Kral ve Kraliçe

Kral ve Kraliçe

KRAL VE KRALİÇE

Birkaç gün önce sosyal medyada bir video izledim. Kadın üzerine. Konuşacak konusu kalmayan insanların kadınlar, kadınlar, kadınlar söylemlerinden de çok sıkıldım laf aramızda. Çok merak ediyorum aslında. Biz kadınlar olmasak bu insanlar ne konuşacakmış diye. Egolarını ne ile tatmin edeceklerdi acaba?

Neyse biz konumuza dönelim. Videoda diyordu ki;
Bir erkeğin koruması ve liderliği altındaki huzuru esaret sananlar, aslında modern dünyanın en yalnız ve en savunmasız köleleri haline geldiler. Özgürlük dediğin şey, akşam eve geldiğinde seni bekleyen kimsenin olmaması değildir. Yirmili yaşlarda kariyer yapacağım, gezeceğim, hayatımı yaşayacağım, bu düşüncede olan kadınlarımız, kırkına geldiğinde acı bir gerçekle yüzleşiyorlar:

Çalıştığın o şirket senin için gözyaşı dökmez. Patronun seni yaşlandığında teselli etmez. Gençlik ve güzellik elden gidip, özgür günler bittiğinde geriye sadece soğuk bir ev, antidepresanlar ve meşhur kediler kalır. “Benim bir erkeğe ihtiyacım yok” cümlesi doğaya açılmış beyhude bir savaştır diyor yazı…

Video bu şekilde devam edip gidiyor. Denk gelenler izlemiş olabilirler. Video çekmek çok kolay. Kamera, ışık vs. ayarlıyorsunuz. Kameranın karşısına geçip ne istiyorsanız konuşuyorsunuz. Konuşuyorsunuz da anlamadığım neden hep biz kadınları konuşuyorsunuz. Daha önemli bir konunuz mu yok? Yoksa önemli konuları konuşacak cesaretiniz mi yok? Belki de kadınlara sataşmak dışında başka meziyetiniz yok!

Şimdi gelelim videonun içeriğine bir kadın olarak vermek istediğim cevaplara. Bir kere kadını, modern olmaya da sizlerin tabiri ile “özgürlük” adı altında “yalnızlık” peşinde koşmaya da iten, yine sizin hemcinslerinizdir. Burada konusu açılmışken bir yanlışı da düzeltelim istiyorum. Kadına zincirlerini kır, özgür ol, kimseye ihtiyacın yok diyen aslında modern dünya değildir. Kadını zincir vurarak esirleştiren, sahip çıkmakla sahip olmak arasındaki farkı unutmak isteyip onu esarete mahkum eden ve “Kimseye ihtiyacım yok” demek zorunda bırakan kişi onun hayatındaki erkektir, erkeklerdir. Burada erkek ve erkekler kelimelerinden kasıt bazı durumda bir eş, sevgili bazı durumda baba, abi, amca, dayı…

Sana kol kanat olacağım diyen ancak dört yanına ördüğü duvarları yetersiz görüp tavan kısmına da duvar örerek kadını soluksuz bırakan erkek. O yüzden istirham ediyorum. “Modern dünya” söylemleri ile hemcinslerinizi masumlaştırma çabası içerisine girmeyiniz. Bir kadın olarak bunu dile getirme gereği hissediyorum. Hiçbir kadın huzur ile esareti birbirine karıştırmaz. Kadın akşam eve geldiğinde boş ev görmek istemez ama huzurlu olmak ister. Yine kadın bir şeyi çok iyi bilir. O kendisinin de mutlu olma hakkı olduğu gerçeğidir. Kadın kendisine sahip çıkacak bir erkek ister. Ancak sahip olmak isteyen birini istemez. Soruyorum sizce kaç kadın durduk yere ailesinden, geleneğinden, erkeğinden vaz geçmiştir? Ne yazık ki pek çok erkeğin aile, gelenek, maskülen otorite, koruyuculuk, sağlayıcılık, sahip çıkma olarak kadınlara pazarladığı daha doğrusu pazarlamaya çalıştığı şey aslında kölelik rejiminin süslenmiş halidir. 

