GUGUK KUŞU
- Yazar: Ebru Zeynep DİŞİAÇIK
- 13 Ekim 2026
- 16 kez okundu
GUGUK KUŞU
Hınzır bir kuş misali öterdi günün her saatinde, akrep ve yelkovanı sahiplenircesine.
“Gu guk, gu guk, gu guk”
Salonda kuruluydu yeri, saltanatını konuştururcasına sahiplenmişti o köşeyi.
Rahmetli dedemin bir eli belinde diğer eli cebindeki köstekli saati kavrarken, guguklu saatin on bir kere ötüşüne kurban gittiği pozu o gün bugündür unutamam.
Canım dedem…
Dedeler her vakit sevilir gibi gelir bana, sevilmeyenler dahi sevilebilirmiş gibi, olmazsa olmaz bir kural misali.
Bu garip hissiyatlarla donatıldığımda asker yolu gözlediğim sevdiğimden ilk mektubumu almıştım akşam güneşini batırdığımız o dakikalarda.
” Sevgilim Maide” ile başlayan mektubumu kalbime sokasım vardı. Sokabilseydim eğer, heyecandan ritmi bozuk atan kalbimi sakin kılar mıydı?
Özlemişti beni, tıpkı benim de onu çok ama çok özlediğim gibi.
Mektubu itinayla katladım ve yastığımın altına iliştirdim.
O gecenin sabahında guguklu saat ötmedi, o hınzır kuş her vakitte ben burdayım derdi oysa ki, ama demedi.
Akşama doğru zilimiz bir başka çalıyordu, bildiğin ıstıraplı bir haberi taşıyordu.
İki askeri kapı eşiğinde gördüğümde vücudumu taşıyamaz oldum, pelte gibi olan bedenimle oracığa yığıldım.
O gün bu gündür guguk kuşları hüznümdür benim.
Nerde bir guguklu saat görsem, kuşun kapısına dikili kalır gözlerim.
“Sakın çıkma” dercesine yenik düşerim.
Gecelerin birinde karar verdim.
O bembeyaz sayfaya cümlemi iliştirdim.
“Sevgilim Osman, bir gün ama elbet bir gün yanına geleceğim”…
Tek cümlelik mektubumu zarfa koydum. Ağzını sıkı sıkı kapadım. Yine yastığımın altına yerleştirdim.
Lakin, guguk kuşlarıyla aramı hiç ama hiç düzeltemedim.
Saat gecenin ikisi…
“Gu guk, gu guk”
Ebru Zeynep Dişiaçık
Diğer yazılarımı okudunuz mu?

içim cız etti okurken…
Çok teşekkür ederim
Yüreğinize sağlık hocam
Teşekkürler