BİR İNSANIN ARDINDAN

BİR İNSANIN ARDINDAN

BİR İNSANIN ARDINDAN

DOKUNDUĞU YÜREKLER GELİR…

Sabah annemle konuştuk.

Babam gittikten sonra annemin dik duruşu sayesinde yıkılmadık hiçbirimiz. Öyle güzel yetiştirmişler ki bizi… Her şeyin Allah’tan geldiğini, sabretmeyi ve tevekkül etmeyi çok küçük yaşlarda öğrendik. Güçlü çocuklardık biz. Belki de en büyük mirasımız buydu.

Babam, her yaştan insanla sohbet edebilen, yolda yürürken hayvan sesleri çıkarıp çocukları güldüren, hayatın içindeki küçücük şeylerden mutluluk üretebilen bir adamdı. Çocuklar onun kırmızı çizgisiydi. Belki de erken yaşta babasını kaybettiği için yaşayamadığı çocukluğunu, onların mutluluğunda yeniden yaşıyordu. Bir çocuğu güldürdüğünde gözlerinin içi gülerdi adeta.

Babam vefat ettiğinde, camide cenazesinin kalkmasını bekliyorduk. Bir çocuk geldi, tabutunun altına oturdu. Musalla taşına sırtını dayamıştı. Kuzenlerimle birbirimize bakıp dikkat kesildik. Hatta kendi aramızda, “Çocukları çok severdi ya, bak şu çocuğa…” dedik.
Bugün anneme o anı anlattım.
“Fark etmemişim, esmer bir çocuk muydu?” diye sordu.
“Evet,” dedim.
Meğer babam, köye su doldurmaya gittiğinde bir akrabasının torunlarına çikolata götürürmüş. Çocuklar da onun gelişini dört gözle beklermiş.
Yutkundum…

Bir çocuğun hafızasında çikolata taşıyan, gelişini heyecanla beklediği bir adam olarak kalmış babam. Biz onun ardından ağlarken, belki de o çocuklar kendi küçük dünyalarında en sevdikleri insanlardan birini uğurluyorlardı.
Böyle bir yüreğe sahip babanın evladı olmanın gururu ile ona layık bir evlat olabilme arzusu arasında kaldım.
“Onun kadar ince düşünceli, onun kadar hayat dolu olsam yeter de artar bana,” dedim kendi kendime.

Sonra bir şey anladım:
İnsan, yaşarken dokunduğu yüreklerle uğurlanırmış bu dünyadan.
Belki de o gün seni uğurlamaya gelen yalnızca biz değildik baba… Çocuklar, kediler, iyiliğini gördüğün, bir tebessümüne ortak ettiğin nice canlı da oradaydı.

Sen gittin baba…
Ama bize ne büyük bir zenginlik bıraktın, bir bilsen.
Bize yalnızca güzel anılar değil, nasıl insan olunacağını öğrettin. Bir çocuğun yüzünü güldürmenin, bir canlının karnını doyurmanın, bir insanın hayatına küçücük de olsa güzellik katmanın ne demek olduğunu gösterdin.

Şimdi anlıyorum ki insanın gerçek mirası ardında bıraktığı malı mülkü değil, dokunduğu yüreklerde bıraktığı izmiş.

Baba, ardında kocaman bir iyilik bıraktın.

Ayşe Kayacan

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

Çocuklarda Sınır Bilinci

Etiketler:

#kayip #yas anı baba

Yorumlar (4)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    okurken düğüm düğüm oldu boğazım… ben ölüme inanmıyorum Ayşem babanı her andığında o yaşıyor hem de en güzel haliyle… ne kadar şanslısın ki böyle bir babayla büyümüşsün…

  2. Anonim dedi ki:

    Rabbim rahmetiyle cennetinde kavuştursun inşallah

    1. Anonim dedi ki:

      Amin inşallah 🤲

  3. Ozan Kasım KOL dedi ki:

    Allah rahmet eylesin.
    Tekrar başınız sağolsun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ayşe KAYACAN

29/07/1987 Balıkesir doğumluyum. Sosyal bilimler bölümü lise mezunuyum. 3 çocuk annesiyim Balıkesir Bengi ses gazetesinde 3 yıldır köşe yazarlığı ve muhabirlik yapıyorum Mutluluk ormanı cesaret suyu adında bir masal kitabım var.