VAN GÖLÜ’NÜN SUSTUĞU GECE

VAN GÖLÜ’NÜN SUSTUĞU GECE

VAN GÖLÜ’NÜN SUSTUĞU GECE

Şimdi sizden kendinizi bir babanın yerine koymanızı istiyorum. Hayatınız boyunca taş işçiliği gibi ağır bir işte çalışıp ailenize baktınız ve en büyük hayaliniz çocuklarınızın okuyup toplumda statü sahibi olacakları bir işle meşgul olmaları. Sizin gibi ağır yüklerin altında ezilmeden, kimse tarafından hor görülmeden yaşamalarını istediniz sadece. Bunun için gücünüzün son damlasına kadar mücadele ettiniz. Bu her ebeveynin yapması gereken bir sorumluluk diye düşüne bilirsiniz, doğrudur da fakat siz hiç bunca yıldır okutmak için mücadele ettiğiniz yavrunuzu kaybettiğinizde katilinin bulunması için hayat boyu verdiğiniz mücadelenin kat ve kat üstünde bir güçle savaştınız mı?

Bu satırları okurken kendinizi yerine koymanızı istediğim kişi: Nizamettin Kabaiş.

Bu baba yaklaşık bir yıl dokuz aydır kızının intihar etmediğini ve bir cinayete kurban gittiğini ispatlamak ve sorumlularının cezalandırılması için amansız bir savaş veriyor. 25 Eylül 2024 tarihinde Nizamettin amcanın hayalleri gerçeğe yaklaşmış ve kızını Van 100. Yıl üniversitesine kaydettirip yurda yerleştirilmişti. Gözü arkada değildi, çünkü devlet kızının güvenliğini sağlayacak ve Rojin’in hayalini kurduğu çocuk gelişimi bölümünü okutacaktı. Rojin çocukları çok sevdiği için bu bölümü severek bitirecekti. O gün Diyarbakır’dan, Van’a kadar tüm yol boyunca okulu bitirdiğinde yapacağı şeyleri anlatmıştı babasına. Baba ne kadar gurur duysa azdı. Düşünsenize, hayatınız boyunca bu an için çok ağır işlerde çalıştınız ve emeklerinizin karşılığı olarak kızınızın başarılarını dinliyorsunuz. Bu okulu kazanana kadar çektiği o sınav süreci, o stres dolu günler geri de kalmış. Kızınızı yurda yerleştirmişsiniz ve buruk bir sevinçle devlete olan güveninizi yanınıza alarak evinize döndünüz. O emin ellerde diye düşünerek bir yandan da gururla kızınızı soranlara kazandığı okulu anlatıyorsunuz. Ne yazık ki bu gurur ve sevinç yerini bir daha doldurulamayacak bir boşluğa bırakmak üzere.

Rojin 27 Eylül 2024 tarihinde yurttan Van gölü sahiline arkadaşına mesaj atarak “ çakıl taşı” toplayacağını söyleyip çıktı. Bu tarihten 18 gün sonra Van’ın Tuşba ilçesine bağlı Mollakasım Mahallesi Van gölü sahilinde cansız bedeni bulundu. 15 Ekim 2024 günü bir babanın yaşaya bileceği en büyük acıyı yaşadı Nizamettin Kabaiş. Diyarbakır’da bir beddua vardır. “Evladından fazla yaşayasın.” Şimdi gözlerinizi kapatın ve bir gölün yanında evladınızın cansız bedenini gördüğünüzü hayal edin. Bunu hayal ederken bile kalbinizin sıkıştığını hissetmeniz anormal bir durum değil. Bu öyle bir acı ki, bir beddua olarak bile çok ağır bir yük.

