Sanayinin keskin kokuları arasında büyüdüm. Ellerimde tinerin sertliği, ciğerlerimde ise yıllardır susturulmuş bir hastalığın sessizliği vardı: Astım. Bir de onunla beraber gelen solunum yetmezliği… Nefes almak bazen bir lüks, bazen bir mücadeleydi. Ama her şeye rağmen nefes almak istiyordum. Sıradan değil, yaşadığımı hissettiren bir nefes. Onu da bisikletle buldum.
Katlanır bisikletimle tanıştım sonra. Onu katladım, açtım, sırtımda taşıdım, sokaklara çıkardım. Her katlayışımda özgürlüğü daha da yakın hissettim. Bir sırt çantası gibi beni yormadan eşlik ediyordu her anıma. Yokuşlarda birlikte ter döktük, inişlerde birlikte sevinç çığlıkları attık. O benim ciğerimin yetemediği yerlerde sessizce yükümü aldı.
Ama ne zaman bir bisiklet grubuna katılmak istesem; Yol bisikletlerinin ince tekerlekli soyluluğu, karbon gövdeli kibri arasında, katlanır bisikletimle bir türlü kabul görmedim. Kaskım vardı, ışığım açıktı, yeleğim fosforluydu ama katlanır bisikletim tüm o “performans” zincirlerine uymuyordu. Kimileri yüzüme karşı söylemese de, grup sürüşlerinde ya geride bırakıldım ya da açıkça istenmedim.
Oysa ben sadece pedal çevirmek istemiştim. Nefes alamadığım dünyaya biraz daha uzaktan bakmak, göğsümdeki ağırlığı rüzgârla hafifletmekti niyetim. Yol bisikleti alamazdım, hem gücüm yetmezdi o tempoya, hem ciğerim. Ama ruhum? O, en az onlar kadar yarışkandı. Gönlüm, asfalttaki her çatlakta kendine bir neden buluyordu. Ama gönlümün bisikletini kimse göremiyordu.
Katlanır bisikletler, belki yarış kazandırmaz, belki yüksek hızla gitmez… Ama bir şeyi katlamazlar: Ruhumuzu… Ve her çevirdiğim pedalda hatırlıyorum… Bir gün, solunum yetmezliğim değil, anlayışsızlıklar boğacak beni.
Ama o gün gelene dek, bisikletimle gidebildiğim her yere gideceğim. Çünkü bazı insanlar pedal çevirmeyi sadece bir spor sanır… Oysa benim için o, hayatta kalmanın tek yolu.
— Bir bisikletin selesinden değil, yüreğinden yazan hasta bir adamdan notlar… 🚲💔
Şiir: “Katlanır Rüyalar”
Katlanır bir düşe bindim bir sabah,
Sanayinin içinden geçerken,
Tinerin kokusu sinmiş ellerimde,
Ciğerlerimde yorgun, astımlı bir zaman.
Nefes yetmese de bazen yokuşlara,
Bir hayal vardı göğsümde:
Yol bisikleti…
İnce tekerlekli, rüzgârla dost,
Karbon gövdesiyle hafif bir umut.
Ben de katılmak isterdim gruplara,
İsimleri hızlı, bakışları soğuk olanlara.
Ama katlanır bisikletimle
Sadece görünmezdim,
Sanki hiç var olmamıştım.
Sora sora sustum,
Yetişemedim ritimlerine.
Kimi zaman uzaktan izledim,
Kimi zaman pedal çevirirken hayal ettim:
Üzerimde formam, yanımda bir grup,
Ve göğsümde nefes yerine
Bir zafer yankısı…
Ama gerçek her zaman yavaş gelir hayale.
Ben yine döndüm atölyeye,
Ellerimde pas, yüreğimde yaz.
Başka bir yol çizdim kendime:
Rüzgâra yetişemesem de,
Kalemime yetişir hayalim dedim.
Ve başladım yazmaya.
Katlanır rüyalarımı,
Katlanmayan kalbimi,
Bisikletin selesinde kalan
Her hayal kırıklığını.
Yol bisikletim olmadı belki,
Ama yolları şiirle çevirdim.
Yarışmadım kimseyle,
Ama her satırda bir finiş çizgisi koydum kendime.
Şimdi kitaplarımda sürüyor o yarış,
Okuyan her kalp bir bisiklet oluyor bana.
Ve ben, ciğerlerim yetmese de
Kelimelerle nefes alıyorum hâlâ…
1986 yılının yağmurlu bir gününde Bursa'da dünyaya gözlerini açtı. Belki de daha ilk nefesiyle yağmurun, toprağın ve gökyüzünün sesini içine çekmişti. Kim bilebilirdi ki yıllar sonra bu sessiz çocuk, kalemiyle kendi yolculuğunu destanlara dönüştürecek, yaşadığı acıları, umutları ve hayalleri kelimelere nakşedecekti.
Çocukluk yılları Bursa'nın Osmangazi ilçesinde geçti. İlkokulu Hamzabey
İlkokulu'nda, ortaokulu Çağlayan Köyü'nde tamamladı. Köy yaşamı, toprağın kokusu ve ormanların sessizliği, ileride yazacağı eserlerin en güçlü ilham kaynağı oldu. Lise öğrenimini Ali Osman Sönmez Endüstri Meslek Lisesi Torna Tesviye Bölümü'nde tamamladı. Ardından Uludağ Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Tarım Makineleri Bölümü'nde eğitim gördü. Böylece hem sanayinin hem de toprağın içinden gelen bir yaşamın izlerini taşıdı.
