Hangimiz Masumuz ?

Hangimiz Masumuz ?

Hangimiz Masumuz?

Yaşam boyu mücadele içinde olan insan, yaşayan ve düşünen bir varlık olarak en özel yaratılış biçimine sahiptir. Nefes alan, gören, duyan, seven, sevilen, acıma ve merhamet duygusunun bir yaratılışın, bir doğumun adıdır insan.

Hepimiz anne rahmine düştüğümüz ilk andan itibaren hayat boyu sürecek bir mücadele başlar, aslında kader ağlarını örmeye başlamıştır. İlk ağlama sesi, ilk gülücükler, tüm kötülüklerden habersiz büyürüz…

Acımasız bir dünyaya karşı kürek çekmek, anne- baba olmak ya da hiç evlenmemiş olmak, inanın bunun bir önemi yok. Neden mi? Empati duygusunu yitirmiş her bir insan, aslında yaşamda var olmamıştır; ham bir kişilik, tamamlanmamış bir yaşamdır.

Kimi paradan, kimi mal mülkten başını kaldıramaz; kimi insan da yaşamdan çok şey öğrenmiştir.

Doğduğumuz günden bu yana hangimiz kalp kırmadık ki? Annemize, babamıza, kardeşimize, eş ve çocuklarımıza, dostlarımıza kadar… Hatta kendimize bile haksızlık etmedik mi? O yüzden masum değil insanoğlu.

Çok gezmek, çok görmek, çok da okumak değil asıl mesele; günümüzdeki ayrıştırıcı ve birbiriyle iletişim bile kuramayan, nefret dilini sürekli kullanan toplumlar, insanlıktan kopmaya başlar. “Falanca hasta, bana ne,” “Filanca ölmüş, hiç umurumda değil,” diyen bencilleşmiş, para kazanma hırsıyla insanlığından çıkmış bir nesil…

Peki, sorarım sizlere: Siyasetten sivil topluma, spordan magazinden kara para aklayan şirketlere kadar… Adalet yok! Hukuk yok! Saygı yok!  Sevgi yok!… İnsanlığımız yok edilmiş. Sürekli ölüm, ölüm… Elbette bu hayatın bir sonu var. Merhamet ve acıma duygumuza ne oldu? Ev sahibi kiracısına acımaz, kiracı aynı şekilde ev sahibine acımaz. Bir azgınlık, kör olmuşluk hâkim güzel ülkemize. Ne oldu da bu hâle geldik?

“Aman bana kimse ilişmesin, aman parama kimseler dokunmasın, sermayem artsın, büyüsün, topraklarımız satılsın… Emekli aç kalmış, hastalar tedavi olamamış, yoksulluk ve hayat pahalılığı artmış. Kimin umurunda?”

Gerek yaşamımızda gerekse ülkemizdeki yangın çok büyük bir boyutta. Çocuk yaşta kaçak çalıştırılan işçiler, MESEM öğrencisi stajda iş kazasında ölür, madende göçük, yolda kaza olur, ölür insanımız… Sizce de fazla normal değil miyiz?

Hangimiz masumuz ey insanoğlu? 

Bunu hiç kendinize sordunuz mu?

Yusuf Dal 

Editör: Yıldız TEK GAMLI

Diğer Yazılarımı Okudunuz mu?

DALINDA YAPRAK ÖZÜNDE İYİLİK OLSUN

 

Yorumlar (0)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yusuf DAL

Kuaförden Şaire: Hayatın Renklerini Anlatan Bir Yolculuk 33 yıllık kuaförlük serüveniniz ve şiire olan tutkunuzun kesiştiği noktada, hayatınıza bambaşka bir renk katmışsınız. Çeşitli sosyal medya hesaplarında paylaştığınız şiirlerinizle duygularımı ve yaşam bakış açınızı okurlarla buluşturuyoruz. İzmir Bir Melek Bin Melek Olsun Dayanışma Derneği yönetim kurulu başkanlığı görevini 3 yıldır başarıyla yürütüyorsunuz. Evli ve 11 yaşında bir kızınız olması hayatınıza sevgi ve anlam katıyor. İzmir Bornova'da yaşarken şiirlerimle ihtiyaç sahibi çocuklara destek olmaya devam ediyorum. Sizin hikayeniz, tutkunun ve dayanışmanın bir araya gelmesiyle ortaya çıkan ilham verici bir örnek. Kuaförlük mesleğindeki deneyimlerinizin ve şiire olan sevginizin harmanlanması, özgün ve duygusal bir dil oluşturmanızı sağlıyor. Hayatın renklerini şiirlerime yansıtarak okurları duygulandırmak ve düşündürmek. Dayanışma ve yardımseverlik ruhunu şiirlerimede yayarak, ihtiyaç sahibi çocuklara destek olmak tek hedefim.