Çocukların Meraklı Yüreği

Çocukların Meraklı Yüreği

Çocukların Meraklı Yüreği

Her şeyi kaotik bir hale getirdiğimizi düşünürsek, hiçbir şeyin yolunda olmadığını fark ederiz. Aslında hayatı anlamak, varoluşumuzun nedenini algılamak için çocukların yüreğine ihtiyacımız var.

Çocukların 3-6 yaş döneminde öğrenim kapasitelerinin yüksek olduğuna dair güçlü kanıtlar bulunmaktadır. Bu yaş aralığında çocuklar, beyin gelişimleri ve çevreleriyle etkileşimleri sayesinde bilgi ve becerileri hızla öğrenirler.

Eğitim hayatımıza girdiğimizde bir toplama işleminin mantığını çocuklara anlatmak 20 dakikadır. Ne yani, bir toplama 20 dakika mı, diyebilirsiniz. Esas toplama bu 20 dakikadan sonra başlar. Neden toplamalıyız? Toplayınca ne oluyor? Her şeyi toplayabilir miyiz? Çoğalmak neden önemli? Neden elma armutla toplanmaz? Elmayı armutla toplarsam ne olur?

İşte 20 dakikalık toplama işleminin kavramını anlattıktan sonra, çocuklara bu soruları sorabiliyorsa ve siz bu soruların cevaplarını bulabilmeleri için onlara yol gösterebiliyorsanız, eğitim başlamış demektir.

Eğitim aslında soru sordurmakla başlar. Soruları olması demek, merak ediyor, ilgileniyor, öğrenmek istiyor demektir. Merak eden çocuk gözlemler, gözlemleri sonrası varsayımlar üretir. Her cevap doğru olmasa bile fikir edinir. Bulduğu yanlış cevapların nedenlerini bulduğunda esas soruları sormaya başlar ve işte öğrenme burada başlar. Kafanız karıştı değil mi? Günümüz çocuklarının yaşından çok büyük soruları neden sorduğunu anladınız mı?

İşte bu yüzden çocuklarınız yerine siz yapmayın. İşini kolaylaştırmak, yardımcı olmak adına yaptığınız her şey çocuğunuzun öğrenmesine engel oluyor. Siz sadece öğrenmesi için güvenli ortamı oluşturun ama bu onun yerine siz yapın anlamına gelmez. Zaman zaman parka götürdüğünüzde, yürüyüşe çıkardığınızda, evin içinde ne bileyim bilgi öğrenebileceği, deneyim edinebileceği her alanda elini bırakın.

Bırakın ki özgür bir şekilde dokunsun, hissetsin, sizin gösterdiğiniz değil kendi ilgisini çeken tarafa baksın. Kim bilir evinizde muhteşem bir bilim adamı, sanatçı misafir ediyorsunuz.

Dinleyin, dinlemek tüm iletişimin başı. Dinleyin ki; sorularını duyabilin, neyi, neden yaptığını anlamaya çalışın. “Bu doğru, bu yanlış, bunu yapamazsın” değil, “Bunu neden yapmak istiyorsun, merak ettiğin ne, sana nasıl yardımcı olabilirim” cümlelerini kurun.

Kurun ki evinizdeki misafirlerinizin potansiyelini, o %80’i doldurmak için ne kadar gayret gösterdiğini fark edin. Elbette hiçbir şey ilk başta mükemmel olmayacak ama siz her şeyine müdahale ederseniz asla geleceğe hazırlanmayacak.

Bir çocuğunuz varsa bu onlardan öğrenme fırsatıdır. Kendi çocukluğunuza dönebilme, çocukluğunuzda başardıklarınızı gözlemleme fırsatıdır. O küçücük yüreklerinde her şeyi kocaman kocaman yaşayan çocukların neden bu kadar saf olduğunu anlayabilme fırsatıdır.

Hiçbir duyguları sahte değildir; sevinçleri çığlık, üzüntüleri hıçkıra hıçkıra gözyaşı, heyecanları gözlerinin içinin parlamasıdır. Biz ne zaman hangi duygumuzu böylesine gerçek, böylesine içten gösteriyoruz ve bu duyguları ne zaman içimize attık da maskeler taktık, öğrenme zamanıdır. Belki de geleceği çocukların gözünden bakınca kurtarabiliriz.

Sahi, elmalar, armutlarla toplanıp şeftaliyi arkadaş edinince ne oluyordu? Kiraz bu duruma üzülüp küsüyor muydu yoksa eriğe hepsini şikayet edip sonra da hep birlikte yerden yüksek mi oynuyorlardı? Neden olmasın?

Yıldız Tek Gamlı 09/07/2024

Kanyak: https://www.unicef.org/turkiye/erken-%C3%A7ocukluk-geli%C5%9Fimi-e%C3%A7g

Editör: Murat Çatal

Genel Yayın Yönetmeni: Elif Ünal Yıldız

Yazının bütünü yazarına aittir.

Bir önceki yazımı okudunuz mu?

İçimdeki Çığlık: Uyanın!

 

Yorumlar (1)

  1. Yıldız Tek Gamlı
    • 10/07/2024

    Okuyan herkese teşekkür ederim ❤️

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yıldız TEK GAMLI

1976 yılında Ankara’nın Altındağ ilçesinin bir semti olan Doğantepe’de büyüdüm. Aslen Nevşehirliyim. Tipik bir Anadolu ailesinin altı çocuğundan biriyim. Konya Selçuk Üniversitesi Akşehir M.Y.O. Muhasebe bölümünü bitirmek dışında Ankara’dan ayrılmadım. Ankara Hacettepe Üniversitesi Sağlık İşletmeciliğini tamamladım. Amerikan Kültür Derneği’nde İngilizce öğrendim. Bu arada Ankara Tabipler Odası’ndan Hastane Yönetimi eğitimini bitirdim. Tüm bu eğitimleri tamamlarken Ankara Özel Güven Hastanesi’nde 7 yıl çalıştım. Evlenince kendi sağlık işletmemize geçip 4 yıl Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nü yürüttüm. AÇEV (Anne-Çocuk Eğitim Vakfı)’le tanışıp, gönüllü annelik yaptım. Çocuklarla daha mutlu olduğumu fark edince Çocuk Gelişimi ve Eğitimi’ni bitirip, 2 yıl devlet okullarında sözleşmeli, 2 yıl özel kurumlarda İngilizce ve İngilizce Drama öğretmenliği yaptım. Meme ve lenf kanseri nedeniyle çocuklarım olan öğrencilerimden ayrıldım. Tedavim devam ederken TEMA Vakfı ile tanışıp, çocuklara doğayı anlatmanın yanında, ara ara yine onlarla birlikte vakit geçirmenin yolunu buldum. 2019 yılında Bursa Nilüfer’e taşındım. Kızlarım üniversiteye başlayınca, “eğitimin yaşı yok” deyip, hayalim olan Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü (Almanca) okudum. Minik Saka Kuşu, Sabun Kokulu Masal, Lunaparkta Keyifli Bir Gün, Cemilhan'ın Maceraları, Büyüklere Küçüklerden Masallar, Kayıp Balerin, Yüzyılın Masalları, Yavru Kedi, Gökçe Özgür Olmak İstiyor, Bir Pazar Günü, Paylaşmak Çok Güzel kitaplarının yazarı.