Samanlık Seyran Değil, Tripleks Villa mı?
- Yazar: Barış BEKMEZ
- 25 Temmuz 2026
- 16 kez okundu
SAMANLIK SEYRAN DEĞİL;
TRİPLEKS VİLLA
Eskiden büyüklerimiz bir söz söylerdi: “Samanlık seyran olur.”
Çocukluğumuzdan beri kulaklarımıza yerleşen bu cümlenin anlamı aslında çok derindi. O söz, yoksulluğu övmüyordu. Sevginin, güvenin ve birlikte mücadele etmenin, maddi imkânsızlıkların önüne geçebileceğini anlatıyordu. Bugün dönüp etrafıma bakıyorum da, sanki o sözün yerini başka bir cümle almış: “Tripleks villa olmadan seyran olmaz.”
Gerçekten merak ediyorum;
İki insan birbirini sevdiğinde ilk sorulan şey ne zaman “Kalbin güzel mi?” olmaktan çıktı da, “Evin var mı?”, “Araban ne?”, “Maaşın kaç lira?”, “Geleceğin garanti mi?” sorularına dönüştü?
Elbette kimse geleceğini düşünmesin demiyorum. Elbette herkes huzurlu bir hayat kurmak ister. Ama sevginin önüne sürekli rakamlar koyarsanız, ortada ne sevgi kalır ne de kurulacak bir yuva.
Son yıllarda sık sık duyuyoruz: “Asgari ücret alanla evlenmem.”, “Maaşı şu kadar olmazsa olmaz.”, “Ben cefa çekemem.”… Oysa büyüklerimiz başka bir şey öğretmişti bize:
“Cefa çekmeden sefa sürülmez.“
Mutlu evliliklerin sırrı, hiçbir zaman yalnızca bolluk içinde yaşamak değildi. Gerçek mutluluk; varlıkta şımarmamak, yoklukta ise birbirinin elini bırakmamaktı. Boşuna söylenmez o evlilik yemini:
“Hastalıkta ve sağlıkta, varlıkta ve yoklukta…“
Bu sözler düğün salonunda alkışlar arasında söylenip unutulsun diye edilmez. Bunlar, ömür boyu tutulması gereken sözlerdir. Çünkü evlilik; sadece güzel günleri paylaşmak değil, zor günlerde de omuz omuza durabilmektir.
Eskiden insanlar ev kurmuyordu sadece; umut kuruyordu. Birbirlerine yaslanıyor, birlikte büyüyor, birlikte yoruluyor, birlikte başarıyorlardı. Kimse daha yolun başındaki gençlerden elli yıllık servet beklemiyordu. Çünkü herkes biliyordu ki emek verilirse, zamanla taş üstüne taş konur. Bugün ise bazı beklentiler, daha ilişki başlamadan sevgiyi tüketiyor. Adet, gelenek denilerek, gösteriş uğruna yüklenen maddi sorumluluklar; daha kurulmadan nice yuvanın umutlarını yıkıyor. Gelenek; insanı ezmek için değil, aileleri bir araya getirmek için vardır. Eğer bir gelenek sevginin önüne geçiyorsa, orada durup düşünmek gerekir. Bir insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey bazen para değildir. Bazen yalnızca bir cümledir:
“Ben yanındayım.“
Ama o cümlenin içi dolu olmalı. İki gün sonra ilk zorlukta sırtını dönmek değil, gerçekten yanında durabilmek gerekir. Çünkü destek görmek, insanın yükünü hafifletir. Sürekli eleştirilmek ve bitmek bilmeyen beklentilerin altında ezilmek ise en güçlü insanı bile yorar. Belki bugün cebimizde milyonlar yok, sıfırdan başlıyoruz. Ama önemli olan nereden başladığımız değil, kiminle yürüdüğümüzdür…
Bir ekmeği bölüşebildiğiniz, “Bugün de birlikteyiz.” diye şükredebildiğiniz insanla kurulan yuva; en lüks villadan daha değerlidir. Çünkü sevgi, paylaşıldıkça büyür. Güven, birlikte verilen emekle güçlenir. Başarı ise bir gün geldiğinde “Ben yaptım.” demekle değil, “Biz başardık.” diyebilmekle anlam kazanır. Belki de yeniden hatırlamamız gereken şey tam olarak budur.
Samanlık, tek başına hiçbir zaman seyran olmadı. Onu seyran yapan; içinde kurulan hayaller, paylaşılan ekmek, tutulan eller ve hiçbir şartta bırakılmayan sevgiydi.
Hayatınızı, emeklerinize değmeyecek insanlara harcamayın. Ve eğer bir gün hayat arkadaşınızı seçecekseniz; cebinizdeki paraya değil, zor günlerde elinizi bırakmayacak yüreğe bakın.
Çünkü gerçek zenginlik, birlikte yaşlanabileceğiniz bir omuz bulabilmektir.
Barış Bekmez
Diğer yazılarımı okudunuz mu?
KIZGIN DEĞİLİM

aşka yürek gerek yazarım…
Külfetsiz nimet olmazmış. Yüreğinize kaleminize sağlık.