Karadeniz’de Üç Kardeş
- Yazar: Sevtap EKEN
- 15 Temmuz 2025
- 156 kez okundu

Karadeniz’de Üç Kardeş
Karadeniz’in gri gökyüzü, toprağa ağır bir hüzün indiriyordu o sabah. Yağmur, ince ince yağıyor, köy yollarını çamura çeviriyordu. Esma, siyah bir şemsiyenin altında yürüyordu. Valizi her adımda bata çıka ilerliyor, eteklerine yapışan çamuru umursamadan caminin avlusuna doğru gidiyordu. Fransa’dan İstanbul aktarmalı gelen uçağı kaçırmamak için sabahın köründe yola çıkmıştı.
Arkasından gelen siyah taksiden Okan indi. Ceketi omzuna attığı gibi kapıyı çarptı. İstanbul’daki yoğun ameliyat programından zor izin almıştı. Yorgun gözleri kız kardeşini aradı, sonra sessizce başını salladı.
Son gelen, koyu camlı büyük bir cipten indi. Üzerinde hafif buruşuk bir trençkot, omzunda NASA logolu sırt çantası vardı. Selen… En küçükleri. Amerika’da uzay araştırmalarıyla meşguldü ama o da şimdi, bu köyde, toprağa basıyordu.
Üçü, yıllar sonra ilk kez aynı yerde, aynı sessizlikte yan yana durmuştu.
Cenaze sade ve kısa sürdü. Köylülerin çoğu İsmail Hoca’yı tanır, saygıyla anardı. Toprak, onu usulca aldı içine. Ne ağıtlar yakıldı, ne uzun konuşmalar. Herkes susuyordu.
Okan bir kürek toprak attı. Esma gözlerini bile silmeden bakıyordu. Selen, mezarın başında en çok üşüyen ama hiç şikâyet etmeyen kişiydi.
Cenaze dağılırken, koyu gri paltolu, kısa boylu bir adam yanlarına yaklaştı. Elinde evrak çantası vardı. Ciddi yüzlü, gözlüklüydü. Avukatlarıydı.
“Ben İsmail Bey’in vekili ve köy avukatıyım, Hakkı Erkal. Vasiyetle ilgili kısa bir konuşmamız olacak,” dedi.
Okan kaşlarını çattı: “Şimdi mi?”
“Evet. Ama burada değil. Evde. Vasiyeti orada teslim etmem istendi.”
Üçü önce birbirine, sonra adama baktı. Başka çare yoktu. Çocukluklarının geçtiği eve, yıllardır içini görmedikleri o tahta kokulu, taş yürekli eve döneceklerdi.
Sevtap EKEN
Editör: Nigar KAYA
Yazının Tamamı Yazarına Aittir.
Diğer Yazılarımı Okudunuz mu?
👏👏👌
Sessizliğin içinde, kaybettiklerinin izini sürmek ve geçmişle yüzleşmek zorunda kalmaları üzücüydü. Küçük ayrıntılar Esma’nın çamur içinde valizi taşırken ki hali ya da Selen’in üşüyüp şikâyet etmemesi, aralarındaki bağın sıcaklığını hissettiriyor. Okuduğumuz da insanın nerede olursa olsun geçmişiyle ve sevdikleriyle bağının kopmadığını anlıyoruz.
E sonra??? Ayıp ama 😁
Ellerine sağlık başarıların daim olur insallah ablacım