Halk Şairinin Gezi Anıları

Halk Şairinin Gezi Anıları

HALK ŞAİRİNİN GEZİ ANILARI

Dağların Zirvesindeki Yörük Köyü “Belenli” ve Hüzünlü “Kız Uçtu Efsanesi”

Merhaba sevgili okurlarım… Bugün sizleri dağların zirvesine yaslanmış, bulutlarla dostluk etmiş bir köye, Burdur’un Kemer ilçesine bağlı Belenli köyüne; yani kendi köyüme götüreceğim. 

Hazır mısınız?
Belenli… Uçurumların kıyısında, rüzgârın kanatlarında yükselen bir hayat… Sabahın ilk ışıkları, Sivrilce’de kayaların arasından süzülüp taş duvarlara vurur. Burası adeta bir masalın içine doğmuş gibi görünür.
Buraya gelen yollar keskin virajlarla doludur. Patikalar dik yamaçlara yaslanır. Ama Belenli’nin insanı bu yükseklikleri bilir, dağ gibi dik durmayı öğrenmiştir. Yüzlerinde bir dirayet, gözlerinde ufka uzanan bir bakış, yüreklerinde geniş ovalar gibi bir sevgi vardır.

Dağların İçinde Saklı Bir Vaha

Belenli’nin her köşesi kendi başına bir hikâye taşır. Derler ki; bir zamanlar bir kervan fırtınaya yakalanıp bu dağların göğsüne sığınmış. Geceyi geçirecekleri bir çatı ararken taş evlerin sıcaklığına rastlamışlar. O gece gökyüzü kara bulutlarla örtülüyken, köyün ortasında yanan ocakların alevi, yıldızlar gibi ışıldamış. Kervancılar demiş ki: 

– Burası sadece bir köy değil, dağların içinde saklı bir vaha.


Ve Belenli’nin rüzgârı… Bazen çobanın unuttuğu bir türkü gelir kulağınıza, bazen bir annenin yavrusuna söylediği ninni, bazen de kayaların yankıladığı eski bir efsane… Tarih burada sessiz bir öğretmendir. Tarihi şehir Olbassa’daki kayalara kazınmış eski yollar, rüzgârla konuşan tepeler, suskun taş evler… Geçmişin dilsiz anlatıcılarıdır.

Yaylanın Kalbindeki Yara: “Kız Uçtu” Efsanesi

Şimdi size Belenli’nin en hüzünlü ama unutulmaz hikâyesini anlatacağım: 
Belenli Köyü, eski bir Yörük diyarıdır. Bahar geldiğinde yaylalar yemyeşil olur, harman zamanı altın sarısına dönerdi. Çadırlar kurulur, tırpanlar ekin biçer, düvenler harman döver, taşların üzerinde kaynayan çaydanlıkların dumanı yükselirdi.
Yüzyıllar önce, Belenli’de güzelliğiyle dillere destan bir kız yaşarmış. Adı Ayşe diyen de var, Emine diyen de… Ama onu asıl özel kılan, gönlündeki sevdaymış. O, köyün cesur çobanı Ahmet’e gönlünü kaptırmış. Ahmet, kavalını yanık yanık üfleyen, sürüsünü Payam Daşı’nda sulayan bir delikanlıymış.
Her gün sürüsünü suya indirirken, Ayşe de oraya gelir, göz göze bakışırlarmış. Zamanla bu bakışmalar yerini tatlı sohbetlere, derin hayallere bırakmış. Birlikte bir çadır kuracakları, yaylada özgürce yaşayacakları günlerin hayalini kurmuşlar.
Ama her aşkın yolunda olduğu gibi, onların da önüne engeller çıkmış. Aileleri bu sevdayı duymuş ve kızlarını uyarmış. Ama sevda, kolayca vazgeçilecek bir şey değilmiş. Ayşe de Ahmet de kalplerinin sesini dinlemiş, aşklarından ödün vermemişler.

Susmayan Kayalar, Dinmeyen Rüzgâr

Bir gün, Ahmet yine sürüsünü sulamak için Payam Daşı’na geldiğinde, beklenmedik bir olay yaşanmış. Duyulanlara göre, bu aşkı istemeyenler onu durdurmaya çalışmış. Ama Ahmet, kalbini susturamamış ve o hain kurşunla hayata veda etmiş.
O sırada olanları gören Ayşe, sevdiği adamın ölümüne dayanamayarak gözlerini gökyüzüne dikmiş ve haykırmış:
“Ben sana yar olamadım Ahmet’im, kimseye de olmam…”


