Kıskançlık Duygusu

Kıskançlık Duygusu

Kıskançlık Duygusu

Kıskançlık duygusu, yaygın olarak birine veya bir şeye verilen değerin temel göstergesi olarak görülse de, bu anlayış tamamen doğru değildir.

Gerçekte, kıskançlık sevgi veya sahiplenmenin değil, birini veya bir şeyi kaybetme korkusu ve güven eksikliğinden kaynaklanır.

Bu duygu, kişinin sahip olduğu bir şeye yalnızca kendisinin sahip olma veya onu kendine saklama endişesi olarak tanımlanabilir.

Bu bağlamda, felsefeci Spinoza’nın “Kıskançlık, kişinin halihazırda elde etmiş olduğu bir şeye tek başına sahip olma veya o şeyi kendisine saklama endişesidir” sözleri, kıskançlık duygusunun doğasını anlamak için söylenen sözlerden en iyilerindendir.

Romantik ilişkilerde, bir kişinin partnerinin başkasıyla samimi ilişkisini fark etmesi veya öğrenmesi, bu kişide haksızlık hissi ve partnerinin artık kendisine yeterli olmadığına dair bir güvensizlik duygusu uyandırabilir.

Bu durum, kişiyi partnerinin diğer kişiyle olan yakınlığını kendisine yönelik bir tehdit olarak algılamaya ve buna karşı kıskançlık tepkileri göstermeye itebilir.

Kıskançlık, partnerin sevgi, ilgi ve sadakatinin azalacağı ve kendisine olan değerin düşeceği endişesiyle beraber gelir. Bu, kişinin kendini yetersiz hissetmesine ve partnerin diğer kişiye olan ilgisini kendi aleyhine yorumlamasına neden olur.

İş yerinde bir çalışanın başka bir çalışanın terfi almasını kıskanması veya bir kardeşin diğer kardeşini daha çok ilgi gördüğü için kıskanması gibi durumlar da kıskançlık örnekleridir.

Bu örneklerde, kıskançlık duygusu, kişinin kendini diğerleriyle kıyaslaması ve yetersizlik hissetmesiyle tetiklenir. Bu durumlar, bireyler arasında haksızlık algısı ve güvensizlik duygusunun oluşmasına neden olur.

Kıskançlık sadece kültürel etkilerden kaynaklanmaz; bazı duygusal tepkiler gibi, genetik olarak programlanmış ve aktarılabilir.

Ancak, çok sayıda kişi duygusal beyin tarafından üretilen cinsel dürtüler, açlık, susuzluk, öfke ve kıskançlık gibi duyguları kontrol edememektedir. Bu nedenle, kıskançlık, bir kişinin veya bir şeyin kaybetme korkusu veya paylaşamamaya dayanan karmaşık bir koruma tepkisi olarak tanımlanabilir.

Sonuç olarak, kıskançlık genellikle bir durumu veya kişiyi kabul etmeme duygusuyla ilişkilendirilir ve genellikle başkalarının sahip olduğu şeylere veya ilişkilere duyulan özlemle bağlantılıdır. Ancak kıskançlık her zaman mantıklı veya gerçekçi olmayabilir.

Örneğin, ebeveynlerin çocuklarına karşı kıskançlık duyması beklenmez çünkü ebeveynler çocuklarını kabul etmiştir ve onlara sevgiyle yaklaşırlar.

Kıskançlık, kişinin kendini başkalarıyla kıyaslaması ve onların sahip olduklarına odaklanmasıyla daha çok ilişkilidir. Bu duyguların üstesinden gelmek ve sağlıklı bir yaşam sürdürmek için, kendimizi ve başkalarını objektif bir şekilde değerlendirmek, benlik değerimizi sağlam temellere oturtmak ve başkalarının başarılarına sevinmek önemlidir. Bu, daha tatmin edici bir yaşam sürdürmek için atılması gereken önemli bir adımdır.

Geniş bilgi için ‘Doğru Bilinen Yanlışlar’ adlı kitabımdaki ‘Kıskançlık’ bölümüne bakabilirsiniz.

“Kıskançlık, kendi yüreğimizde büyüttüğümüz bir canavardır”

 Murat Çatal

Kaynakça

Yaşar Ateşoğlu, Doğru bildiğiniz yanlışlar, 145.

Benedictus Spinoza, Kısa inceleme, çev. Emine Ayhan (Dost Kitabevi, 2015), 100.

Bruce Hood, Evcilleşmiş beyin, çev. Aysun Arslan (Yapı Kredi Yayınları, 2016), 158.

Carl Sagan ve Ann Druyan, Atalarımızın gölgesinde, çev. Ayça Türkkan (Say Yayınları, 2015), 215.

Sinan Canan, Değişen beynim, 137.

H. Andaç Demirtaş, “Yakın ilişkilerde kıskançlık (bireysel, ilişkisel ve durumsal değişkenler)”, 3.

Murat Çatal, Doğru bilinen yanlışlar (Sınırsız Kitap, 2023).

 

Murat ÇATAL 

Baş Editör: Elif ÜNAL YILDIZ 

Bir Önceki Yazımı Okudunuz mu?

DİN VE TANRI KAVRAMI ÜZERİNE

KADIN VE ERKEK BEYİN FARKLILIKLARI VE HORMON ETKİLERİ 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar (2)

  1. Yıldız TEK GAMLI
    • 28/02/2024

    Kıskançlığın ilkel bir duygu olduğunu düşünüyorum bilgilendirme için teşekkürler hocam

  2. Bekir SEVİK
    • 26/02/2024

    Kıskançlık deyince ilk akla gelen her zaman sevgililer arasında olandır galiba. Kıskançlığı abartmak ilişkiyi yıpratır, sanırım bunda hepimiz hem fikirizdir. Kısacası kıskançlık iyi birşey değildir; ama öte yandan, dünyada eşini kıskanmayan tek canlı domuzdur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Murat ÇATAL

Almanya’da yaşamaktadır. Araştırmaları, Antropoloji alanındadır. ‘Tanrıların Gizemi’, ‘Doğru Bilinen Yanlışlar’, ‘Alevi Ritüellerinin Kökeni’ ve ‘Die Ursprünge der Alevitischen Rituale’ adlarında dört antropoloji araştırma kitabı bulunmaktadır.