Sessiz Çocuk

Sessiz Çocuk

SESSİZ ÇOCUK

3. Bölüm

Arda’nın Sırrı 

 

Bir hafta önce…

Kasım ayının ortalarıydı. Hava, mevsime göre çok da soğuk sayılmazdı. Adem sabah gözlerini açmış ama henüz yatağından kalkmamıştı. Sabahları birkaç dakika daha yatağın sıcaklığının tadını çıkarmayı çok severdi. Tam o sırada kapısı çalındı.

“Uyandın mı uykucu?” diye seslendi babası.

“Uyandım baba.”

“Tamam oğlum. Annen kahvaltıyı hazırladı. Hadi kalk beraber kahvaltımızı yapalım.”

“Geliyorum baba.”

Adem birkaç dakika sonra yatağından kalktı. Üzerini değiştirip elini yüzünü yıkadıktan sonra mutfağa geçti. Annesinin hazırladığı poğaçalar, yumurta ve çay masada onu bekliyordu. Adem büyük bir iştahla kahvaltısını yaptı. Bir süre sonra okul servisinin sesi duyuldu.

“Ben çıkıyorum!” diye seslenerek çantasını aldı.

“İyi dersler oğlum,” dedi annesi.

Adem evden çıktı. Servis şoförü Melek Hanım kapıyı açtı. Adem servise binip her zamanki gibi en arka koltuğa geçti. Bazı öğrenciler yine onunla dalga geçmeye başladılar. Adem artık eskisi kadar tepki vermiyordu. Elif Öğretmen’in söylediklerini hatırladı.

“Daha değil Adem… Daha değil!”

Kendi kendine bunu tekrarlayarak sakin kalmaya çalıştı. Servis okulun bahçesine girdiğinde bütün öğrenciler aşağı indi. Adem de çantasını alarak servisten ayrıldı. O gün ilk iki ders boştu. Adem’in aklına hemen okulda huzur bulduğu tek yer geldi. Okulun arka tarafında, ağaçların arasında kimsenin pek uğramadığı küçük bir alan vardı. Adem zaman zaman oraya gidiyor, tek başına kitap okuyordu. Ağaçların arasına geçti. Daha önceden oraya bıraktığı kartonu aldı, yere güzelce serdi ve üzerine oturdu. Çantasından kitabını çıkardı. Sessizliğin içinde kitabını okumaya başladı. 

On, belki on beş dakika geçmişti ki uzaktan bazı sesler duydu. Adem başını kitabından kaldırdı. Birileri konuşuyordu. Önce önemsemedi. Fakat seslerden birini tanıyınca dikkat kesildi: Arda. Kendisine zorbalık yapan çocuklardan biriydi. Adem kitabını kapattı ve bulunduğu yerden sessizce baktı. Arda’nın yanında üç kişi vardı. Adem onları daha önce okulda hiç görmemişti. Konuşmalarını tam olarak duyamıyordu. Ancak üç kişinin Arda’yı sıkıştırdığı belliydi. Sonra içlerinden birinin elindeki şeyi gördü. Adem’in kalbi hızla çarpmaya başladı:Bıçak.

“Ne yapıyor bunlar?” diye fısıldadı.

Bir an bulunduğu yerden çıkıp bağırmayı düşündü ama korktu.

– Ya beni görürlerse?

– Ya bıçaklı çocuk Arda’yı yaralarsa?

– Ya benim de başım derde girerse?

Adem kıpırdamadan onları izlemeye devam etti. Bıçaklı çocuk Arda’ya iyice yaklaştı. Bıçağı boğazına doğru tuttu.

“Bu son,” dedi. “Bir hafta sonra geldiğimizde o parayı bulamazsan…”

Cümlesini tamamlamadı. Tamamlamasına da gerek yoktu. Arda’nın yüzündeki korku her şeyi anlatıyordu. Bıçaklı çocuk arkadaşlarına döndü.

“Hadi gidelim.”

Üçü birlikte oradan uzaklaştı. Adem hâlâ saklandığı yerdeydi. Arda ise olduğu yerde kalmıştı. Etrafına bakındıktan sonra ellerini başının arasına aldı.

“Ben ne yapacağım?” diye söylendi.

Bir süre sessiz kaldı.

“O kadar parayı nereden bulacağım?”

Adem, Arda’yı ilk kez böyle görüyordu. Okulda kendisiyle dalga geçen, arkadaşlarının yanında güçlü görünmeye çalışan Arda gitmiş; yerine korkudan ne yapacağını bilemeyen bir çocuk gelmişti. Adem ayağa kalkmayı düşündü. Yanına gidip,

“Her şeyi gördüm,” demek istedi ama yapamadı.

Tekrar oturdu. Sustu. Olanları kimseye anlatmadı. Ne annesine… Ne babasına… Ne de Elif Öğretmen’e.

Ta ki o gün gelip çatana kadar.

Ta ki bıçak kemiğe dayanana kadar…

Adem artık kendisini de bu olayın içinde hissediyordu. Sanki bir girdabın içine düşmüş, çırpındıkça daha derine çekiliyordu. Bir tarafta kendisine zorbalık yapan Arda vardı. Diğer tarafta Arda’nın boğazına bıçak dayayan üç kişi. Ve artık sadece birkaç gün kalmıştı. Adem daha fazla dayanamadı. Elif Öğretmen’in odasının önüne geldi. Kapıyı çaldı.

