Hazırcevaplılık

Hazırcevaplılık

Hazırcevaplılık

Hazırcevaplık aslında bir “hız” meselesinden ziyade, bir “sınır çizme” meselesidir. Hazırcevap olmayan insanların zeka sorunu olduğunu düşünenler vardır elbette. Ancak bu zekayla ölçülecek bir durum değil. Sadece yetiştirilme tarzı ve kalp kırmaktan imtina ettikleri için cevap vermiyorlar.

Sevilmeye aç, kalp kırınca kaybetmekten korkan ya da kalp kırarak günah işleyeceğini düşünen insanların uğradığı zorbalık sonucu geri adım atmasıdır susmak. Oysa kırmayı göze alan kırılmayı da göze almalı. Neden karşındaki korkmuyor, bir özürle gönlünü alacağını düşünüyor da sen kalp kırmaktan korkuyorsun?

Hadi gelin bunlara bir cevap arayalım…

Karşındaki kişinin kalbini kırmaktan korktuğun için ani çıkış ya da hakaretlerde donup kalman çok insani bir tepki ancak bu sessizlik karşı tarafa “Bana her şeyi söyleyebilirsin” mesajı veriyor. Bunun önüne geçmek, hazırcevaplık ve sınır çizme konusunda  şu stratejileri uygulayabilirsiniz.

“Neden?” Sorusunun Gücünü Kullan:

Sana karşındaki kişi; “Cevap vermek istemediğin bir soru sorduğunda ya da eleştiri tonuyla konuştuğunda” savunma yapma (“Çünkü şöyle oldu. Çünkü böyle yapmalıyım, o işi yapamadım vaktim yoktu” gibi bahaneler üretme).

Topu ona at. O: “Bunu neden buraya koydun? Bunu nasıl yaparsın ”  gibi sorular sorduğunda; Sen: “Burada durması seni neden bu kadar rahatsız etti?” veya “Nerede durması gerektiğine dair bir kural mı var?” diye cevap verdiğinde alacağı cevaptan çok vereceği cevaba yönelecektir.

 Neden işe yarar? Çünkü cevap vermek zorunda kalan o olur, sen değil.

 Kısa ve Net Cümleler Kur:

Agresif insanlar genellikle karşısındakini telaşlandırmak ister. Sakin kalıp sadece durumu tespit eden cümleler kurarsan duvara çarpmış gibi olurlar.

 O: (Yüksek sesle/Agresifçe) “Bunu neden böyle yaptın!”  dedi örneğin. O zaman sen: “Şu an ses tonun çok yüksek/agresif, bu şekilde sağlıklı iletişim kuramayız. Sakinleşince konuşalım.”  diyebilirsin. 

Sen: “Bu konuyla bu kadar sert bir üslupla ilgilenmen şaşırtıcı.” diyebilirsin mesela.

Bazı kalıplaşmış, bu durumda vermen gereken cümleler vardır. “Hazırcevaplık” İçin Stok Cümleler Edin. O an beynin donduğunda kullanabileceğin, her duruma uyan “joker” cümlelerin olsun. Düşünmek için zaman kazandırır:  “Bu senin fikrin, saygı duyuyorum ama ben böyle tercih ettim.” Veya “Benim üzerimde bir denetim mekanizmasıymışsın gibi konuşman beni rahatsız ediyor.” diyebilirsiniz.

“Yardım mı teklif ediyorsun yoksa sadece eleştiriyor musun? Anlayamadım.” şeklinde joker cümleleri de hayatımıza dahil edebiliriz.

Beden Dilinle “Dur” De:

Sana ahkam keserken muhtemelen fiziksel olarak da alanına giriyordur. 

Konuşurken göz temasını kesme ama kaşlarını çatıp kavgaya da girme. Sadece dümdüz bak.  O konuşurken elindeki işe devam etme, dur ve ona dön. Bu, “Seni duyuyorum ve bu tavrını not ediyorum” demektir. Hem bir görgü kuralı olarak hem etik olarak zaten bedenimizi kişiye dönmek en uygun olanıdır. Arkasını dönen biriyse karşındaki sen temas kurmaya çalışma…

“Kırmaktan Korkma” Eşiğini Esnet Sen onu kırmaktan korkuyorsun ama o seni her gün kırıyor. Burada bir adaletsizlik var. Şunu unutmayın: Sınır çizmek, kabalık değildir. “Bu konu seni ilgilendirmiyor” demek bir hakaret değil, bir durum tespitidir. Siz de deneyebilirsiniz. Bunu ödev olarak not edelim mi?

Bir dahaki sefere; “Bunu neden buraya koydun?” dediğinde, hiçbir açıklama yapmadan sadece gözlerinin içine bakıp “Öyle gerektiği için. Bir sorun mu var?” de ve cevabını beklemeden işine dön. Bu tarz bir yaklaşım sence seni çok zorlar mı, yoksa denenebilir mi? Bence denenebilir.

Elbette her şey okul sıralarında öğretilmiyor ama hayatın içinde yaşadıklarımızla edindiğimiz tecrübeleri toplayıp ceplerimize koymamız gerekiyor.

Bilirsiniz bir atasözümüz vardır; kızım sana diyorum gelinim sen anla.” diye. Maalesef bu kızlardan hayatımızın her alanında karşımıza çıkıyor. En basitinden bir aile, bir iş yeri, bir sosyal etkinlik ya da dernek. Her zaman ezilen kızım sana diyorum’u yaşatacak sessiz, masum ve kalp kırmaktan çekinen insanlarla karşılaşmışızdır.

Grupta sesini en çok çıkaran ya da diş gösteren insanlardan çekindiklerinden dolayı ona ima etmek için daha sessiz ve sakin olanın üzerinden rant elde etmekte ve o kişinin üzerine gidilmektedir.

Ayıp değil mi? Günah değil mi? Yazık değil mi? Hata kimdeyse o kişiyle muhatap olmak varken neden küçük balığı üzüyorsunuz? Artık evinizdeki kız olmaktan sıkılmadınız mı? Her zaman her yerde kız olmaktan bıkıp gelin olma vaktiniz gelmedi mi? Ama hayatta en güzel şey konuşarak anlaşmaktır.

Umarım hayatınızda beyninizi bu tür haksızlıklarla meşgul eden insanlar olmaz.

Sevgi ve Saygıyla…

Nigar KAYA

Editör: Yıldız TEK GAMLI

Yazarın Diğer Yazılarını Okudunuz mu?

ADI DUDU SOYADI SEVİNDİRİR

Yorumlar (1)

  1. Ozan Kasım KOL dedi ki:

    Toplumun büyük bir kısmının maruz kaldığı bir durumu çok güzel ifade etmişsiniz. Kaleminize sağlik

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Nigar KAYA

Doğma büyüme Çankırılı olan Kaya, İlk Orta Lise eğitimini Çankırı'da gördü. Anadolu Üniversitesi Laborant ve Veterinerlik bölümünü bitirdikten sonra Atatürk Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Acil Afet Yönetimi Lisans bölümünü tamamladı. Yine Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi, Medya ve Gazetecilik bölümünü tamamlamıştır . Hemşire, hemşirelik mesleği yanında Yazar-Şair ve Editörlük yapıyor. Bir çocuk annesi olan Kaya'nın bir oğlu var ve Hukuk Fakültesi mezunu.