Partili Demokrasi Deneyimi, İnsan Doğası ve Utanma Duygusu

Partili Demokrasi Deneyimi, İnsan Doğası ve Utanma Duygusu

PARTİLİ DEMOKRASİ DENEYİMİ

İNSAN DOĞASI ve UTANMA DUYGUSU

Partilere dayalı demokrasi deneyiminin insan türüne huzur ve sağlık getirmediği, toplumu mutsuz kıldığı artık bir olgudur.

Partilere dayalı demokrasi modeli var oldukça her türlü hile ve taklanın, ayak oyunları ve karmaşanın partilerin yaşam biçimi olması kaçınılmazdır ve öyle de olmaktadır. Partili deneyimin son kertede otoriter ve totaliter rejimler üretmesi, en mülayim ve sempatik kişiliklerin dahi partili deneyimde güç sahibi olduklarında diktatörleşmekten başka çarelerinin olmadığı ve olamayacağı kesindir ve tarih bu gerçeklikler ile doludur.

Son iki asırlık partili düzen ve demokrasi deneyimlerinin bize gösterdiği yegane gerçeklik bu partili gömleğin toplumların bedenine uymadığı ve rahatsızlık verdiği gerçeğidir.

“Sağlıklı Topluma Giden Yol” adlı kitabımda bu konuda geniş izahlar yaptıktan sonra insan soyuna partisiz bir anayasal demokrasi geliştirmeleri konusunda öneri yapmış ve çağrıda bulunmuştum.

İnsan soyu artık partilerin olmadığı bir modeli geliştirmeyi başarmalı ve partili deneyimi terk ederek bu yükten ve bu belaya dönüşmüş karmaşadan kurtulmalıdır.

Partisiz Anayasal Demokrasi önerim insan soyunun ahlaklı ve onurlu bir düzen ve yaşam geliştirmesi için biricik çıkış yoludur.

Ulusları, toplumları ve tüm insan popülasyonunu bilim – bilgi yönetmelidir. 

İnsan türünün ahlaklı bir dünya ve toplum yaşamı kurması ancak partileri terk etmesi ile mümkündür.

Bilim insanlarından, seçimle, oluşan meclisin ve bu meclisin kendi içinden seçtiği yürütmenin süre sınırlı yönetimine dayanan Partisiz Anayasal Demokrasi model önerimin er yada geç insanlık ailesince benimseneceğine inanıyorum.

Partili demokrasi deneyimi neden olmaz- olmadı ve neden olmuyor?

Bu partili deneyimin bütün dünyada ulusları sıkboğaz ettiği, huzursuz ve mutsuz ettiği, kutuplaşma ve toplumda düşmanlaşma yarattığı, nefret duygusunu toplumda başat duygu haline getirdiği, her türlü yalan ve dolanın zemini olduğu… vb. artık gün gibi, Güneş gibi açıktır ve ortadadır.

Bu durumun insan doğası ile bağı- bağıntısı var mıdır ? Evet vardır.

İnsan doğası biyo-genetiği itibarı ile kötücül bir yazılıma sahiptir ve bencil eksenli yazılımından kaynaklı olarak doğuştan kötücüldür. 

Topluma ve toplumcu olan her şeye karşıt bir eksene sahiptir.

Bir örnek üzerinden insan doğasının partili demokrasi zemininde nasıl davranışlar geliştirdiği ve ne tür hallere girip çıktığını ortaya koyarak anlamaya çalışalım.

Adam yıllarca bir partinin başkanlığını yaptıktan sonra sandıkta rakibine yeniliyor. Yenilgiyi asla kabul etmiyor. Hazmetmiyor. Saygılı olmayı aklından geçirmiyor.

Neden böyle davranıyor?

Çünkü ona göre; “En iyi insan ve en iyi yönetecek olan, en layık olan, en bilen, en uygun olan, en üstün olan kendisidir.”