Sonra da dağın en uç noktasına doğru yürümüş ve kendini rüzgâra bırakmış. O günden sonra, o dağın adı “Kız Uçtu*”olarak anılmış. Derler ki rüzgâr o dağın yamacında bazen bir kaval sesi gibi eser. Ve eğer kulak verirseniz, yamaçlardan yankılanan hüzünlü bir sevda türküsü duyarsınız…
Yazımın sonunda bu hikâyeyi bir de kaleme aldığım şiirimle sizlere bırakmak isterim:

KIZ UÇTU
Yamacında güneş başka doğuyor
Hüzünler taşıyor dertli KIZ UÇTU
Her mevsim üstüne yağmur yağıyor
Gözyaşı coşuyor garip KIZ UÇTU

Kirli boğazından sürüler geçti
Gencer yaylasından suyunu içti
Deve çökeğinden keklikler kaçtı
O günü yaşıyor sessiz KIZ UÇTU

Ayşe’m yamaçlarda orak biçiyor
Gülen gözleri tebessüm saçıyor
Ahmet’in sevdası yürek yakıyor
Haline şaşıyor bizim KIZ UÇTU

Ahmet çıkıp geldi Payam Daşı’na
Vuruldu Ayşe’nin hilal kaşına
Bilmeden gelecekleri başına
Yürekler deşiyor bizim KIZ UÇTU

Gedikten geçerken abisi gördü
Koşarak gitti karşısında durdu
Dinlemedi Ahmet’i yere serdi
Gözyaşı döküyor bizim KIZ UÇTU

Ahmet’in acısı Ayşe’yi yıktı
Gizliden gizliye ağıtlar yaktı
Atladı uçurumdan dert kattı
Uzaktan bakıyor bizim KIZ UÇTU

O günden beridir susar kayalar
Ulu yamacında rüzgâr oyalar
Yağmuru saklıyor derin kuyular
İçimi yakıyor bizim KIZ UÇTU

Kalemşah ne desin var mı başka söz
Nelere şahit olmuş bu dertli göz
Yıllardır silinmez bıraktığı iz
Sırrını saklıyor bizim KIZ UÇTU

Belenli, sadece bir köy değil… Dağların zirvesinde saklı, rüzgârla fısıldaşan, geçmişin ve aşkın yankılandığı bir coğrafya…

Hüseyin Yıldız (Kalemşah)
Kültür ve Turizm Bakanlığı Halk Şairi
Burdurlu Meçhul Şair

Editör: Yıldız Tek Gamlı

Diğer yazılarımı ve halk şiirlerimi bekleyiniz!

Görsel: Kız Uçtu Dağı

Yorumlar (1)

  1. Yıldız TEK GAMLI
    • 24/06/2026

    yörük kültürleri ile ilgili yeni hikayelerinizi ve şiirlerinizi bekliyoruz şairim...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hüseyin YILDIZ

26.03.1978 doğumluyum. Aslen Burdur’un Kemer ilçesi Belenli köyünden olup 1986 yılından itibaren Burdur/Kemer Yakalar köyünde yaşadım..; ilkokulu Yakalar Köyü İlkokulunda, ortaokulu Kemer İlköğretim Okulunda, liseyi ise Tefenni İbrahim Kafesoğlu Lisesinde okudum. Üniversite eğitimimi Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Meslek Yüksekokulu Pazarlama Bölümünde tamamladım. ​2023 yılında katıldığım Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcıları Kurulunda başarılı olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı Halk Şairi unvanını aldım. Bir kamu kurumunda onaltı yıldır özel güvenlik görevlisi olarak çalışıyorum.; kalemşah tv kültürün sesi youtube kanalımda Yörük köylerinin kültürel değerlerini araştırıp kayda almaktayım . Yazdığım şiirleri ve yapmış olduğum belgesel çekimleri ile geçmişten geleceğimize Türk kültürüne katkı sağlamaktayım ​Şiirlerimi "Kalemşah" mahlası ile kaleme alıyor ve yöresinde "Meçhul Şair" diye tanınan şairimiz; yazmış olduğum Yörük geleneğine has şiirlerimi ve yapmış olduğum belgesel çekimleri ile Burdur’un ilçeleri, köyleri ve çevre köylerde yaşayan köylüler tarafından büyük ilgi görmekte , herkesin sevgi ve takdirlerini kazanmaktadadır.. Yediden yetmişe herkese şiir seslendirmeleri yaparak alanında ilklere imza atmaktayım. ​ "GÖNÜL PINARIM" ve "SÖZÜM OLSUN SANA" adlı iki kitabım ve katıldığım 8 antoloji kitabı vardır mesai sonrası geri kalan tüm zamanınımı Anadolu kültürünü, köylerimizi ve unutulmuş değerlerimizi kayda geçirmeye adayan bir kültür işçisiyim.Ayrıca Trt antalya radyosunda her perşembe " Sözlerle Burdur" adı ile her perşembe program yapıyorum