Hayvanları Koruma Günü 4 Ekim

Hayvanları Koruma Günü 4 Ekim

BİR HAYVANIN GÖZLERİNE BAKTIĞINIZDA

ASLINDA KENDİNİZE BAKARSINIZ

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü

Bugün takvimlerde 4 Ekim…

Bugün hayvanları konuşuyoruz.
Onların yaşam hakkını, sevgisini, sadakatini, sessiz çığlıklarını…

Ama gelin bugün bir şeyi de kendimize soralım:

Biz gerçekten hayvanları koruyor muyuz, yoksa yalnızca yılda bir gün onları hatırlayıp ertesi gün unutuyor muyuz?

Çünkü onların bizim takvimlerimizden haberi yok.

Onlar 4 Ekim’i beklemiyor.

Onlar her gün sevgi bekliyor.
Her gün bir kap su bekliyor.
Her gün biraz merhamet bekliyor.
Ve en önemlisi…

Yaşamak istiyorlar.

Tıpkı bizim gibi…

BİR SOKAK HAYVANININ GÖZLERİNE HİÇ DİKKATLİCE BAKTINIZ MI?

Bazen bir kaldırımın kenarında sessizce oturan bir köpek görürüz.

Yanından geçeriz.

Bazen bir çöp konteynerinin yanında yiyecek arayan bir kedi…

Bazen yağmurun altında sığınacak bir yer arayan küçücük bir can…

Ve çoğu zaman hayatın telaşından dolayı onları fark etmeyiz.

Oysa o hayvanın gözlerinde koca bir hikâye vardır.

Belki terk edilmiştir.

Belki açtır.

Belki daha önce insan eliyle canı yakılmıştır.

Belki de hayatında ilk defa bir insanın kendisine zarar vermeden yaklaşmasını bekliyordur.

Ve bazen yalnızca bir insanın eğilip başını okşaması bile onun dünyasında büyük bir anlam taşır.

Çünkü hayvanlar sevgiyi unutmaz.

İyiliği de unutmaz, kötülüğü de…

ONLARIN DİLİ YOK DİYE HAKLARI YOK MU?

Bizi en çok düşündürmesi gereken soru belki de budur.

Konuşamıyorlar.

Dertlerini anlatamıyorlar.

Mahkemeye gidip kendilerini savunamıyorlar.

“Canım acıyor” diyemiyorlar.

“Beni terk etme” diyemiyorlar.

“Ben de yaşamak istiyorum” diyemiyorlar.

Ama onların sessizliği, acı çekmedikleri anlamına gelmiyor.

Tam tersine…

Bazen en büyük çığlık, hiç ses çıkarmayan bir canlının gözlerinde saklıdır.

İnsan olmak yalnızca konuşabilmek değildir.

İnsan olmak; konuşamayanı anlayabilmektir.

Güçlü olmak; kendinden güçsüz olana hükmetmek değildir.

Güçlü olmak, elindeki gücü merhametten yana kullanabilmektir.

BİR KAP SU, BİR ÖMÜR UMUT

Belki bugün büyük şeyler yapamayız.

Dünyadaki bütün hayvanları kurtaramayız.

Ama bir canın hayatına dokunabiliriz.

Kapımızın önüne bir kap su koyabiliriz.

Aç bir hayvanı doyurabiliriz.

Yaralı bir canı veterinere ulaştırabiliriz.

Bir hayvanı satın almak yerine sahiplenebiliriz.

Sokağa terk edilmiş bir canın yeniden güvenmeyi öğrenmesine yardımcı olabiliriz.

Ve belki de en önemlisi…

Bir hayvana yapılan kötülüğe sessiz kalmayabiliriz.

Çünkü bazen bir canı kurtarmak için kahraman olmaya gerek yoktur.

Sadece iyi bir insan olmak yeterlidir.

ONLAR BİZDEN ÇOK ŞEY İSTEMİYOR

Bir köpek sizden servet istemez.

Bir kedi sizden lüks bir hayat beklemez.

Onların istediği çoğu zaman çok basittir:

Bir kap yemek…

Temiz su…

Güvenli bir yuva…

Ve biraz sevgi…

Belki de insanlığın en büyük sınavlarından biri burada başlıyor.

Çünkü bir canlı bize hiçbir maddi karşılık vermeden bizi sevebiliyorsa, biz neden ona karşılıksız bir iyilik yapamıyoruz?

Bir köpeğin sahibini yıllar sonra bile tanıyıp kuyruğunu sallamasını düşünün.

Bir kedinin kendisine iyi davranan insanın peşinden gitmesini…

Bir hayvanın, kendisine yapılan iyiliği unutmamasını…

Sonra dönüp kendimize bakalım.

Biz insanların yaptığı iyilikleri ne kadar hatırlıyoruz?

HAYVANLARI KORUMAK, ASLINDA İNSANLIĞIMIZI KORUMAKTIR

Bugün 4 Ekim.

