İNSANIN GERÇEK YÜZÜ,

İNSANIN GERÇEK YÜZÜ,

İNSANIN GERÇEK YÜZÜ,

GÜÇ ELİNE GEÇTİĞİNDE ORTAYA ÇIKAR

İnsanları tanımak istiyorsanız onlara iyi günlerinde bakmayın.

Her şey yolundayken herkes iyi olabilir.

Herkes güler.

Herkes dost görünür.

Herkes güzel sözler söyler.

Asıl mesele, insanın eline güç geçtiğinde ne yaptığıdır.

Çünkü güç, insanı değiştirmez.

Gücün yaptığı tek şey, insanın içinde zaten var olanı görünür hâle getirmektir.

Kimi insan güçlendiğinde daha adil olur.

Daha merhametli olur.

Yanında yürüyenleri unutmaz.

Kendisine destek olan insanların emeğini teslim eder.

Kimi insan ise gücü eline geçirdiği anda etrafındaki herkesi birer araç olarak görmeye başlar.

Dün omuz omuza yürüdüğü insanları bugün hatırlamaz.

Kendisinin yükselmesinde payı olanları bir kenara iter.

Verdiği sözleri unutur.

Yapılan fedakârlıkları görmezden gelir.

Ve en acısı…

Başkasının emeğiyle geldiği yeri, yalnızca kendi başarısı sanır.

Bazı insanlar merdiveni kendisi yapmaz, ama zirveye çıktığında herkesi unutur

Hayatta hiçbir başarı tek kişinin eseri değildir.

Bir insanın arkasında mutlaka birileri vardır.

Bir arkadaş…

Bir çalışan…

Bir yol arkadaşı…

Bir aile…

Bir ekip…

Bazen görünmeyen bir emek…

Bazen karşılıksız verilen bir destek…

Bazen de kimsenin bilmediği bir fedakârlık…

Fakat bazı insanlar zirveye çıktığında aşağıya bakmayı unutur.

Çünkü aşağıda kendisini oraya taşıyan insanların olduğunu hatırlamak istemez.

Oysa insanın büyüklüğü, ne kadar yükseğe çıktığıyla değil;

yükselirken kimleri ezmediğiyle ölçülür.

Emeği küçümseyen, aslında kendi değerini küçültür

Bir insanın emeğini küçümsemek kolaydır.

“Ne yaptı ki?”

“Zaten göreviydi.”

“Onu herkes yapar.”

“Ben olmasaydım hiçbir şey olmazdı.”

Bu cümleler çoğu zaman emeği değersizleştirmenin bahanesidir.

Ama gerçek şudur:

Bir insanın yaptığı işi küçümsemek, o insanın emeğini ortadan kaldırmaz.

Sadece sizin karakterinizi gösterir.

Çünkü başkasının hakkını teslim etmek sizi küçültmez.

Tam tersine, insanı büyüten şeylerden biri de başkasının emeğini görebilmektir.

Teşekkür edebilmek…

Hakkını verebilmek…

“Bu başarıda senin de payın var” diyebilmek…

İşte gerçek asalet budur.

İnsan, en çok da kendisine muhtaç olanlara nasıl davrandığıyla sınanır

Bir insanın karakterini anlamanın en kolay yollarından biri şudur:

Kendisinden güçsüz gördüğü insanlara nasıl davranıyor?

Kendisinden makam olarak aşağıda olana nasıl konuşuyor?

Kendisine ihtiyaç duyan insanı nasıl görüyor?

İşi düştüğünde aradığı insanın işi bittiğinde yüzüne bakıyor mu?

Yoksa ihtiyaç ortadan kalkınca o insan da hayatından mı çıkıyor?

İşte karakter tam burada ortaya çıkar.

Çünkü gerçek insanlık, güçlüye saygı göstermek değildir.

Gücü yettiği hâlde kimseyi ezmemektir.

Bugün senin yanında olanları yarın aramak zorunda kalabilirsin

Hayatın en büyük yanılgısı, sahip olduğumuz gücün sonsuza kadar bizimle kalacağını düşünmektir.

Bugün makamınız olabilir.

Bugün çevreniz kalabalık olabilir.

Bugün insanlar sizin peşinizden geliyor olabilir.

Bugün sözünüz dinleniyor olabilir.

Ama hayat değişir.

Şartlar değişir.

İnsanlar değişir.

Ve bir gün siz de başka birinin desteğine ihtiyaç duyabilirsiniz.

İşte o gün geçmişte nasıl bir insan olduğunuz karşınıza çıkar.

Size kim sahip çıkacak?

Kim elini uzatacak?

Kim “Ben bunu unutmam” diyecek?

Belki de o gün cevabı çok basit bir yerde bulacaksınız:

İnsanlara ne verdiyseniz, çoğu zaman onu geri alırsınız.

Saygı verdiyseniz saygı…

Güven verdiyseniz güven…

Vefa verdiyseniz vefa…

Haksızlık ettiyseniz ise…

O sessizlik, gün gelir size cevap olarak döner.

Bazı insanlar kaybedilmez, kendilerini kaybettirir

Hayatımızdan çıkan herkes bizim kaybımız değildir.

Bazen bir insanın gitmesi, aslında onun kendisini kurtarmasıdır.

Çünkü bazı insanlar emeğinin görülmediği yerde kalmaz.

Sürekli değersizleştirildiği yerde durmaz.

Sözlerin tutulmadığı yerde güvenini tüketmez.

Bir gün sessizce gider.

Ve geride yalnızca şu soruyu bırakır:

“Ben bu insanı neden kaybettim?”

Cevap çoğu zaman çok açıktır.

Çünkü insanlar bir anda gitmez.

Önce susarlar.

Sonra kırılırlar.

Sonra umutlarını kaybederler.

Sonra da vazgeçerler.

Ve bir gün artık geri dönmezler.

SON SÖZ: MAKAM GEÇER, İNSANLIK KALIR

Hayatta herkes bir yerlere gelebilir.

Ama herkes geldiği yerde insan kalamaz.

İşte asıl mesele budur.

Bir gün makamınız elinizden alınabilir.

Paranız azalabilir.

Çevreniz değişebilir.

Bugün sizi alkışlayanlar yarın yanınızda olmayabilir.

Ama karakteriniz sizinle kalır.

Bu yüzden insanlara nasıl davrandığınıza dikkat edin.

Çünkü bugün küçümsediğiniz insanın yarın nerede olacağını bilemezsiniz.

Bugün hakkını vermediğiniz insanın yarın hangi kapıyı açacağını bilemezsiniz.

Ve bugün kendinizi vazgeçilmez sandığınız yerde, yarın sizin yerinizi başkasının doldurabileceğini unutmayın.

Çünkü hiçbir makam insanı değerli yapmaz.

İnsanın değerini;

ahlakı, vicdanı, vefası ve başkasının hakkına gösterdiği saygı belirler.

Sonunda herkes sahip olduğu makamla değil, geride bıraktığı insanlarla hatırlanır.

Ve bazı insanların ardından:

“Çok başarılıydı.”

denir.

Bazılarının ardından ise:

“Çok iyi bir insandı, kimsenin hakkını yemezdi.”

İnanın…

İkinci cümle, bir insanın hayatı boyunca kazanabileceği en büyük unvandır.

 

Umut UÇAR

Diğer Yazılarımı Okudunuz mu?

YEDEK OLDUĞUNUZU ANLADIĞINIZDA

 

Yorumlar (0)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir