ÇOCUKLARA SINIR KOYMAK

ÇOCUKLARA SINIR KOYMAK

ÇOCUKLARA SINIR KOYMAK

SEVGİYİ AZALTMAK DEĞİL HAYATA HAZIRLAMAK

Bir çocuğa “Hayır” demek dünyanın en zor cümlesidir. Çünkü çocuk ağladığında, öfkelendiğinde ya da “Ama herkes yapıyor!” dediğinde içimizde bir şeyler harekete geçer. Onun üzülmesini istemeyiz. Hayal kırıklığı yaşamasından korkarız. Hele bir de yorgunsak, “Tamam, bu seferlik olsun.” demek çok daha kolay gelir.

Ama çocukların ihtiyacı her zaman istediklerinin yapılması değildir. Bazen en çok ihtiyaç duydukları şey, nerede duracaklarını bilmektir.

Çünkü sınırlar, çocuğun karşısına örülen duvarlar değil; yolunu gösteren işaretlerdir.

“Biraz daha oynayabilir miyim?”

Saat geceye yaklaşmıştır. Çocuk hâlâ tabletin başındadır.

“Artık kapat.”

“Biraz daha…”

“Hayır, yeter.”

“Ama anne, daha yeni başladım!”

Çocuk ağlamaya başlar ve ebeveyn dayanamaz:

“Tamam, on dakika daha.”

Aslında o on dakika yalnızca oyun süresini uzatmaz. Çocuğa başka bir mesaj daha verir:

“Yeterince ısrar edersem sınır değişebilir.”

Ertesi gün aynı tartışma yeniden yaşanır.

Çünkü çocuk kötü olduğu için değil, sınırın gerçekten nerede olduğunu öğrenmeye çalıştığı için tekrar dener.

İşte burada sınır koymak cezalandırmak değildir. Sakin bir sesle:

“Biliyorum, oyunu bırakmak istemiyorsun. Eğleniyorsun. Ama oyun süremiz bitti. Yarın yine oynayabilirsin.” demektir.

Çocuk belki ağlayacaktır ama ağlaması, koyduğunuz sınırın yanlış olduğunu göstermez.

Sınır koymak, çocuğu üzmek değildir.

Çocuklarımızın hiç üzülmemesini isteriz. Oysa hayat, her istediğimizin gerçekleştiği bir yer değildir.

Çocuk bazen kaybedecek.

Bazen bekleyecek.

Bazen “Hayır.” cevabını duyacak.

Bazen arkadaşının oyuncağını alamayacak.

Bazen istediği kadar televizyon izleyemeyecek.

Bazen parktaki oyundan eve dönmek zorunda kalacak.

Ve bütün bunlar onun hayatındaki küçük hayal kırıklıklarıdır.

Çocuğun her hayal kırıklığını ortadan kaldırmaya çalışmak, onu hayata hazırlamak yerine hayatın kendisinden uzaklaştırabilir.

Çünkü güçlü çocuk, hiç üzülmeyen çocuk değildir. Üzüldüğünde duygusunu yaşayabilen ve yine de yoluna devam edebilen çocuktur.

“Ama arkadaşım yapıyor!” Bu cümleyi çocukluğumuzdan hatırlarız.

“Arkadaşımın annesi izin veriyor.”

“Arkadaşım istediği kadar telefon kullanıyor.”

“Arkadaşım gece geç saate kadar oturuyor.”

Burada ebeveynin verebileceği en güçlü cevaplardan biri şudur:

“Onların kuralları farklı olabilir. Bizim evimizin kuralları böyle.”

Ne bağırmaya gerek vardır ne uzun bir tartışmaya…

Çünkü ebeveynin görevi çocuğun bütün isteklerini onaylamak değil, onun için güvenli ve anlaşılır bir çerçeve oluşturmaktır.

Sınırın da bir dili vardır. Sınır koymak demek sürekli:

“Yapma!”

“Dokunma!”

“Sus!”

“Koşma!”

“Hayır!” demek değildir.

Sınırın nasıl söylendiği önemlidir.

“Bağırma!” yerine:

“Kızgın olabilirsin ama bana bağırarak konuşamazsın.”

“Oyuncağını kardeşine verme!” yerine:

“Oyuncağın senin. İstersen paylaşabilirsin; istemiyorsan başka bir çözüm bulabiliriz.”