Dünya Hayvanları Koruma Günü…

Ama ben bugün “Hayvanları koruyalım” demekten biraz daha fazlasını söylemek istiyorum:

Merhametimizi koruyalım.

Vicdanımızı koruyalım.

Sevgimizi koruyalım.

Çünkü bir hayvanın canını hiçe sayan bir toplumun, zamanla insan hayatına karşı da duyarsızlaşmasından korkmalıyız.

Hayvanlara yönelik şiddet ve yaşam hakkı mücadelesinin yalnızca 4 Ekim’de değil, her gün hatırlanması gerektiği de farklı kurum ve yaşam hakkı savunucuları tarafından vurgulanıyor.

Bugün bir hayvanın başını okşadığınızda…

Belki onun hayatını değiştireceksiniz.

Ama inanın…

Asıl değişen siz olacaksınız.

Çünkü merhamet bulaşıcıdır.

Bir insan iyilik yaptığında, başka bir insan onu görür.

O da bir başka cana yardım eder.

Ve küçücük bir iyilik, kocaman bir iyilik zincirine dönüşür.

VE BİR GÜN…

Bir gün yaşlanacağız.

Güzelliğimiz geçecek.

Paramız bitebilir.

Makamlarımız değişebilir.

İnsanların bizi hatırlayıp hatırlamayacağını bilemeyiz.

Ama ardımızda bıraktığımız iyilikler kalır.

Bir kedinin hayatını kurtardıysak…

Bir köpeğin açlığını dindirdiysek…

Bir canın yarasını sardıysak…

Bir hayvanın yeniden insana güvenmesini sağladıysak…

İşte belki de insan olarak dünyaya gelmenin en güzel anlamlarından birini gerçekleştirmişizdir.

Çünkü dünya yalnızca insanların dünyası değil.

Gökyüzü kuşların, denizler balıkların, ormanlar bütün canlıların yuvası…

Biz ise bu büyük hayatın yalnızca bir parçasıyız.

BUGÜN BİR CANIN GÖZLERİNE BAKIN…

Ve ona hiçbir şey söylemeden sadece birkaç saniye bakın.

Belki o konuşamayacak.

Ama siz onun gözlerinden çok şey anlayacaksınız.

Belki korkusunu…

Belki açlığını…

Belki yalnızlığını…

Belki sevgisini…

Ve belki de size söylemek istediği tek şeyi:

“Beni incitme… Ben de bu dünyanın bir parçasıyım.”

İşte bugün 4 Ekim.

Hayvanları Koruma Günü…

Ama aslında bugün yalnızca hayvanların değil;

insanlığımızın da sınandığı bir gün.

Unutmayalım:

Bir hayvanın hayatını kurtarmak dünyayı değiştirmeyebilir.

Ama o hayvan için…

Dünyanın tamamını değiştirmiş olursunuz.

Ve belki de gerçek insanlık tam olarak budur.

Sevgiyle… merhametle… vicdanla…

Tüm can dostlarımızın önünde saygıyla eğiliyorum.

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü kutlu olsun.

Umut Uçar

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

DERİNLİĞİNDEN VAZGEÇME

Yorumlar (2)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    yeni kanunlarla kutlamak değil yasaya inat bu canlara sahip çıkmak gerekiyor…

  2. Ozan Kasım KOL dedi ki:

    Merhamet bambaşka bir şey. Bu dilsiz canlara tüm toplum sahip çıkmalıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Umut UÇAR

Umut UÇAR Kimdir ? 20 Mart 1990 Ankara’da doğdum. Çankaya İlköğretim Okulu’nda İlk Özel Jale Tezer Koleji'nde orta Özel Aydın Anadolu Kolejinde hazırlık ve lise 1.sınıf Ankara 75.YIL Süper Lisesi’nde Lise 2 ve Lise son sınıf öğrenimimi tamamladıktan sonra Celal Bayar Üniversitesi Müh.fak.Elektrik Elektronik Müh. Bölümüne girdim. Kendi isteğimle bu bölümden ayrılarak siyaset ve kamu yönetimindeki eğitiminden sonra Uğur Dündar'ın teşvikiyle ve özellikle Müjdat Gezen’in okuluna gittikten sonra onun da desteği ile Gazeteciliğe başladım. Bir süre Anons 35 TV ‘de sabah gazete manşetlerini yorumlayarak görev aldım. 11 Kasım 2016’da Radyo 1919 Fm’i kurdum.Çeşitli kişilerle,ünlü sanatcı ve siyaset adamları ile röpörtajlar yaptım. Doğan Haber Genel Koodinatörlüğü görevinde bulundum. Şu an Vizyon Medya Grup Yayın Grup Başkanı, Karabağlar Medya Grup Yayın Grup Başkanı, Tuvana Medya Grup Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği, İzben Medya Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürmekteyim. Ayrıca Gençlik ve Spor Konfederasyonu, Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu Genel Başkan Başdanışmanı, İş Dünyası Federasyonu Genel Başkan Vekili ve Ekonomik Kalkınma ve İş Dünyası Derneği Genel Başkanı görevlerini yürütmekteyim.