milletinin umudunu yeniden ayağa kaldırdığı yerlerden biridir.

1919…

Anadolu işgal altındadır. Osmanlı Devleti ağır bir yenilginin ardından parçalanmanın eşiğindedir. Memleketin dört bir yanında belirsizlik, korku ve çaresizlik vardır.

Bir şey vardır ki hiçbir işgal ordusunun ele geçiremediği: Milletin bağımsız yaşama iradesi.

İşte Sivas Kongresi, bu iradenin ete kemiğe büründüğü tarihî dönüm noktalarından biridir.

Mustafa Kemal Paşa ve beraberindeki vatanseverler Sivas’ta bir araya gelirken aslında yalnızca bir kongre gerçekleştirmiyordu.

Bir milletin geleceğine dair karar veriyorlardı ve o kararın temelinde tek bir anlayış vardı:

Millî irade.

Bugün “millî egemenlik”, “bağımsızlık”, “vatan”, “millet” dediğimiz kavramları kolayca telaffuz edebiliyoruz.

Fakat 1919’un şartlarını düşündüğümüzde bu kelimelerin ne kadar büyük bir bedel ve cesaret taşıdığını daha iyi anlayabiliriz.

Sivas Kongresi bize şunu gösterdi:

Bir millet, şartlar ne kadar ağır olursa olsun kendi geleceğine sahip çıkabilir.

Yeter ki inancını kaybetmesin.

Yeter ki birbirine sırtını dönmesin.

Yeter ki vatan söz konusu olduğunda şahsi hesapları bir kenara bırakabilsin.

Bugün 107 yıl sonra Sivas’a baktığımızda, yalnızca geçmişi değil, bugünü ve geleceği de görmemiz gerekiyor.

Çünkü tarih, sadece geçmişte yaşananları anlatan bir hikâye değildir.

Tarih aynı zamanda bugün bize sorulan bir sorudur.

“Sen olsaydın ne yapardın?”

Sivas Kongresi’nin ruhu tam burada karşımıza çıkıyor.

Bugünün Türkiye’sinde bizim mücadelemiz belki 1919’daki gibi işgal ordularına karşı değildir.

Gençlerimizin umudu, ülkemizin güçlü yarınları, adalet, birlik ve beraberlik, Türkiye’nin bağımsızlığı ve geleceği için mücadele etmek zorundayız.

Çünkü vatan sadece sınırlarla çevrili bir toprak parçası değildir.

Vatan;

Çocuğun geleceğe güvenle bakabilmesidir.

Gencin hayal kurabilmesidir.

Anne ve babanın evladının geleceğinden endişe etmemesidir.

İnsanların birbirine güvenebilmesidir.

En önemlisi, bu topraklarda yaşayan herkesin kendisini bu büyük milletin eşit ve değerli bir parçası hissedebilmesidir.

Sivas Kongresi’nin bizlere bıraktığı en büyük miraslardan biri de budur:

Birlikte olduğumuz zaman aşamayacağımız hiçbir zorluk yoktur.

Bugün farklı düşünebiliriz.

Farklı siyasi görüşlere sahip olabiliriz.

Farklı hayatlar yaşayabiliriz.

Söz konusu Türkiye olduğunda ortak bir paydada buluşabilmeliyiz.

Çünkü 1919’da Sivas’ta verilen mücadele, herhangi bir siyasi görüşün değil, bir milletin var olma mücadelesiydi.

Bugün bize düşen görev ise o ruhu kuru sloganlarla anmak değil, hayatımıza ve geleceğimize taşımaktır.

Sivas’ın sokaklarında yükselen o bağımsızlık iradesini gençlerimize anlatmak…

Onlara bu ülkenin hangi şartlarda kurulduğunu öğretmek…

Vatanın, özgürlüğün ve bağımsızlığın değerini anlatmak…

İşte gerçek anlamda Sivas Kongresi’ni anmak budur.

107 yıl önce Sivas’ta yakılan istiklâl meşalesi bugün hâlâ yanıyor.

O meşalenin adı;

Vatan sevgisidir.

Bağımsızlıktır.

Millî iradedir.

Birliktir.

En önemlisi…

Umuttur.

Çünkü bir milletin en büyük gücü, sahip olduğu silahlar veya maddi imkânlar değil; geleceğe dair inancıdır.

Sivas bize bunu öğretti.

Bugün 4 Eylül 2026…

107 yıl sonra aynı ruhla yeniden söyleyelim:

Bu ülkenin geleceği, milletin ortak iradesiyle şekillenecektir.

Sivas Kongresi’nin kahramanlarını, Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Millî Mücadele’nin bütün isimsiz kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.

Sivas’tan yükselen o tarihî sese kulak veriyorum:

Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

107 yıl önce olduğu gibi…

Bugün de…

Yarın da…

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti.
Yaşasın Türk milletinin bağımsızlık iradesi.
Sivas’ın ruhu daim olsun

Umut Uçar

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “ASLA TESLİM OLMAM!” DEDİĞİ GÜN

Yorumlar (2)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    Sivas milli mücadelemizin başladığı yerdir…

  2. Ozan Kasım KOL dedi ki:

    Bir kıvılcım bir milletin yolunu aydınlatır. Yüreğinize sağlık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Umut UÇAR

Umut UÇAR Kimdir ? 20 Mart 1990 Ankara’da doğdum. Çankaya İlköğretim Okulu’nda İlk Özel Jale Tezer Koleji'nde orta Özel Aydın Anadolu Kolejinde hazırlık ve lise 1.sınıf Ankara 75.YIL Süper Lisesi’nde Lise 2 ve Lise son sınıf öğrenimimi tamamladıktan sonra Celal Bayar Üniversitesi Müh.fak.Elektrik Elektronik Müh. Bölümüne girdim. Kendi isteğimle bu bölümden ayrılarak siyaset ve kamu yönetimindeki eğitiminden sonra Uğur Dündar'ın teşvikiyle ve özellikle Müjdat Gezen’in okuluna gittikten sonra onun da desteği ile Gazeteciliğe başladım. Bir süre Anons 35 TV ‘de sabah gazete manşetlerini yorumlayarak görev aldım. 11 Kasım 2016’da Radyo 1919 Fm’i kurdum.Çeşitli kişilerle,ünlü sanatcı ve siyaset adamları ile röpörtajlar yaptım. Doğan Haber Genel Koodinatörlüğü görevinde bulundum. Şu an Vizyon Medya Grup Yayın Grup Başkanı, Karabağlar Medya Grup Yayın Grup Başkanı, Tuvana Medya Grup Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği, İzben Medya Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürmekteyim. Ayrıca Gençlik ve Spor Konfederasyonu, Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu Genel Başkan Başdanışmanı, İş Dünyası Federasyonu Genel Başkan Vekili ve Ekonomik Kalkınma ve İş Dünyası Derneği Genel Başkanı görevlerini yürütmekteyim.