Kaybolan Erdemlerin Sessiz Çağı
- Yazar: Uğur Tokuş
- 8 Ocak 2026
- 22 kez okundu
Kaybolan Erdemlerin Sessiz Çağı
Garip bir zamandayız.
İnsanlık belki de hiç bu kadar imkâna sahip olmamıştı. Ama aynı anda hiç bu kadar eksik de kalmamıştı. Bilgi her yerde. Her şey elimizin altında. Bir tuşa basıyoruz ve cevap geliyor. Ama nedense doğru sorular gelmiyor artık aklımıza.
Bir şeyler hızlandı. Çok hızlandı.
Ama hızlanan her şey ilerlemiyor. Bunu pek konuşmuyoruz.
Eskiden erdem, insanın kendisiyle yaptığı bir anlaşmaydı. Kimse görmese bile bozulmazdı. Şimdi ise çoğu şey gibi erdem de vitrine çıktı. İşimize yaradığı sürece orada duruyor. Zorlaştığı anda sessizce kaldırılıyor. Kimse “yanlış yaptım” demek istemiyor. Çünkü bu çağda yanlış yapmak değil, yanlış yaptığını kabul etmek riskli.
Dürüstlük…
Eğer kazandırıyorsa güzel.
Kaybettiriyorsa gereksiz.
Sabır mı? Vakit kaybı.
Merhamet mi? Fazla duygusal.
Böyle böyle kelimelerin içi boşaltıldı. Değerler değil, sadece isimleri kaldı.
Sabır mesela. Bir zamanlar insanın kendine hâkim olabilmesiydi. Şimdi beklemek neredeyse bir kusur. Her şey hemen olsun istiyoruz. Hemen anlaşılayım. Hemen sonuç alayım. Beklemek zor geliyor çünkü beklerken insan kendisiyle kalıyor. Ve çoğu insan, kendisiyle kalmaktan hoşlanmıyor.
Öfke ise her yerde. Ama kimse buna şaşırmıyor artık.
Tahammül azaldıkça, bağırmak normalleşti.
Kırmak, dökmek, incitmek… “Haklıysam olur” deniyor.
Oysa haklı olmak, incitme izni vermezdi eskiden.
Vicdan hâlâ var. Buna inanıyorum.
Ama sesi çok kısık.
Çünkü bu çağ sessizliği sevmiyor.
Telefonlar, bildirimler, gürültüler… İç sesin konuşmasına izin vermiyor. Yanlışa alışmak kolaylaştı. Kalabalık ne yapıyorsa doğru o sanılıyor. “Herkes böyle” cümlesi, en güçlü savunma hâline geldi. Kötülük böyle yerleşiyor. Yavaşça. Bağırmadan.
Bir de sorumluluk meselesi var.
Ortada bir sorun var ama ortada sorumlu yok.
Herkes sonuç istiyor. Kimse bedel istemiyor.
Herkes mağdur. Fail yok.
Bu tesadüf değil. Bu bir karakter erozyonu.
Merhamet… Belki de en çok kaybettiğimiz yer burası. Güçlü olmak, sert olmak sanılıyor. Başarılı olmak, acımasız olmakla karıştırılıyor. Empati, zayıflık gibi duruyor. Oysa merhametin olmadığı yerde düzen kurulsa bile adalet kurulmaz. Kurallar işler ama insan eksik kalır.
Bu çağ kendini göstermeyi çok seviyor. Görünmeyen şey değersiz sayılıyor. Alçakgönüllülük sessiz olduğu için fark edilmiyor. Bilgelik bağırmadığı için duyulmuyor. Gürültü kazanıyor. Derinlik kayboluyor.
Erdemler kaybolmadı aslında.
Bırakıldılar.
Çünkü erdem emek ister.
Çünkü insanı rahatsız eder.
Çünkü aynaya bakmayı zorunlu kılar.
Ve belki de en zor olan bu:
Aynaya bakmak, kendinle yüzleşmek.
Belki sorun çağda değil.
Belki sorun, bu kadar kolaylığa bu kadar çabuk teslim olan insanda.
Erdemler eski değerler değil. İnsan olmanın asgari şartları.
Onları kaybeden toplumlar ilerlemiş olmaz. Sadece hızlanmış olur.
Ama hız…
Yön değildir!
UĞUR TOKUŞ
GENEL YAYIN YÖNETMENİ: ELİF ÜNAL YILDIZ
EDİTÖR: HAKAN DİNÇAY
Daha önceki yazılarımı okudunuz mu?