“Daha fazla tatlı yok!” yerine:

“Bugünkü tatlı hakkımız bitti. Yarın yine yiyebiliriz.”

Böylece çocuk yalnızca kuralı değil, duygusunu nasıl yöneteceğini de öğrenir.

Sınır koymak ile baskı kurmak aynı şey değildir.

Burada önemli bir ayrım vardır:

Sınır, çocuğu küçültmez.

Aşağılamaz.

Korkutmaz.

Tehdit etmez.

“Bunu yaparsan seni sevmem.”

“Bir daha böyle yaparsan seni bırakırım.”

“Sen zaten hiçbir şeyi beceremiyorsun.” gibi cümleler sınır koymak değildir.

Bunlar çocuğun davranışını değil, benlik duygusunu yaralayabilir.

Sağlıklı sınır ise davranışa yöneliktir:

“Sana kızgın değilim. Ama vurmak kabul edebileceğimiz bir davranış değil.”

Bu cümlede hem sevgi vardır hem sınır.

Çocuk şunu öğrenir:

“Ben değerliyim ama her davranışım kabul edilebilir değil.”

Belki de çocuk yetiştirmenin en önemli cümlelerinden biri budur.

En zor sınır: Kendi sınırımız

Çocuklara sınır koymak kadar, kendi sınırlarımızı korumak da önemlidir.

Çünkü çocuklar söylediklerimizden çok yaptıklarımızı öğrenir.

“Telefonla bu kadar oynama.” deyip bütün akşam elimizde telefon varsa…

“Kitap oku.” deyip evde kimse kitap açmıyorsa…

“Öfkelendiğinde sakin ol.” deyip en küçük problemde bağırıyorsak…

Çocuk çelişkiyi fark eder. Bu yüzden sınırların ilk öğretmeni ebeveynin davranışıdır.

Çocuk, sınırın ne olduğunu yalnızca duyarak değil, yaşayarak öğrenir.

Sınırlar sevginin karşıtı değil, tamamlayıcısıdır.

Bir çocuğa her istediğini vermek kolay olabilir. Fakat bazen sevgi, “Evet.” demek değil, cesaretle “Hayır.” diyebilmektir.

Çünkü gerçek sevgi çocuğun bugün mutlu olmasından çok, yarın kendi ayakları üzerinde durabilmesini düşünür.

Bugün parktan çıkarken ağlayan çocuk…

Yarın hayatın bir başka “Hayır” la karşılaştığında ne yapacak?

Bugün istediği olmayınca öfkesini yönetmeyi öğrenen çocuk…

Yarın başarısız olduğunda nasıl ayağa kalkacak?

Bugün beklememeyi öğrenen çocuk…

Yarın sabrın gerekli olduğu bir hayatın içinde nasıl davranacak?

İşte sınırlar, geleceğin küçük provalarıdır.

Çocuğun önüne duvar örmek değildir sınır koymak. Ona yolun kenarlarını göstermektir.

Ve belki iyi ebeveynliğin en güzel özeti şudur:

Çocuğun her isteğini gerçekleştirmek değil; kendini güvende hissedeceği kadar sınır, kendisi olabileceği kadar özgürlük vermektir.

Çünkü çocukların sınırsızlığa değil, sevgiyle çizilmiş sınırlara ihtiyacı vardır.

Bir gün büyüyecekler.

Biz yanlarında olmayacağız.

İşte o gün, bugün koyduğumuz küçük sınırlar onların içindeki büyük pusulaya dönüşecek.

 

Metin Özdemir

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

SOKAK VE OKULLARDA ŞİDDETİ DURDURABİLİRİZ

Sokak ve Okullarda Şiddeti Nasıl Durdurabiliriz?

Yorumlar (2)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    tüm anne ve babaların okuması gerekir… #metinözdemirmebbakanıolsun

  2. Ozan Kasım KOL dedi ki:

    #metinözdemirmebolsun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Metin ÖZDEMİR

METİN ÖZDEMİR 1979 yılında Bursa'da doğdum. İstanbul Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümünden 2002'de mezun oldum.Evli ve bir çocuk babasıyım. Eğitime ve kitaplara olan aşkım hiç bitmeyecek. Elimden geldiğince topluma örnek olmayı amaçlıyorum.