Sandıkta kendisini oy çokluğu ile yenen rakibini kutlayıp ona yardımcı olacağına kolları sıvayıp karşı faaliyete, dört nala, başlıyor. Toplumda oluşan psikolojiyi hiç önemsemiyor. Sandıkta çıkan sonuca saygısız davrandıkça toplumun gözünden ve gönlünden düşüyor. Gözden ve gönülden düştükçe daha da hırçınlaşıyor. Rakibini saf dışı bırakmak ve koltuğa kurulmak için her şeyi yapıyor. İsterse bütün toplum kendisinden nefret eder hale gelsin. Umurunda değil! Bir hukuk kararını duyar duymaz hemen profilini değiştirip kendini Genel Başkan olarak konumlandırıyor sosyal medyasında. Bu ne acele! Bu ne hız? Sandıkta yenilmişsin, yeni bir sandık da kurulmuş değil. Yani yeni bir seçimle seçilmiş de değilsin. 

İyi de mübarek adam neye isnaden Genel Başkan etiketine büründün.

İnsanda biraz utanma olmaz mı?

Evrensel sosyal duyguları ( Utanma, empati, vicdan, merhamet, muhakeme, mukayese, sevgi, saygı, ahlak, etik vd. ) bir yana attığınızda geride utanmayan bir kişilik kalır.

Utanma duygusu yanlışlar yapmamızı önleyen geliştirici bir duygudur. Etik olmayan bir davranışa saplanmamızı önler çoğu zaman. Utanma duygusu olmadığında bencil doğamız bizi hayvansal derekeye düşürebilir. Bu bakımdan aile ve okul eğitiminin başından itibaren çocuklara bu sosyal duygunun ( utanma ) kazandırılması büyük önem taşır. Müfredata ders olarak konulması düşünülmelidir.

Bütün bu gelişmeleri ( gezegenin her yerinde, toplumlarda, insanların nasıl insancık haline düştüklerini, utanmazlığı nasıl da gömlek olarak giyindiklerini ) gördükçe partilerin olmadığı bir dünya önerimin ne denli gerekli olduğuna olan inancım bir kat daha artıyor.

İnsanlık ailesinin bu ihtiyacı ( Partisiz Anayasal Demokrasi Model önerimi ) er geç geliştireceğine olan inancım gittikçe artıyor.

Partisiz bir Dünya ve Demokrasi umuduyla…

Doğan Karaağaç

Editör: Elif Ünal Yıldız

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

Barışçıl ve Yaşanılır Bir Dünya İçin Çabalamalıyız.

Yorumlar (1)

  1. Yıldız TEK GAMLI
    • 26/05/2026

    umarım insan sadece insan olarak ve dünya bilincini koruyarak yaşamayı öğrenir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Doğan KARAAĞAÇ

1963 yılında Diyarbakır'a bağlı Çermik İlçesinin Ekrek (Köksal) köyünde çiftçi bir ailenin onuncu çocuğu olarak yaşama gözlerini açtı. İlk ve ortaokulu Çermik'te, sağlık kolejini Van'da okudu. Toplumcu- gerçekçi çizgide yazan yazarın; O Dağ Yürekli (2011 yılında) Sewat (2012 yılında) adlı şiir kitapları yayınlandı. Cendere adlı ilk romanı Ağustos 2020'de Cendere 2 adlı romanı 2021'de Alan yayıncılıktan çıktı. Cendere 3 adlı roman yazımını sürdüren yazarın Nisan 2023'te sağlıklı topluma giden yolu ve yeni bir yaşam modelinin önerisini ve insan doğasına dair yeni tezlerini de içeren İNSAN DOĞASI VE BÜYÜK ÜTOPYA adlı kitabı Alan yayıncılık tarafından yayınlandı. İNSAN DOĞASI VE KAOSTAN ÇIKIŞ adlı yeni bir çalışmayı sürdüren yazar, DİLSİZ DÜNYA adlı bu çalışması ile insanlık ailesinde doğru bir hayvan sevgisini yaratmayı amaçlamış ve doğru yaklaşımı tanımlamaya çalışmıştır. Türkiye PEN üyesi olan yazar iki çocuk babasıdır.