Evrene Farklı Bir Bakış

Evrene Farklı Bir Bakış

   Samanyolunu diyordum. Hani aşklarımıza şahit tuttuğumuz… Sevinçlerimize ve hüzünlerimize ortak ettiğimiz … Şiirlerimizin en görkemli metaforu, şarkılarımızın en güzel güftesi, en hoş tınılı bestesi Samanyolu… Resimlerimizin, fotoğraflarımızın en göz alıcı argümanı Samanyolu…

Klasik Türk Edebiyatının 15. yy temsilcilerinden Necati Bey ‘in toplumlar adına adalet isteğinin üst sınırı olan Samanyolu…

“ Devr-i felek ki arpa kadar zulme meyl ide Dest-i ‘adâletün sala çak kehkeşâna tîğ

 Felek arpa kadar bile zulme meyl etmeye kalksa, senin adalet elinin kılıç sesi ta samanyoluna ulaşır.”

Bilimsel yaklaşımlara da bakalım:

“Orta büyüklükte olmasına rağmen bin ışık yılı kadar kalınlığı olduğu ifade edilen, yarıçapı yaklaşık 52.850 ışık yılıdır.”

Ne hissettiniz?

“Samanyolu Galaksimizde 250 milyar yıldız ve 200 milyar gezegen bulunur. Galaksisinin merkezi ile dünyamız arasında 26 bin ışık yılı mesafe vardır. Bulutsuz bir havada gökyüzüne baktığımızda Samanyolundaki yaklaşık 2500 yıldızı rahatlıkla görebiliriz.”

Aklınızda kalan soğukluğu ifade edebilir misiniz?

“Aklımızda kalması şart mı? Herkes bilim öğrenmek zorunda değil ki? “ dediğinizi duyar gibiyim. Kısmen size katılıyorum. Fakat yine de nasıl bir şeyin güzellemesini yaptığımız anlaşılsa daha iyi olmaz mı?

Mitolojiye Bakalım

“Günümüzden yıllar, yüzyıllar, binyıllar önce… Yaşam alanımız olan yerküremiz henüz bizim değilken… Tanrılar yavaş yavaş insanları var ederken; binlerce ışık yılı uzaklıklarda olan bir alan içinde…

Yeryüzü, deniz ve gökyüzü yokken, her şeyin tek bir görünüşü vardı. Khaos adı verilen bu görünüş, ölü bir ağırlıktan ibaret, karmaşık ve biçimsiz bir kütleydi. Buna rağmen her şeyin tohumu, nüvesi, çekirdeği bir çeşit dinlenme halinde öylece duruyordu. Birbirine karışmış olan bu ortamı yaşanabilir hale getirmek isteyen Tanrılar iç içe olan toprağı, havayı, suyu birbirinden ayırdılar. Bunlardan en hafifi olan ateş yükselerek gökyüzünü oluşturdu, toprak daha ağır olduğu için dibe çöktü, sular da toprağı kucaklayacak şekilde her birini kapladı.

Böylelikle yeryüzünde sırasıyla altın çağı, gümüş çağı, bronz çağı başladı. Khaos olan ortamda bu defa bir dizi kargaşa yaşanmaktaydı. Bu duruma daha fazla tahammül edemeyen Tanrı Jüpiter yakıcı bir öfkeyle bütün Tanrıları çağırdı. Tanrılar gökteki sarayın yolunu tuttular. Gökyüzü boyunca bir uçtan diğer uca uzanan, berrak bir gecede herkesçe görülebilecek bu yol oluştu; Samanyolu. Saray yolu veya kral yolu da denmiş adına…”

Daha Efsanevi Anlatacak Olursak

“Yunan Tanrısı Zeus’un, ölümlü bir kadından Herakles isimli bir oğlu dünyaya gelir. Tanrıça Hera uyurken Zeus, Herakles’i onun göğsüne koyar ki sütünden içebilsin. Hera uyandığı zaman göğsünde tanımadığı bir bebek görünce korkar ve sütü göğe doğru fışkırır. Bu fışkıran süt 250 milyar yıldızı, 200 milyar gezegeni ile Samanyolu Galaksimizi oluşturur.”