Henüz on beş yaşındayken Çağlayan Köyü'nün meralarında koyun güderken şiir yazmaya başladı. Doğanın içinde filizlenen bu hayal, yıllar sonra narrative şiir ve novella eserlerine dönüşecek edebiyat yolculuğunun ilk adımı oldu.
Yaklaşık yirmi yıldır otomotiv sektöründe çalışmakta, ağır çalışma koşulları içinde yaşam mücadelesini sürdürmektedir. Astım ve solunum yetmezliği nedeniyle doktor tavsiyesiyle başladığı yol bisikleti ise zamanla hayatının vazgeçilmez bir parçasına dönüştü. Onun için bisiklet; özgürlüğün, nefesin ve yeniden başlamanın simgesi oldu.
Bu yıllarda Homeros'un İlyada ve Odysseia destanlarıyla tanıştı. Bu eserlerden aldığı ilhamla şiir ile hikâyeyi buluşturan kendine özgü bir anlatım geliştirdi. Tıpkı Odysseus'un yolculuğu gibi o da bisiklet yollarında insanı, yaşamı ve kendi içindeki yolculuğu aramaya devam etti.
Bisiklet ve 5K i Run koşu yarışımlarına katılarak madalyalar kazanmış;
Böylece "Yol Gezer" bisiklet ve engelsiz yaşamlar serisi doğmaya başladı.
Pedalların ritmiyle birleşen kelimeler, zamanla kendine özgü bir anlatım biçimine dönüştü. Şiir ile hikâyeyi birleştiren, olay örgüsü taşıyan ve karakterleriyle yaşayan eserler ortaya çıkmaya başladı. Narrative şiir anlayışını benimseyerek farklı bir edebî yol izledi. Narrative şiir kitapları 2025 yılında Mavi Kuş Medya ile ödüllendirildi.
Kendisini tam anlamıyla bir doksanlar çocuğu olarak görüyordu. Kasetlerin sesini, sokakta geçirilen çocukluk günlerini, mahalle kültürünü, televizyon başındaki akşamları, samimiyeti ve paylaşmayı yaşamış bir neslin temsilcisiydi. Bu yüzden eserlerinde nostalji, dostluk, mücadele, aile bağları ve insan sevgisi önemli bir yer tutuyordu.
Yazarlık onun için yalnızca bir uğraş değil, aynı zamanda bir nefes arayışıydı.
Yaşadığı acılar, karşılaştığı zorluklar ve hayata tutunma mücadelesi, hem oğulları Efe ile Eren için hem de okurları için satırlarına yansıttı. Bu yolculuk boyunca toplam on beş narrative şiir kitabı yayımladı:
"Nefes Arayışı", "Uludağ Şiirsel Tırmanış", "Kestane Gülü", "Lina Yetim Gözyaşları",
"Aylin Otizmin Işığında", "Sedef", "Kısmet Epilepsiden Kaçış",
"Gazi Baba", "Suzi Sosyal Düşünceler", "Tatlı Aşkın Peşinde",
"Eylem Gözlerim Sana Mühürlü", "Kartallar ve Leylek Savaşı 1934",
"Aşk Sandığı", "Bir Yudum Ömür" ve "Bisikletime Çarparsan Ölürüm".
Bunun yanında on beş novella roman eseriyle de farklı türlerde üretmeye devam etti.
"Hayalet Bisiklet", "Figen Fug", "Tekerlekli Patiler",
"Mührü Evvel Zamanı Uyandıran Çocuk", "Mührü Evvel Ahir Zaman Eşkıyaları",
"Defne Yaprakları", "Buz Kraliçesi", "Annem Şarkılar Bizi Anlatır",
"Servisteki Kalem Pedal", "Kurşun Maskeler", "Aynadaki Düşman",
"Enkaz Altındaki Kemikler",“Şiirzade Diyarı”,
"Labrodorit Bir Nefes Yolculuğuna Bisiklet" ve "Tandem Kalbin Sesi"
...isimli eserleriyle okurlarının karşısına çıktı.
Varyasyon Kalemler ve Şiirzade E-Dergisi'nin kurucusu olarak farkındalık antolojileri
hazırlamaya devam etmekte, otuz farklı antoloji çalışmasına katkı sağlayarak birçok
yazar ve şairle aynı sayfalarda buluşmaktadır.
Bugün hâlâ sanayide çalışmakta, alın teriyle yaşamını sürdürmektedir. Mesai
sonrasında ise onu bazen bir bisiklet yolunda, bazen de yeni bir hikâyenin peşinde görmek mümkündür.
Çünkü onun hikâyesi gösterişli salonlarda değil; bir köy yolunda, ormanların
sessizliğinde ve yağmur altında çevrilen pedalların ritminde başladı. Ve hâlâ devam ediyor.
Murat Engin Deniz, hayatını, şiirini ve yolculuklarını kelimelerle buluşturan; alın terini mısralara dönüştüren bir yol gezerdir.
Umudunuz hiç yok olmasın…
Absolutely indited articles, appreciate it for selective information.
Umut her zaman en önemli sermaye lerden biridir. Yüreğinize sağlık.