Kuzu Postunda Bir Çakal: İlham Aliyev

Kuzu Postunda Bir Çakal: İlham Aliyev

KUZU POSTUNDA BİR ÇAKAL:

İLHAM ALİYEV

Değerli okur;

Bu yazımda “ Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.” atasözünün ne kadar güncelliğini koruduğunu anlatmaya çalışacağım. Siyonist İsrail rejiminin yakın dostu, İlham Aliyev’i tanıdıkça bu atasözünün tam yerine oturduğunu göreceksin. Resmi kaynaklara göre %90 ı Müslüman olan Azerbaycan’da bilindiği üzere okullara başörtüsüyle girilmesi yasaklandı.

Okul kapısının dışında bırakılmak istenen sadece bir örtü değil, bir halkın onuru, şerefi ve inancıdır. Azerbaycan’da başörtüsü yasağı nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakılan gözyaşlarına boğulan her bir kız çocuğu aslında vicdanı hapseden zihniyetin ne kadar korkak ve çaresiz olduğunu göstermektedir. Ancak bu trajedinin arkasında, sadece yerel bürokrasinin orantısız ve dayatmacı karakteri değil, aynı zamanda ülkeyi yönetenlerin sırtını dayadığı küresel güç denklemleri ve Siyonist rejim ile kurulan tehlikeli yakınlık yatmaktadır. Bugün Azerbaycan yönetiminin dış politikada ve güvenlik mimarisinde İsrail ile kurduğu sıkı ilişki, sadece stratejik bir eksen kayması değildir. Aynı zamanda halkın kültürel ve dini değerlerine sırt çevirmesinin de göstergesidir. Siyonist rejimle kurulan askeri, istihbarat ve ticari ortaklıklar, Bakü’deki rejime bir tür “Dokunulmazlık” giydirdiğinin açık bir belirtisidir.

Ancak tarihin kaydettiği en temel hakikat şudur;

Halkın inancına savaş açan, masum çocukların başörtüsüne ve eğitim hakkına el uzatan hiçbir rejim, dışardan aldığı silahlarla veya gizli ittifaklarla ayakta kalamaz. Yakın tarihimizde 28 Şubat dönemini yaşamış biri olarak görüldüğü üzere halkının tüm kesimlerini kucaklamayan her rejim yıkılmaya mahkûmdur. İlham Aliyev’de görecek ki sırtını dayadığı Siyonist rejim onu da korumayacaktır. Mazlumun gözyaşı, en güçlü orduların surlarını yerle bir edecek bir kudrete sahiptir.

İlham Aliyev uzun yıllardır ülkesinde ki baskıcı rejim ve aile servetleriyle zaten tartışılan bir liderdi. Konu sadece başörtüsü değil, muhalif olan her kesimi baskı altında tutan bir diktatör. İngiltere’de ailenin yaklaşık 700 milyon dolarlık bir gayrimenkul ağı olduğu sır değildir. Azerbaycan’da İlham Aliyev’in yönetimini anlamak için yalnızca cumhurbaşkanının açıklamalarına veya seçim sonuçlarına bakmak yeterli değil. Asıl mesele, iktidara karşı çıkan insanların siyaset yapma, haber yayımlama, örgütlenme ve protesto etme imkânlarının ne ölçüde korunduğu. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (Human Rights Watch) 2026 Dünya Raporu, 2025 boyunca bağımsız medya, siyasi muhalefet ve sivil toplum üzerindeki baskının yoğunlaştığını; gazetecilerin, aktivistlerin ve hükümet eleştirmenlerinin kovuşturulduğunu bildiriyor. Freedom House da siyasi gücün Aliyev ve geniş ailesinin çevresinde yoğunlaştığını, muhalefetin yıllardır süren baskılar nedeniyle zayıfladığını belirtiyor. Madem laiklik denilen şey herkesin eşit yurttaş statüsünde olduğunu söylüyor,  bu tablo ne demek oluyor o zaman, başörtüsünü laik bir toplum için yasakladığını belirtiyor, gelen tepkiler üzerine, o halde küçücük çocukların eğitim hakkı neden ellerinden alınıyor? Aliyev’in derdi laiklik falan değildir. Siyonizm’in maşası haline gelmiş, bir rejimin derdi sadece İslam düşmanlığıdır. Her devirde olduğu gibi laiklikte buna biçilen kılıftır. Aliyev’in ne söylediğine değil, kendini eleştirenlerin başına ne geldiğine bakılması gerekiyor aslında. Aslında Türkiye halkları yukarıda anlattığım Aliyev rejimine çokta yabancı değildir. Eminim birçoğu zaten tanıdık geliyordur. Olayın temelinde Azerbaycan, Türkiye veya başka bir ülke değil, Siyonizm’in ağında kullanılan, halkına zulmeden rejimler vardır.

