Enerjide Dışa Bağımlılığı Bitirmek

Enerjide Dışa Bağımlılığı Bitirmek

Enerjide Dışa Bağımlılığı Bitirmek 

Enerji, toplumsal alanın her aşamasında önemli bir kaynak olma özelliğini her dönemde korumuştur. Enerji hem direkt hem de dolaylı olarak günlük hayatın her aşamasında olmazsa olmaz bir kaynaktır. Aydınlatma başta olmak üzere ısınma, ulaşım, haberleşme ve daha birçok alandaki hizmetlerin devamı enerjinin varlığıyla gerçekleşmektedir. Bu rolüyle enerji hayatın akışı içinde olmazsa olmaz temel ihtiyaçlar arasında olma rolünü korumaktadır.

Modern dönem olarak da anılan 21. yüzyılın ilk çeyreğinin yaşandığı günümüzde Rusya ile Ukrayna arasında başlayan savaş ve savaş yaptırımları enerjinin ne denli önemli bir stratejik kaynak ve güç olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlatmıştır. 2022 yılının ilk çeyreğinde Rusya-Ukrayna arasında sözel olarak başlayan ve artan gerilimle fiili bir çatışmaya evrilen savaş çok sayıda insanın hayatını kaybetmesine, birçok göçün yaşanmasına yol açmıştır.

Dünya üzerinde birçok ülke Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimini kınamıştır. İşgal girişimini kınayan birçok ülke aynı zamanda Rusya’daki ekonomik faaliyetlerini durdurma kararı almışlardır. Rusya’daki ekonomik faaliyetlerini durdurma kararı alan Batılı ülkelerin bu kararı Rusya tarafından enerji yaptırımı ile karşılık bulmuştur.

Enerji konusunda dışarıya bağımlı olmak aynı zamanda her açıdan başka ülkelerin inisiyatifine teslim olmak demektir. Nitekim Rusya enerji üreten bir ülke olarak birçok açıdan bu stratejik gücü kendi lehine kullanmış ve salt enerji üzerinden kendisine ambargo uygulayan birçok ülkeye geri adım attırmayı başarmıştır.

Bu bağlamda güçlü devlet olmak dışa bağımlılığın olmadığı, her açıdan tam bağımsızlığın olduğu, küresel zeminde söz sahibi ve küresel politikalara yön veren bir ülke olmayı gerektirmektedir.

Bu kapsamda enerji konusundan hareketle Türkiye’nin enerjide dışa bağımlı olmayan, kendi enerjisini üretebilen, küresel zeminde söz söyleyebilen bir konumda olması hayati öneme sahip olduğundan enerjiyle ilgili birkaç önemli noktaya dikkat çekmek amacıyla bu yazı kaleme alınmıştır.

Enerji kaynakları kullanımlarına göre ve dönüştürülebilmelerine göre kategorize edilmektedir. Enerji, kullanım kaynağına göre yenilenebilir ve yenilenemez enerji olarak ikiye ayrılmaktadır. Enerji, dönüştürülebilme özelliğine göre ise birincil ve ikincil enerji olarak sınıflandırılmaktadır.

Kullanılmasına rağmen azalmayan, aynı kalabilen enerji kaynakları yenilenebilir enerji kaynaklarıdır. Bu kaynaklara “hidrolik, güneş, rüzgâr, jeotermal, biyokütle, dalga, gelgit, hidrojen” örnek olarak verilebilir. Yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretimi her geçen gün yaygınlaşmaktadır.

Yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretim ve tüketim oranlarının dünyada artan oranda seyrettiği halde Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretim ve tüketiminin dalgalı bir seyir izlediği enerji ile ilgili akademik çalışmaların analizlerinden anlaşılmaktadır.

Türkiye yenilenebilir enerji kaynakları açısından zengin bir ülke olmasına rağmen dünya üzerinde yenilenebilir enerji üretim ve tüketiminde diğer ülkelere nazaran düşük enerji potansiyeline sahip olması düşündürücüdür.