“Gel.”

Adem kapıyı açtı.

“Hocam… Sizinle bir konu hakkında konuşmak istiyorum.”

Elif Öğretmen Adem’in yüzündeki endişeyi hemen fark etti.

“Tabii Ademciğim. Gel, otur.”

Adem masanın karşısındaki deri döşemeli koltuğa oturdu. Elif Öğretmen bilgisayarını bir kenara bıraktı.

“Seni dinliyorum Ademciğim. Sorun ne?”

Adem ellerini birbirine kenetledi.

“Sorun ben değilim hocam.”

“Kim?”

“Arda.”

Elif Öğretmen şaşırdı.

“Arda mı?”

“Evet hocam.”

“Sana zorbalık yapan Arda’dan mı bahsediyorsun?”

Adem başıyla onayladı. Elif Öğretmen’in aklına ilk gelen şey yine Adem’e bir şey yaptığıydı.

“Ne yaptı Adem?”

Adem başını kaldırdı. Kelimeler ağzından güçlükle çıkıyordu.

“Bu sefer bana bir şey yapmadı hocam.”

Elif Öğretmen kaşlarını çattı.

“O zaman ne oldu?”

Adem derin bir nefes aldı.

“Arda’nın başı büyük belada.”

“Ne demek istiyorsun?”

“Başına kötü bir şey gelecek hocam…”

Adem’in sesi titremeye başladı.

“Siz yardım etmezseniz…”

Elif Öğretmen koltuğundan kalktı. Masanın arkasından çıkarak Adem’in karşısındaki koltuğa oturdu. Artık bütün dikkati Adem’deydi.

“Tamam,” dedi sakin bir sesle. “En başından anlat.”

Adem birkaç saniye sustu. Sonra bir hafta boyunca içinde tuttuğu sırrı anlatmaya başladı.

“Geçen hafta ilk iki dersimiz boştu hocam. Ben okulun arkasındaki ağaçların arasına kitap okumaya gitmiştim…”

Elif Öğretmen sözünü kesmeden dinliyordu.

“Sonra Arda’yı gördüm. Yanında üç kişi vardı. Onları daha önce hiç görmemiştim.”

“Sonra?”

Adem yutkundu.

“İçlerinden birinin elinde bıçak vardı hocam.”

Elif Öğretmen’in yüzü bir anda ciddileşti.

“Bıçak mı?”

Adem başını salladı.

“Bıçağı Arda’nın boğazına dayadı.”

Elif Öğretmen artık tek kelime etmiyordu.

“Bir hafta süre verdiler. Para istiyorlar. Eğer parayı bulamazsa…”

Adem sustu.

“Geri kalanını söylemediler hocam.”

Elif Öğretmen gözlerini Adem’den ayırmadan sordu:

“Bu olay tam olarak ne zaman oldu?”

Adem düşündü. Sonra gözleri büyüdü. Bir anda koltuğunda doğruldu.

“Hocam…”

“Ne oldu?”

Adem’in yüzünün rengi değişmişti.

“Bir hafta bugün doluyor.”

 

Devam edecek…

Soner Irmak

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

SESSİZ ÇOCUK

 

 

 

 

Yorumlar (2)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    sonunu heyecanla bekliyorum…

  2. Ozan Kasım KOL dedi ki:

    Bayağı meraklandım. Kaleminize, yüreğinize sağlık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Soner IRMAK

1982 KOCAELİ/GEBZE doğumlu altı çocuklu bir ailenin en küçük çocuğuyum. Çocukluğum Gebze'de geçti. Bekarım lise mezunuyum. Özel bir şirkette tam zamanlı çalışıyorum. Kalemin gücü platformunda kitap çılgınlar kitap kardeşliğinde bulunuyorum. Yazar ve şairler (YAZŞADER) derneğinin KOCAELİ İl temsilcisi olarak görev aldım. Özel bir sebepten dolayı (YAZŞADER) derneğinden ayrılma kararı aldım. YAZŞADER derneği adı altında ADANA BURSA İSTANBUL TÜYAP kitap fuarları dahil birçok kitap fuarlarına da katılım sağladım. Babamı akciğer rahatsızlığından dolayı kaybettim ve kendimi en iyi şiirle anlatabileceğimi hissettim. Şiir yazmak bana bir terapi gibi geldiğini hissedince yazdığım şiirleri kitap hali fikri doğdu ilk şiir kitabım olan HAYATIMDAKİ SAYFALAR isimli şiir kitabımım doğdu. Yazmaya doymadım yazdıklarımı ikinci şiir kitabımla taçlandırmak istedim ve ANKA’NIN GÖZYAŞLARI isimli şiir kitaplarım doğdu. Bu arada SPOTİFY ve 250 platformda kendi sesimle kendi yazdığım şiirleri seslendirdim. Ayrıca şarkı sözü de yazıyorum. Bu yolda beni yalnız bırakmayan İbrahim AKDENİZ kardeşime sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.