Soruşturma açıldı, otopsi yapıldı ve herkes dil birliği etmiş gibi Rojin intihar etmiş denildi. Fakat Nizamettin Amca buna inanmadı. İntihara giden biri neden büfeden meyve suyu ve kraker alır ki ve neden Van 100. Yıl üniversitesi rektörü yetkisi olmamasına rağmen otopsiye müdahale eder? İşte bu sorular Rojin’in intihar etmesi için hiçbir nedeni olmamasına da eklenince Nizamettin amca bir mücadele başlattı. 10 Ekim 2025 tarihine kadar Nizamettin amca, kızının bir cinayet kurbanı olduğunu her platformda dile getirdi, devletin neredeyse her kademesiyle görüştü, basın açıklamaları yaptı. 10 Ekim günü İstanbul Adli Tıp Kurumu ihtisas dairesinin hazırladığı raporu Van ve Diyarbakır Baroları kamuoyuna açıkladı. Nizamettin amca haklıydı. Rojin’in göğsünde ve genital bölgenin iç kısmında iki ayrı erkek DNA sı tespit edilmişti. İlk önce “Suda kaldığı süre içerisinde sudan bulaştı.” diye saçma sapan bir iddia atıldı ortaya. Bu ve bunun gibi birçok mesnetsiz açıklama belli ki biri veya birilerini korumaya yönelik yapılan açıklamalardı. En son Gülistan Doku davasında kimlerin olduğunu ve kimlerin delil kararttığını gördük. Bir görgü tanığının Rojin’in cansız bedeninin bir arabayla iki kişi tarafında sahile bırakıldığını gördüğünü söylemesinin ardından Mollakasım mahalle muhtarı ve çıkar ilişkileri bulunan Van 100.yıl rektörü bunun doğru olmadığını can siper hane bir şekilde savunuyordu. Çünkü suçlu olmak böyle bir şeydir. Doğru olan çarpıtılır, suç başkasına yüklenmeye çalışılır ve mağdur suçlanır. 

Oysa Rojin suçlu değildi ve intihar etmedi. Babasının aylardır haykırdığı gibi pis zihniyetli ve arkasında her ne yaparlarsa yapsınlar onları koruyacak kendileri kadar aşağılık bir gücün olduğunu bilen yaratıklar tarafından vahşice katledildi. Nizamettin amca Van barosunun esrarengiz bir şekilde davadan çekilmesinin ardından bile mücadeleyi bırakmıyor. Biliyor ki kızı intihar etmedi. Her kim korunuyorsa koruyanların aileye tehdit mesajları atması Nizamettin amcanın doğru yolda olduğu anlamına geliyor. O bu süreçte hiçbir tehdit veya gözdağından korkmadan kızı için adalet istiyor. Rojin için adalet demek, Narin Güran, Gülistan Doku ve bu ülkede cinayete kurban verilen birçoğu için adalet demek. Rojin için adalet demek, bu ülkede adaletin sadece bir isimden ibaret olmadığını göstermek demek ve Rojin için adalet demek evladını bu aşağılık zihniyete kurban veren anne ve babaların yüreğindeki yangını biraz olsun dindirmek demek.

Bir ülkede adaletin çökmesi demek o ülkenin tüm yapılarının çökmesi anlamına gelir. Adalet herkes için eşit işlemeli bu bir rektörde olabilir, bir muhtarda veya bürokratta insanların statüsü ahlak ölçüsü değildir. Cezasızlık politikaları sadece bu cinayetleri meşrulaştırır. 

Rojin için istenen bir intikam değil, gerçeğin tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmasıdır.

Bana göre bir cinayetin en büyük faili, gerçeğin yıllarca karanlıkta kalmasına izin veren zihniyettir…

#rojiniçinadalet

Zafer Değirmenci

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

SİLAH İTTİFAKI NATO

 

 

 

Yorumlar (1)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    off hocam baştan sona okuduğum her haberle saçmalık dediğim adaletin yerini bulması gereken bir dava… #rojiniçinadalet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ZAFER DEĞİRMENCİ

Zafer Değirmenci, 1979 yılında Erzurum’da doğdu. Babasının memuriyeti nedeniyle 1983 yılında ailesiyle birlikte Kayseri’ye yerleşti ve 2013 yılına kadar burada yaşadı. Bir iş vesilesiyle geldiği Diyarbakır’da tanıştığı eşiyle evlenerek bu kente yerleşti. Halen Diyarbakır’da yaşayan Değirmenci, eşiyle birlikte işlettiği bir kafenin yanı sıra yazarlık çalışmalarını sürdürmektedir. Tarihi dram ve politik eleştiri türlerinde eserler veren yazarın yayımlanmış beş romanı bulunmaktadır: Ağaç Dalından Kuşlar, Simon, Ölüm Var Hasan, Çoban ve Altı Ay Sonra İntihar Edecek Miyim? Eserlerinde insanın vicdanla, adaletle ve toplumsal gerçeklerle olan mücadelesini ele alan Değirmenci, tarihi ve güncel olayları edebiyatın diliyle yorumlamaktadır.