Örneğin 2013 yılında dünyada hidroelektrik üretiminde Çin 24.1 üretim payına sahip iken Türkiye 1.6 üretim payına sahiptir (Koç ve Kaya, 2015, s.3). Aynı şekilde 2021 yılında dünyada hidroelektrik üretiminde Çin 30.1 sahipken Türkiye 1.3 üretim payına sahiptir[1]. Hidroelektrik enerji üretimi iklim koşullarına bağlıdır. Yağış durumu enerji üretiminin dalgalanmasına neden olmaktadır.

Türkiye için hidroelektrik enerji üretiminde aradan geçen zamana mukabil azalışın olması iklim açısından kabul edilebilir bir nedendir. Ancak bu durum diğer yenilenebilir enerji kaynakları olan güneş, rüzgâr, jeotermal, biyokütle gibi enerji kaynakları açısından da benzer sonuçların olduğu akademik araştırmalardan anlaşılmaktadır.

Kullanıldığında tükenen ve yenilenemeyen enerji kaynaklarına ise yenilenemez enerji kaynakları denir. Yenilenemez enerji kaynakları kendi içerisinde fosil kaynaklı ve çekirdek kaynaklı enerjiler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

“Kömür, petrol ve doğal gaz fosil kaynaklı yenilenemez enerji kaynağı olarak değerlendirilirken, uranyum ve toryum ise çekirdek kaynaklı yenilenemez enerji kaynağı grubunda yer almaktadır”.

Yenilenemez enerji kaynakları zaman içinde yenilenmediklerinden bu kaynaklar zamanla tükenmektedir. Yenilenemez enerji kaynaklarının zaman içinde azalmasına mukabil her geçen gün artan dünya nüfusu, endüstri faaliyetleri ve teknolojik gelişmeler enerji ihtiyacını da aynı oranda arttırmaktadır.

Dünyada ve Türkiye’de enerji ihtiyacının çoğu birincil ve yenilenemeyen kaynaklar olan doğalgaz, petrol ve kömürden elde edilmektedir. Koç ve Kaya’nın çalışma verileri incelendiğinde dünya üzerinde enerji temini için kullanılan kaynaklar sırasıyla petrol (%33), kömür (%30), doğal gaz (%24), hidroelektrik enerji (%7), nükleer enerji (%4) ve diğer yenilenebilir enerji kaynakları (%2) olarak sıralanmaktadır.

Bu sıralama Türkiye’de ise doğalgaz (%34,9), kömür (%28,6), petrol (%27), hidroelektrik enerji (%7,3) ve diğer yenilenebilir enerji (%2,2) şeklindedir (Koç ve Kaya, 2015, s.2).

Enerji, dönüştürülebilme özelliğine göre ise birincil (primer) ve ikincil (sekonder) enerji olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Enerjinin işlenmemiş hali yani herhangi bir değişim ve dönüşüme uğramamış olan hali birincil enerjidir. Bu enerji kaynaklarına “petrol, kömür, doğal gaz, nükleer, hidrolik, biyokütle, dalga, gelgit, güneş ve rüzgâr” örnek olarak verilebilir.

Bu enerji kaynaklarının işlenerek dönüştürülmesi ve günlük hayatta kullanılabilir forma dönüştürülmesi ise ikincil enerji olarak karşımıza çıkmaktadır. “Elektirik, benzin, mazot, motorin, kok kömürü, ikincil kömür, petrokok, hava gazı ve sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG)” ise ikincil enerjiye örnek olarak verilebilir.

Türkiye hem birincil enerji kaynaklarına hem de işlenmiş kullanıma hazır ikincil enerjiye ihtiyaç duyan bir ülkedir. Birincil kaynaklardan olan petrol her ne kadar Türkiye’de belirli yerlerden çıkarılıyor olsa da çıkarılan petrol tek başına ülke ihtiyacını karşılayabilecek düzeyde değildir.

Türkiye’de inşaatı başlatılan Akkuyu, Sinop ve Trakya nükleer enerji santralleri halen yapım aşamasında olduklarından bu santrallerden ikincil enerji üretimi henüz başlamamıştır. Bitkisel, hayvansal, organik çöpler, şehir ve endüstriyel atıklar, orman ürünleri gibi atıklardan elde edilen biyokütle enerjisi yenilebilir bir enerji olup Türkiye yaklaşık 10 adet biyokütle enerji santraline sahiptir[2].

Güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynakları açısından Türkiye iklim koşulları olarak uygun bir konumdadır. Bu kaynaklar için her ne kadar üretim tesisi ve santral olsa da bunların yaygınlaştırılması ve sayıca kurulumlarının teşvik edilmesi önemlidir.

Dünya genelinde yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji elde etme oranları her geçen gün hızla artmaktadır[3]. Gelecek on yıl içinde yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretme dünya genelinde birinci tercih edilen bir yöntem olacağı akademik çalışmalardan anlaşılmaktadır.

Bu kapsamda Türkiye’nin çağı yakalama, enerji açısından bağımsız bir ülke olması için güneş enerjisi başta olmak üzere, rüzgâr, biyokütle enerji santrallerinin arttırılmasına ve bu yöntemlerden maksimum fayda ve üretim elde etmek üzere gerekli önlemlerin alınmasına özen göstermesi önem arz etmektedir.

Çünkü enerji başlı başına stratejik bir güçtür. Enerji başta olmak üzere her alanda güçlü ülkeler 21. yüzyılda küresel zeminde aktör olma konumunu elde edeceklerdir.

 

Kaynakça:

http://ÖZBEKTAŞ, S., ŞENEL, M. C., & SUNGUR, B. (2023). Dünyada Ve Türkiye’de Yenilenebilir Enerji Durumuve Kurulum Maliyetleri. Mühendis ve Makina, 64(711), 317-351. (s.22)

http://[2] https://www.enerjiday.com/turkiyenin-en-buyuk-biyokutle-enerji-santralleri/2346/#:~:text=T%C3%BCrkiye%2C%20tar%C4%B1msal%20faaliyetlerin%20yo%C4%9Funlu%C4%9Fu%20ve,tesislerini%20a%C5%9Fa%C4%9F%C4%B1daki%20listede%20sizlere%20sunuyoruz.

http://[3] ÖZBEKTAŞ, S., ŞENEL, M. C., & SUNGUR, B. (2023). Dünyada Ve Türkiye’de Yenilenebilir Enerji Durumuve Kurulum Maliyetleri. Mühendis ve Makina, 64(711), 317-351. (s.5)

Editör: Mesude Bozkurt

Genel Yayın Yönetmeni: Elif ÜNAL YILDIZ 

Bu yazının bütün içeriği yazarına aittir.

Yorumlar (1)

  1. Artık yenilebilir enerji sistemine dönmeli, sadece bir dünyamız olduğunu unutmamalıyız

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Remziye Gül YURT

Annemin deyimiyle yazın tam ortasında, sımsıcak bir ayda bu güzel hayata şehr-i Diyar-ı Bekir’de açtım zeytin karası gözlerimi. Yoğun araştırmalardan sonra ancak kırklı yaşlarımda doğum günümün 17 Temmuz olduğunu öğrenebildim. Bu yüzden burcum aslan mı yengeç mi hep kafam karışırdı. Bir yengecin duygusal ruhuna, ailesine ve insanlara sevgi ve merhamet ile bağlı anaç kollarına sahipken, asla pes etmek nedir bilmeyen, vazgeçmek nedir bilmeyen aslan pençelerimde vardı. Zorluklar karşısında kükrerken yelelerim savrulurdu rüzgârda. Hayata, zorluklara karşı şikâyet edenlere anlam veremezdim. Bana göre şikâyet varsa çözümde olmalıydı. Sonra sloganım oldu bu felsefem. Şikâyet etmeyi bırak yol ol, ışık ol, rehber ol, kahraman ol! unutma sen öylesine bir rastlantı sonucu burada değilsin, senin bir hayat amacın var, varlığını onurlandır ey güzel insan dedim şikâyet eden herkese. Dilerim bu satırlar insanların bir nebze de olsa dokunur ruhuna. Unutma güzel insan sen bir rastlantı sonucu burada değilsin. Sevgiyle…