BAZI CÜMLELER BEKLER
- Yazar: Songül AYKAN
- 25 Eylül 2026
- 19 kez okundu
BAZI CÜMLELER BEKLER
Uzun zamandır yazmıyorum.
Aslında söyleyecek sözüm olmadığı için değil. Tam tersine…İçimde o kadar çok söz birikti ki hangisini önce söyleyeceğimi bilemediğim için belki…
İnsanın hayatında öyle zamanlar oluyor ki kelimeler bile bir süreliğine susuyor. Günler birbirinin içinden geçiyor; insan bir yandan hayatın akışına yetişmeye çalışırken bir yandan da kendi içinde olup bitenleri anlamlandırmaya uğraşıyor.
Ben de bir süredir böyle bir zaman diliminden geçiyorum.
Kalemimi tamamen bırakmadım ama ona eskisi kadar sık dokunamadım. Defterlerimin, yarım kalmış cümlelerin, zihnimde dolaşıp bir türlü kâğıda düşmeyen düşüncelerin arasında uzun bir sessizlik oldu.
Bir süre sonra kalemin ucunda kelimeler değil, yaşanmışlıklar birikmeye başladı. Hangisinden başlayacağımı, hangisini anlatıp, içimde saklayacağını bilemedim.
Oysa yazmak benim için hiçbir zaman yalnızca yazmak olmadı. Bazen nefes almak oldu. İçimde birikenleri kelimelere emanet etmek, bazen kendimi anlamak, bazen de hiç tanımadığım birinin kalbine küçücük bir cümle bırakabilmek…
Son zamanlarda o nefese ara verdim
Bazen insan kendini bir başkasına anlatamaz bir kâğıda anlatır. Bazen bir cümle, insanın kendi kalbine tuttuğu aynadır. Bazen de yazarken fark edersin: Meğer anlatmak istediğin şey, başkasına değil kendineymiş.
Belki bu yüzden bazı dönemlerde insan yazamaz.
Çünkü yaşadıkları henüz cümle değildir.
Henüz sadece duygudur.
Biraz korku, biraz umut, biraz bekleyiş, hüzün ve sonrasında şükür… Birbirine karışmış onlarca duygu.
İnsan, bütün bunların içinden geçerken bazı şeylerin adını koyamaz.
Ben de koyamadım.
Fakat zaman geçtikçe şunu öğrendim: Her şeyi hemen anlamak zorunda değiliz.
Bazı soruların cevabı zamana emanet. Zamanın sahibine emanet. O en uygun zamanda Mucib ismiyle verecek cevapları… Belki bir genişlik, belki bir mutluluk, belki bir tebessümle…
Bazı kapılar biz hazır olduğumuzda açılıyor.
Bazı yolların neden önümüze çıktığını ise ancak yürüyüp biraz uzaklaştıktan sonra anlayabiliyoruz.
Yüce Yaradan’ın, hayatta bize sunduğu her şeyi anlamlandırmak gibi bir mecburiyetimiz yok belki. Bazen yapmamız gereken sadece yürümek, sabretmek ve Rabbimizin bizim göremediğimizi gördüğüne güvenmek.
Evet O’na sığındığımda, durup biraz düşündüğümde zorluğun içindeki kolaylığı, zahmetin içindeki rahmeti, imtihanın içinde açtığı kapıları gördüm. Korkular güvene, emniyete çevrildi Rabbim varsa her şey mümkün dedim…
Dip dediğimiz yerin bir başlangıç, belki bir trambolin gibi bizi yükseltecek bir vazifeli olduğunu fark ettim. Hiç bir şeye gücümün yetmediği zamanlarda her şeye gücü yetenin “künn” (ol) emriyle herşeyi oldurmaya kadir olduğu ayeti ferahlattı içimi…
İnsan bunu gerçekten öğrendiğinde, beklemek başka bir anlam kazanıyor.
Belki şartlar, bir süreliğine kalemimi elimden alıp bana başka cümleler öğretti. Sabretmeyi, beklemeyi, her şeyin bizim istediğimiz zamanda gerçekleşmediğini ve insanın bazen güçlü olmakla sadece dayanmak arasındaki farkı öğrendiğini…
Ben şimdi yeniden yazıyorum.
Belki eskisi gibi değil.
Belki biraz daha yavaş.
Belki bazı cümlelerin arasında eskisinden daha fazla susarak…
Ama yeniden.
Çünkü hayat ne kadar yorarsa yorsun, insanın içinde hâlâ söyleyecek sözleri varsa, o söz bir gün mutlaka yolunu buluyor.
Ve ben inanıyorum ki bazı cümleler kaybolmaz.
Sadece doğru zamanı bekler.
Benim cümlelerim de biraz bekledi.
Şimdi yeniden söz oldu, umut oldu, yüreklere akan yol oldu…
Ben buradayım.
Kalem elimde.
Ve içimde hâlâ anlatacak çok şey var.
Rabbimiz Âl-i İmrân Sûresinde ;”Allah yaptığı işi güzel yapanları sever. ” buyuruyor.
Yazalım bakalım…
Songül Aykan
Diğer yazılarımı okudunuz mu?

hoş geldiniz tam vaktinde…
Hoş geldiniz. Kaleminize yüreğinize sağlık.