ÖĞÜT
- Yazar: Ozan Kasım KOL
- 14 Ağustos 2026
- 13 kez okundu
ÖĞÜT
Öğüt aldık biz de. Bundan yıllar önce diye başlanır bazı anılar… Ben de öyle başlayayım. Sanırım ben 10, kardeşim 7 yaşındaydık.
Bir sonbahar sabahı erkenden uyanmıştık. Hava serindi ama soğuk değildi. İkimiz de kısa kollu tişörtler giymiştik. Canımız çok sıkılıyordu. Şimdi tuhaf gelebilir ama o yıllarda köyümüzde elektrik yoktu.
Dolayısıyla televizyon, tablet, bilgisayar gibi şeyler de yoktu. Kardeşimle dolaşmaya karar verdik. Bağ bahçe gezerken çamurlu bir yere geldik. Dikkatle geçmeye çalışırken kardeşim bana çamur attı. Ben de ona attım.
Üstümüz başımız çamur içinde kaldı. O sırada içme suyu için kullandığımız kuyunun önüne vardık. Kuyudan su çekip tişörtlerimizi yıkadık. Ama ıslak giysileri giyemezdik.
Tişörtler elimizde, ormanın kenarına vardık. Yerler sararmış yapraklarla doluydu. Kardeşim cebinden bir kibrit çıkardı. “Burada ateş yakalım, tişörtleri kuruturuz,” dedi.
Kuru yaprakları ve çalıları topladık. Kibritle tutuşturduk. Güzel bir ateşimiz oldu. Tişörtleri kurutmaya çalışırken ateş çevredeki yaprakları da sardı. Ne yaptıysak durduramadık.
Alevler ormana ulaştı, yangın başladı. Dumanı gören komşular koştu. Annem, halam, babaannem ve diğerleri seferber oldu. Biz ise suçlu olduğumuz için kaçtık, başka bir ormana gizlendik.
Bir süre sonra halamın sesi duyuldu:
— Çocuklar, yeter artık. Çıkın saklandığınız yerden. Söz veriyorum kimse size dokunmayacak. Tereddüt ettik. Hem hava kararıyordu hem açlıktan bitap düşmüştük. Ama halam güvence veriyordu.
O sözünü tutardı. Yaşça babamdan büyüktü, biraz kabadayı tarafı da vardı. Sonunda halamın yanına gittik. Önce karnımızı doyurdu, sonra yatırdı. Açlık ve korkudan yorgun düşmüştük, hemen uyuduk. Sabah uyandığımızda herkesin öfkesi geçmişti. Evde her şey normale dönmüştü.
Aslında büyük bir hata yapmıştık. Yaptığımız düşüncesiz hareket çevredeki ormanları da yakabilirdi. Neyse ki erken müdahale ile zararsız atlatıldı. O günden sonra “Ateşle oyun olmaz” sözünün ne kadar doğru olduğunu öğrendik.
Yıllar sonra bu olayı şiire döktüm.
ÖĞÜT
Mevsim güz bahara özdeş
Daha yeni doğdu güneş
Sabah kalktık iki kardeş
Dedik biraz gezelim mi?
Hepsinin var aydın yüzü
Bekliyor bağ bahçe bizi
Çamurda bıraktık izi
Dedik biraz ezelim mi?
Daha sabah gözler mahmur
Sanki çiğniyoruz hamur
Şaka deyip attık çamur
Çocuk aklı azalım mı?
Sayamadık beşi onu
Belli oldu işin sonu
Çamurla bitirdik anı
Anı andan süzelim mi?
Gözlüyorken şuyu buyu
Önümüzde var bir kuyu
Biz içinden çekip suyu
Temizliği sezelim mi?
Temiz tişört ıslak kaldı
Ormana doğru yol daldı
Kardeşim kibriti aldı
Alevleri dizelim mi?
Alev büyük yandı orman
Olmadı tişörte derman
Hemen kaçtık biz o zaman
Dengeleri bozalım mı?
İmece verdi dermanı
Söndürdüler bak ormanı
Bize de ceza fermanı
Saklanmaktan bezelim mi?
Bize sağlayacak yarar
Saklanmaya verdik karar
Görmek istemeyiz zarar
Büyüklere kızalım mı?
Affettirdi halam suçu
Bizler ondan aldık gücü
Karnımız açların açı
Yemek yiyip sızalım mı?
Ozan Kasım hayat küsur
Olay oldu geçen asır
Yaptığımız büyük kusur
Öğüt diye yazalım mı?
Ozan Kasım Kol
Diğer yazılarımı okudunuz mu?

hocam anılarınız ve anılara yazdığınız şiirler… apayrı bir yetenek… kaleminize sağlık…
Çok teşekkür ederim Hocam