İyiliğin Çorak Çatlağı
- Yazar: Şadan Köse
- 26 Kasım 2025
- 34 kez okundu
İyiliğin Çorak Çatlağı
Kendimden özür diliyorum. Çünkü her iyilik yapışımda, bu dünyanın şifa yerine yara sunduğunu hâlâ anlayamamış gibi davranıyorum. Şaman öğretisinde “İyilik topraktır,” denir. Üzerine ne kadar basılsa da taşıdıklarını büyüterek yaşar. Oysa ben ne zaman bir Homo sapiens’e dokunsam, iyilik toprağa değil, çorak bir çatlağa düşüyor sanki.
Ben iyiliği kutsal bir ritüel gibi gördüm. Tıpkı şamanların sabah doğaya selam vererek başlamaları gibi, ben de her güne bir kalbe ışık tutarak başlıyorum. Ama insan… Kendi türüne “akıllı” diyerek kibirle yaklaşan bu varlık, çoğu zaman iyiliği bir zayıflık sanıyor. Yardım ettiğim bir adamın işini omuzladım; karşılığında minnet değil, suskunluk gördüm. Bir kadına içimi açarak destek verdim; sonunda yalnız kaldım. Her iyilik, bir bedel gibi geri döndü bana.
Oysa hayvanlar… Onlar Homo sapiens kavramına ihtiyaç duymadan yaşarlar. Sadakati sözle değil, hissederek gösterirler. Bir sokak kedisine yemek verdiğimde, ertesi sabah kapımda bekleyişini minnetle değil, dostlukla sürdürür. Bir köpeğe bir avuç su verdim; o ise bana bir ömürlük güven sundu. Bunlar şamanların “doğanın dili” dediği şeydir: Sözsüz, saf, dürüst.
Şamanlar der ki: “İyilik su gibidir; akar ama kendinden bir şey eksilmez.” Ben eksildim belki ama yine de akmaya devam ettim. Çünkü ruhum iyilikle çağlıyor.
Yorgun düştüğümde dağlara giderim. İçimde bir kurt uluması yükselir. “Yalnızlık bilgeliktir,” der bana. Kartallar tepeden süzülürken gösterir; “Geniş bak ama derin de bak,” der gibidir.
Kendimden özür diliyorum. Çünkü hâlâ iyiliği terk edemiyorum. Her şeyin karşılıkla döndüğü bu dünyada, ben karşılıksız vermeyi sürdürüyorum. Şamanların soyundan mıyım, bilmiyorum ama izlerinden yürüdüğüm kesin. O halde ritüel bozulmasın. Zarar görsem de doğanın dengesi benimle kalsın. Çünkü biliyorum: İyiliğin sadakati hayvanların gözlerinde parlıyor, şamanların kalbinde yankılanıyor.
Şadan KÖSE
Genel Yayın Yönetmeni: Elif Ünal YILDIZ
Editör/Redaktör: Hakan DİNÇAY
Bu yazının bütünü yazarına aittir.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?
