HACILAR MI? HOCALAR MI?

HACILAR MI? HOCALAR MI?

HACILAR MI? HOCALAR MI?

Burdur’un batısında Burdur Gölü seviyesinden 100 metre yüksekte Toros Dağları’nın eteklerinde MÖ. 8000 lerden sesleniyorum. Koca Çay’ın dibinde biriken toprakları artık çanak çömleğe çevirmeyi öğrendim. Bu üretmenin ilk aşaması… Avcılık- toplayıcılıktan olan atalarıma saygıyla buranın bereketli topraklarında “Yerleşik hayatın kıvılcımı” nı attım. Ateşin kontrolünü alıp toprağın gücüyle birleştirdim. Bu yüzden keşfedebildiğiniz 135 metre yerdenbir dönem çanak çömleksiz, bir dönem çanak çömlekli neolitik yerleşimin öncüsü” diyebilirsiniz. Oysa kerpiçten yapılmış dikdörtgen evlerde yaşamaya, evimin içine ocaklar ve depolama alanları koymaya burada başladım. Buğday ve arpa gibi tahıllar yetiştirdim. Koyun ve keçi sürüleri besledim. Taşı, obsidyeni ve kemik aletleri işleme yeteneğini geliştirdim; derileri dikecek kemik iğneler, obsidyenden kesici bıçaklar, baltalar yaptım. Küçük bir topluluk olmamıza rağmen iş bölümü vardı. Tarımı, hayvancılığı, el sanatlarını birlik içinde, birbirimize öğreterek yaptık. Belki de bir mesleğin “usta” sıfatını ilk bizden duydunuz.

Kadın kutsaldı, çoğalmamızı sağlayan, doğurabilen tek insan… Her doğum yapan kadınımız için kilden heykelcikler yaptık, bebeğimiz sağlıklı ise adaklar sunduk. Doğaya saygımız vardı; bu doğada varlık içinde karnımızı doyuruyorduk. Çömleklerimize doğaya saygı için boynuzlu motifler yaptık. Sizin plüvyal dönem dediğiniz dönemde göl çekilince verimli topraklarında tarım yaptık. Su kaynakları yakınımızdaydı. Doğa ile dostluğumuzda “üçgen motifli, kırmızı kaplarla” saygılarımızı sunduk. Ölülerimizi törenlerle doğaya sunduk, yanlarına doğa için kaplarla hediye koyduk. Evlerimizin içinde bereket daim olsun, kadınımız yaşasın diye küçük heykelcikleri (figürin) evimizin baş köşesine koyduk.

Yanımıza gelmek isterseniz sabah güneşi kerpiç evlerin üzerine vururken gelin. Kadınlarımız kırmızı boyalı kaplara desenler çizerken, çocuklar tahıl öğütürken, yaşlılarımız doğaya adaklar sunarken görebilirsiniz. Ateşin kontrolünü alan topluluğumuz pişirdiği çanak çömleklerle size tahıllarımızdan, evcil hayvanlarımızdan ya da avladığımız hayvanlardan lezzetli bir yemek koyacağından emin olabilirsiniz.

Köyümüzün etrafında meşe ve çam ağaçlarının kokusunu içinize çekip Akdeniz’in Toroslar’a uzanan topraklarında barışın, paylaşmanın, birlik beraberliğin nasıl bir bereket getirdiğini gözlerinizle görebilirsiniz.

Siz “Hacılar Höyüğü” dersiniz oysa “ Doğanın, Ateşin ve Toprağın Hocası” olduk biz…

Yıldız Tek Gamlı

06/01/2026

Daha önceki yazılarımı okudunuz mu?

Çayın Önü mü? Arkası mı?

Yorumlar (5)

  1. […] HACILAR MI? HOCALAR MI? […]

  2. sadan kose
    • 7/01/2026

    Kaleminize ve yürrğinize sağlık Anadolunun en eski yerleşim yerini bize yeniden hatırlatarak bilgimiz tazelediğiniz için.

  3. sadan kose
    • 7/01/2026

    Kaleminize ve yürrğinize sağlık Anadolunun en eski yerleşim yerini bize yeniden hatırlatarak bilgimiz tazelediğiniz için.

    • 7/01/2026

    Bilmediğimiz bir alana ve zamana yolculuk yaptık. Kaleminize sağlık hocam.

  4. Yıldız TEK GAMLI
    • 7/01/2026

    okuyan, beğenen ve yorum yapan herkese teşekkür ederim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yıldız TEK GAMLI

1976 yılında Ankara’nın Altındağ ilçesinin bir semti olan Doğantepe’de büyüdüm. Aslen Nevşehirliyim. Tipik bir Anadolu ailesinin altı çocuğundan biriyim. Konya Selçuk Üniversitesi Akşehir M.Y.O. Muhasebe bölümünü bitirmek dışında Ankara’dan ayrılmadım. Ankara Hacettepe Üniversitesi Sağlık İşletmeciliğini tamamladım. Amerikan Kültür Derneği’nde İngilizce öğrendim. Bu arada Ankara Tabipler Odası’ndan Hastane Yönetimi eğitimini bitirdim. Tüm bu eğitimleri tamamlarken Ankara Özel Güven Hastanesi’nde 7 yıl çalıştım. Evlenince kendi sağlık işletmemize geçip 4 yıl Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nü yürüttüm. AÇEV (Anne-Çocuk Eğitim Vakfı)’le tanışıp, gönüllü annelik yaptım. Çocuklarla daha mutlu olduğumu fark edince Çocuk Gelişimi ve Eğitimi’ni bitirip, 2 yıl devlet okullarında sözleşmeli, 2 yıl özel kurumlarda İngilizce ve İngilizce Drama öğretmenliği yaptım. Meme ve lenf kanseri nedeniyle çocuklarım olan öğrencilerimden ayrıldım. Tedavim devam ederken TEMA Vakfı ile tanışıp, çocuklara doğayı anlatmanın yanında, ara ara yine onlarla birlikte vakit geçirmenin yolunu buldum. 2019 yılında Bursa Nilüfer’e taşındım. Kızlarım üniversiteye başlayınca, “eğitimin yaşı yok” deyip, hayalim olan Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü (Almanca) okudum. Minik Saka Kuşu, Sabun Kokulu Masal, Lunaparkta Keyifli Bir Gün, Cemilhan'ın Maceraları, Büyüklere Küçüklerden Masallar, Kayıp Balerin, Yüzyılın Masalları, Yavru Kedi, Gökçe Özgür Olmak İstiyor, Bir Pazar Günü, Paylaşmak Çok Güzel kitaplarının yazarı.