Smyrna Agorası

Smyrna Agorası

SMYRNA

Körfezin doğusunda Bornova ilçesinde yer alan Yeşilova Höyük’te yapılan kazı çalışmaları sonucu günümüzden 8500 yıl önceye giden geçmişe sahip olduğu ortaya çıkan İzmir’de “Smyrna” adını alan ilk kent, Bayraklı ilçesindeki  Eski İzmir(Bayraklı Höyüğü) olarak bilinen yerleşim yeridir.

Antik kentin akropol tepesi Kadifekale ile bir zamanlar antik kentin limanı olan Kemeraltı arasındaki yamaçta, eğimin en az olduğu yerde inşa edilmiştir. Şehir kapılarına ve mahallelerine en uygun mesafede bulunan agora ızgara plana göre inşa edilen kentin merkezinde bulunmaktadır. Dört tarafı insanların güneşli, soğuk, sıcak ve yağmurlu havalarda korunması ve sığınması için kullanılan stoa/portiko adı ile bilinen sundurmalarla çevrili geniş bir avlu idi.

Agora; anıtları, oturma basamakları, sunak ve heykelleri ile kentin idari işlerinin yürütüldüğü  kültürel, siyasal ve ticari her türlü aktivitelerin gerçekleştiği toplanma yeri idi. Agoranın batısında Roma Dönemi’ne ait Kent meclisi ve Mozaikli salon ile Roma Hamam yapısı tespit edilmiştir. Ören yerinde Osmanlı Dönemi’ni temsilen seramik ve atölyelerine, sarnıçlı çeşmelere, konutlara ait kalıntılar yer almaktadır.

Kent, Büyük İskender ile anılan bir kuruluş efsanesine sahiptir. Makedonya Kralı İskender’in Asya seferi sırasında Sardis(Sart, Salihli) ile Ephesus(Efes) kentleri arasında yolculuk ederken Smyrna’ya uğradığına dair bilgiler sınırlıdır. Ancak MS. 2. yüzyılda yaşamış coğrafyacı ve gezgin Pausanias, İskender’in avlanmak üzere geldiği Pagos (Kadifekale) Tepesi eteklerinde, Nemesisler Tapınağı önündeki bir pınarın başında, çınar ağacının gölgesinde uykuya daldığını, rüyasında gördüğü Nemesis’in (tanrısal öç ve adalet tanrıçaları)ondan burada bir kent kurmasını ve halkın buraya göç etmesini istediğini anlatmaktadır. Bu efsane pek çok Roma Dönemi Smyrna sikkesi(parası) üzerinde canlandırılmıştır.

Smyrna, özellikle Roma döneminde Ephesos ve Pergamon ile yarışabilecek nitelikte gelişmiş bir kenttir. “İmparator adına Tapınak yapma hakkı Smyrna’ya üç kez verilmiştir. Bu durum hem sikkeler hem de Agora’da bulunan bazı yazıtlar üzerinde görülmektedir. Birçok kent antik çağın sonunda terk edilmesine rağmen Smyrna, körfeze hakim konumu ve limanı sayesinde günümüze değin yerleşim görmüştür. Bugün kentte iç kale (Kadifekale), agora, bouleuterion, stadion, tiyatro ile surların küçük bir kısmı ve kente su ulaştıran su kemerleri modern kent içinde ve modern yapılaşmaların altında halen görülebilmektedir.

SU KANALLARI

Modern kentin altında, agoranın içinde ve güneyinde bir insanın rahatlıkla ilerleyebileceği su kanalları tespit edilmiştir. Bugün kaynağı belli olmayan ve hala içinden su akan bu kanalların Roma döneminden başlayarak Osmanlı dönemine kadar kullanıldığı anlaşılmıştır. Su antik çağda sarnıçlarda depolanıyor ve agorada bulunan atölyelerde kullanılıyordu.

Bodrum katı ile birlikte  üç katlı olan Smyrna Agorasını görülmesi gereken yerler listesine ekleyebilirsiniz.

Sevgiler…

Yorumlar (5)

  1. Şimal dedi ki:

    Tarihi yerleri ne kadar güzel anlatmissiniz yazılarınızı severek takip ediyorum

  2. Mehmet dedi ki:

    Sayfanızı Instagram da görüp keşfettim ve çok beğendim başarılarınız daim olsun

  3. Burak dedi ki:

    O kadar özenli ve güzel yazılarınız var ki hepsini bir solukta okudum . Yeni yazılarınızı merakla bekliyorum

  4. Mehmet Ünal dedi ki:

    Çok güzel kaleme almışsın yazılarınızı merakla bekliyorum

  5. Gizem dedi ki:

    Tarih hep ilgimi çekmiştir ve sizin tarzınız kelimelerinizin gücü bir çırpıda okumamı sağladı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Elif ÜNAL YILDIZ

Elif Ünal Yıldız 1986 yılında İstanbul’da dünyaya gelen yazar Elif Ünal Yıldız, ailesiyle birlikte Ankara’da yaşamaktadır. Evli ve bir çocuk annesi olan Yıldız, Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunudur. Yazarlık serüveninden önce özel sektörde çeşitli yönetici pozisyonlarında görev almıştır. Küçük yaşlarda içinde filizlenen yazma tutkusu, zaman içerisinde hayatının vazgeçilmez bir parçasına dönüşmüş; kaleme aldığı, henüz yayımlanmamış eserlerle birlikte edebiyata olan ilgisi ve üretme arzusu daha da güçlenmiştir. Yıldız, farklı bakış açılarını, insan ruhunun derinliklerini ve hayatın çok katmanlı hikâyelerini kendine özgü bir anlatımla okuyucuyla buluşturmayı amaçlamaktadır. Edebiyatın yalnızca kitaplarla sınırlı kalmadığına inanan Yıldız, farklı mecralarda makale ve köşe yazıları kaleme almakta; düşüncelerini ve gözlemlerini okuyucularıyla paylaşmaktadır. Bu doğrultuda Fısıldayan Kalemler adlı çevrim içi gazeteyi kurarak yazarlara ve edebiyata ilgi duyanlara farklı bir ifade alanı oluşturmuştur. Platformun kuruculuğunu ve başkanlığını bir dönem sürdüren Yıldız, daha sonra gazeteyi Ozan Kasım Kol’a devretmiştir. Yazarın yayımlanmış iki romanı bulunmaktadır: Umuda Yolculuk ve Aynadaki Katil. Romanlarının yanı sıra çeşitli edebiyat projelerinde de aktif olarak yer alan Yıldız; Fısıldayan Kalemler Hikâye Antolojisi, Fısıldayan Kalemler: Geçmişten Günümüze Köprü Antolojisi ve Ahminâl Aşk – Aşk Öyküleri Antolojisi adlı eserlerin derleme çalışmalarına ve hikâyelerine katkıda bulunmuştur. Elif Ünal Yıldız, yazarlığı bir meslekten öte, insanı, hayatı ve duyguları anlamlandırma biçimi olarak görmekte; her eserinde okuyucuyu farklı bir pencereden bakmaya davet etmektedir. Kendine özgü anlatım dili ve çok yönlü edebiyat anlayışıyla üretmeye, yazmaya ve yeni hikâyeler anlatmaya devam etmektedir.