SOSYOLOJİK SOSYAL PSİKOLOJİ-1
- Yazar: Doğan KARAAĞAÇ
- 26 Ağustos 2026
- 11 kez okundu
SOSYOLOJİK SOSYAL PSİKOLOJİ
1.Bölüm
İnsan tek başına yaşayamaz. Tek başına yaşamaya gücü yetmez.
Dahası tek başına insan olunamaz.
İnsan toplumsal bir varlıktır. Toplum olmadan insanlaşma oluşamaz.
Bu demektir ki insan olmanın yolu toplumla birlikte olmaktan, çevre ile çeşitli etkileşimler içinde olmaktan geçer.
Tarih dediğimiz uzun bin yıllar içinde insan toplulukları yaşama tutunma mücadelesi verdiler.
Bu mücadelede başarıya götüren ana manivela insan grup ve grupçuklarının iş ve güç birliği yapma becerisini geliştirmeleridir.
İş birliği yapmayı düşünmek ve bunu pratikleştirmeyi becerdiklerinde insan toplulukları ancak o zaman ortak- kollektif davranış kalıpları ve davranış örüntülerine sahip olabildiler.
Tabi ki dil dediğimiz beceri bütün diğer beceri ve gelişmelerin zemini olmuştur.
DİL ve tüm diğer bilişsel becerilerin oluşmasının kökeni nedir?
Canlı bir organizma olan insan türünün biyolojik doğasının ihtiyaçlarının karşılanması zorunluluğudur.
Temel güdülerin basıncı altında kalan insan yaşamsal ihtiyaçları karşılama arayışı/ mücadelesi vermek zorunda olmuştur.
O halde en kök yasa zorunluluk yasasıdır.
Hiç bir canlı için yaşamak keyfi bir süreç değildir.
Canlılar dünyasında keyfiyet değil zorunluluk asal yasadır.
İşte bu diyalektik içinde üremiş, çoğalmış ve gezegenimizin değişik bölgelerine dağılıp yaşama tutunma kavgasına girmiş insan toplulukları birbirinden farklılaşarak özgün etnisiteler oluşturmuşlardır.
Farklı diller, farklı alışkanlıklar, kıyafetler, ritüeller, sosyal, siyasal ve dinsel örgütlenmeler, inanışlar, folklorik beceriler, gelenek ve görenekler, adet ve usuller, sözlü ve giderek farklı yazılı yasalar vb. geliştirmişlerdir.
Tüm bu yaratımlara o topluluğun kültürü diyoruz.
Her toplumun kendine has, özgün ve örgün yanlar içeren bir sosyolojisi olsa da, özne insan ve insan topluluklarının iş, ilişki ve yaşama arzusu olduğundan, biçim ve usuller öz itibarı ile aynılık söz konusudur.
Mesela her etnik topluluk ve mensupları yemek yer. Farklı mutfak becerilerinin olması bu esası değiştirmez.
Her etnisite giyinir. Farklı renk ve modellerin olması esası değiştirmez.
Her etnik topluluk ve mensupları ağıt yakar, türkü, şarkı vb. söyler. Dilin sözcüklerin farklı olması özü değiştirmez vb.
Öz aynıdır, biçim ve usuller farklıdır. Ancak biçim ve usullerin özgünlüğü önemli bir husustur.
Her bir topluluk sosyolojisinin bu içkin ve kendince hali her toplumda özgün bir sosyal psikolojinin oluşmasına temel oluşturur.
Sosyal psikoloji de hiç kuşku yok ki bireysel psikolojinin oluşmasında, temel güdülerin yanı sıra rol oynayan ikinci ana olgudur.
Yani her bir bireyin psikolojisi iki ana olgu üzerinde şekillenir.
a) Biyolojik güdüler; canlı organizmanın kendince düzeni.
b) Sosyal güdüler; sosyolojik örgünün bireydeki gerçekleşmesi.
Bunun sonucu olarak;
Birincisi; Toplumdan ayrı ve bağımsız bir bireysel psikolojinin olamayacağını…
İkincisi; Her bir bireyde oluşan bireysel psikolojik mekanizmanın toplumsallık sürdükçe bir anlamının olabileceğini…
Birinci ve ikinci önermeleri açarak Sosyolojik Sosyal Psikolojinin birey psikolojisi ile bağıntısını irdelemeye çalışalım.
Devam edecek…
26 Ağustos 2026
Doğan Karaağaç
Diğer yazılarımı okudunuz mu?

yine insanı ve insan olmayı anlatan harika bir yazı…