Ayakta Kalanlara Dair
- Yazar: Eren Alaşa
- 19 Ocak 2026
- 29 kez okundu
AYAKTA KALANLARA DAİR
Bu yazı güçlü olanlar değil,
Güçlü olmak zorunda bırakılanlar için…
Kimse durup “Ne kadar yoruldun?” diye sormadığı halde
Ayağa kalkanlar için…
Dinlenmenin lüks, yıkılmanın yasak olduğu hayatlarda
Omuzlarını sırt çantası gibi taşıyanlar için.
Ayakta kalmak bazen bir başarı değil, mecburiyettir.
Ve mecburiyet, alkışlanmaz.
Çünkü insanlar sonucu sever;
Yolda kanayan dizleri görmezden gelir.
Bazıları çocukken büyümek zorunda kaldı.
Bazıları sevilecek vakti hiç bulamadı.
Bazıları her düştüğünde “Kalkmak senin işin” denilerek
Yalnız bırakıldı…
Ve her seferinde kalktılar.
Çünkü başka çare yoktu.
Ayakta kalanlar genelde sessizdir.
Çünkü ses çıkarmanın bedelini çok erken öğrenmişlerdir.
Çünkü ağladıklarında susturulmuş,
Yorulduklarında küçümsenmişlerdir.
Bu yüzden güçlü görünürler.
Oysa sadece hayatta kalıyordur.
Kimseye anlatamadıkları hikâyeler taşırlar.
Geceleri içlerine çöken ağırlığı,
Gündüzleri gülümsemeyle örterler.
“İyiyim” demeyi bir refleks,
“Yardıma ihtiyacım var” demeyi
Tehlikeli bir açıklık olarak görürler.
Ama şunu bilmek gerekir:
Ayakta kalmak, iyileşmek değildir.
Güçlü görünmek, sağlam olmak anlamına gelmez.
Ve herkesin bir gün oturmaya,
Birinin “Artık ben buradayım” demesine ihtiyacı vardır.
Bu yazı bir övgü değil.
Bir hatırlatma.
Sen kırılmadın diye değil,
Kırıldığın halde düşemediğin için buradasın.
Bu utanılacak bir şey değil!
Eğer hâlâ ayaktaysan,
Senin yenilmez olduğun anlamına gelmez.
Sadece çok uzun süre
Tek başına kaldığını gösterir.
Bir gün, ayakta kalmak zorunda kalmadığın bir hayatın olsun.
Bir gün, dinlenmenin suç sayılmadığı,
zayıflığın insanlıktan çıkarılmadığı
Bir yer bul…
O güne kadar
Ayakta kalan herkes için
Sessiz bir saygı duruşu bu…
Eren Alaşa
Editör: Elif Ünal Yıldız
Daha önceki yazılarımı okudunuz mu?

[…] Ayakta Kalanlara Dair […]