Resmi olmayan bazı kaynakları araştırdığımda Azerbaycan’da Yahudi nüfusunun hızla arttığını gördüm. Yayılmacı bir politika izleyen Siyonist rejim her bölgeyi kendine hak görürken, az önce bahsini ettiğim rejimler buna göz yummaktadır. Aynı durum maalesef ülkemizde de iç açıcı bir halde değildir. 2023 tarihinde TBMM’de yapılan bir açıklamaya göre 154 taşınmazı bulunan Yahudilerin 80,557 metre kare toprak aldığını gözler önüne sermiştir. Bu rakam günümüzde ne durumda bilinmiyor.

Değerli okur;

Benim fikrimce Siyonist rejim bir ülke liderine halkının inancına saldırmasını emrediyorsa o ülke üzerinde başka bir planlarının olduğunun göstergesidir. Kendine itaat eden lidere gereken konforu sağlayan Siyonist rejim, onun halkı tarafından baş aşağı edildiğinde arkasında durmayacaktır. Siyonizm faydalanamayacağı her yapıyı yük olarak görmektedir. Onların siyaseti sadece çıkar ilişkisi doğrultusunadır. Tarih boyunca hep böyle olmuştur. En bariz örneği şöyle vermek isterim.

Hz Musa gözlerinin önünde kızıl denizi ikiye ayırmasına rağmen, o on emiri almak için Sina dağına çıktığında yine kendi çıkarları doğrultusunda put yapıp ona tapmışlardır. Böyle bir kavmin kendileri dışında birine dost olabileceğini düşünmek saflıktır.

Yazının başlığında İlham Aliyev var biliyorum ama ben dostunu söyledim sen kim olduğunu anla.

Zafer Değirmenci

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

SÜLÜN OSMAN’DAN FON VURGUNLARINA

Yorumlar (2)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    hangi -izm olursa olsun sonuçta çeken masum sivil halk oluyor.

  2. Ozan Kasım KOL dedi ki:

    Siyaset kurumu çıkarı için herkesi feda eder.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ZAFER DEĞİRMENCİ

Zafer Değirmenci, 1979 yılında Erzurum’da doğdu. Babasının memuriyeti nedeniyle 1983 yılında ailesiyle birlikte Kayseri’ye yerleşti ve 2013 yılına kadar burada yaşadı. Bir iş vesilesiyle geldiği Diyarbakır’da tanıştığı eşiyle evlenerek bu kente yerleşti. Halen Diyarbakır’da yaşayan Değirmenci, eşiyle birlikte işlettiği bir kafenin yanı sıra yazarlık çalışmalarını sürdürmektedir. Tarihi dram ve politik eleştiri türlerinde eserler veren yazarın yayımlanmış beş romanı bulunmaktadır: Ağaç Dalından Kuşlar, Simon, Ölüm Var Hasan, Çoban ve Altı Ay Sonra İntihar Edecek Miyim? Eserlerinde insanın vicdanla, adaletle ve toplumsal gerçeklerle olan mücadelesini ele alan Değirmenci, tarihi ve güncel olayları edebiyatın diliyle yorumlamaktadır.