Sahip çıkmak ile sahip olmak arasındaki farkın ne olduğundan habersiz bir erkekten bahsediyorsak eğer şu kadarını söyleyebilirim ki o erkek kendine dahi sahip çıkamaz. Değil ki bir kadına sahip çıksın. Üzülerek söylemek zorundayım ki pek çok erkek için geçerli olan bir şey bu. Hiçbir kadın hayatın tüm yükünü tek başına omuzlamak istemez. Ancak hayatındaki erkek omuzlarındaki yüke destek olmak yerine o yükün üzerine çıkıp oturuyorsa, kadın alabildiği ilk solukta o erkeği omzundan ve hayatından da atar. Bunun bedeli yalnız kalmaksa da kalır. Esir olmaktansa yalnız olmak yeğdir.

Videonun bir yerinde diyor ki;
Kadınlar instagramda paylaştıkları mutlu ve özgür kadın fotoğraflarının altındaki binlerce beğeni ile kendilerini kandırıyorlar. Hepsi fenomen olma çabasında. Doğru. Bak çoğunun burnu aynı, ağzı aynı elmacık kemikleri falan. Sahte bir dijital dünyada onay aramak, gerçek bir erkeğin sevgisinden ve saygısından çok daha ucuzdur. Kalabalıklar içinde yalnız kalmak, bir kadının başına gelebilecek en büyük trajedidir. Modern dünya bunu başarı diye yutturmuş artık. Aileyi, geleneği ve maskülen otoriteyi gericilik olarak gören bir kadınla gelecek maalesef kurulamaz, kurulamıyor da. 

Kendi doğası ile barışık, bir erkeğe ait olmanın zayıflık değil güç olduğunu anlayan kadınla, yol yürü diyor. Diğerleri varsın özgürce yalnızlıklarına koşsunlar. Sen kendi krallığında seninle bir bütün olacak kraliçeni ara.

Kendisi ile barışık olmayan kadınlar olabilir. Tek derdi fenomen olmak olan ya da sosyal medya beğenileri ile kendilerini ölçen kadınlar olabilir. Estetik masasından kalkmayan kadınlar da olabilir. Birbirlerine benzeme çabası içerisinde olan kadınlarda olabilir. Tıpkı bu tip erkekler olduğu gibi. (Yani burada kadın erkek ayrımı yapmak ne kadar doğru bilemedim!) O yüzden diyorum ki kral olan illa ki kraliçesini bulacaktır, kraliçe olan da elbette kralını. Bulsun da. 

Üzülerek söylemek zorundayım ki, kadınları yalnızlığa mahkum eden erkekler: Bizler kadınlar olarak diyoruz ki; gölge etmeyin başka ihsan istemeyiz. Bu da böyle biline…

Ayşe Ulaş

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

MUTLU OL

Yorumlar (2)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    sevgiyle büyüyen bir kız çocuğu istiyorum…

  2. Ozan Kasım KOL dedi ki:

    Kaleminize yüreğinize sağlık

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ayşe ULAŞ

Balıkesir ili Erdek ilçesinde dünyaya gelen 1978 doğumlu Ayşe ULAŞ, ilk ve orta öğrenimini Bandırma’da tamamladı. Bandırma Şehit Mehmet Gönenç Lisesinden mezun oldu. Trakya Üniversitesi’nde yüksek öğrenimine Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik programında başladı. Sonrasında Sağlık Kurumları İşletmeciliği, Sosyal Hizmetler ve Sosyoloji ön lisans programlarını bitirdi. Eğitim hayatına Sağlık Yönetimi, Sosyal Hizmet ve Sosyoloji lisans programları ile devam etti. Yüksek Lisansını Sosyoloji alanında yaptı. Eğitimin ömür boyu olduğuna inanan yazar Psikoloji lisans ve Sosyoloji Doktora eğitimi almaktadır. Şiir, öykü, çocuk hikayeleri ve akademik kitapları bulunmaktadır. Yazar çeşitli derleme projelerinde de yer almıştır. Yazar danışmanlığı, editörlük ve redaktörlük yapan yazar İstanbul'da ikamet etmektedir. İki çocuk annesidir.