Nasıl? Daha bir heyecanlı değil mi? Bu mitolojik hikaye aynı zamanda neden galaksi dendiğini de açıklar. Galaxias; süt gibi, kyklos galaktikos; süt dairesi, Milky Way; sütlü yol manalarında kullanılmış ve günümüze kadar gelmiştir.

Bir de Samanyolu Galaksisi’nde bulunan iki yüz elli milyar gezegenin kırk bininde yaşam ihtimali olabileceği; bu kırk bin gezegenin dört yüz tanesinde yaşam olabileceğine dair kanıtlar bulunduğu bilgisini düşünelim:

Yakut efsanelerinde ‘Göğün dikiş yeri’, ‘Tanrı’nın dünyayı yarattığı sıralardaki ayak izleri’ olarak geçen Samanyolu; Sibirya Vogul, Orta Sibirya Tunguz ve Macar kavimlerinde “Numi-Tarem adlı Tanrı’nın, gökyüzünde hızla kaçan altı ayaklı geyiği avlamak için ayaklarına kayak takan avcının kayak izleri olarak da anlatılır. Hikayedeki avcı amacına ulaşır ve geyiği öldürür ama öldürülen geyiğin yedi yavrusu vardır. Güneş, ay ve gezegenler o geyiklerden oluşur… Hatta zamanla avcı sayısı da yedi olur. Yedi kardeş olan avcılardan insanlığın değişik boyları türer…

Bu mitolojik bilginin sosuyla; “Yapılan araştırmalar Samanyolu galaksisindeki 400 tanesinde yaşam olabileceğine dair kanıtlar buldular “ şeklinde sunulmuş olsa daha kabul dinlenebilir, kabul edilebilir olmaz mı?

***

Son Olarak

Çekilen bütün fotoğraflar, yapılan resimler, bestelenen şarkılar, mitolojiler, hikayeler, rengarenk güzelliklerle bezenen yeryüzü her şeyiyle bizim ve bizden olmasında hemfikiriz. Bunların hepsi dönemsel ve görecelidir.

Ne olursa olsun Samanyolu her devrin, her dönemin çekici sevgilisi ve vazgeçilmez tutkusu olmaya devam edecektir.

Bu satırları şundan dolayı yazdım:

Hayata ve hayatın gerçeklerine bakış açımızı gözden geçirmek farklı bakış açıları ile olursa fayda verir. Bazı sevmelerin, tutkuların sadece başladığı nokta vardır. Nedeni, nasılı, niçini yoktur. Sadece vardır ve vardır. Olduğu gibi de kalmalıdır diye düşünüyorum.

Siz ne dersiniz?

 

Editör: Elif Ünal Yıldız

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler:

#evren

Yorumlar (2)

  1. Yıldız Tek Gamlı
    • 22/01/2024

    Sonuçta Yunan mitolojisi ve Roma mitolojisi de kör bir gezginin hikayelerinden çıkmamış mıdır? Kimbilir su an biz de bir mit oluşturuyor olabiliz.

  2. "Hayata ve hayatın gerçeklerine bakış açımızı gözden geçirmek, farklı bakış açılarıyla olursa fayda verir. " 👏👏👏Muhteşem emeğinize sağlık Mesude Hanım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mesude BOZKURT

Göstergebilim Uzmn/ Klinik Psk.Uzmn/ Yazar/ Editör/ fisildayankalemler_org Editörü YAYIMLANMIŞ ESERLERİ Kırık Kanatlı Melekler (2022) Göğ Gözlü (2023) EDİTÖRLÜĞÜNÜ YAPTIĞI ESERLER Karınca Süpürgesi Gizem’in Bereket Hazinesi Gizem’in Cennet Hazinesi Öpücük Kutusu Fermuar Ozi’nin Maceraları-1 / Mucit Ozan Ozi’nin Maceraları-2 / Dinozorlar Bornova’da