Çayın Önü mü? Arkası mı?

Çayın Önü mü? Arkası mı?

ÇAYIN ÖNÜ MÜ ARKASI MI?

Tarihin ilk noktalarına gidip gelirken neden farklı farklı insan tipleri düşünüyoruz? Oysa alışveriş merkezlerinden kıyafetler, marketlerden yiyecekler almasak ne yapardık? Teknolojinin ışık hızında olmadığı sadece yıldızların gökyüzünü aydınlattığı bir yerde olsaydınız nasıl yaşardınız? Yaşadığımız topraklar aynı, evler sade ama işlevsel, giysiler doğal ama koruyucu, ilişkiler ise bugünkü gibi sıcak ve topluluk temelli… Onlar da her sabah kalkıp çocuklarına yemek hazırlıyor. Çocuklar her zamanki gibi oyunlar oynuyor, kahkahaları gökyüzünü dolduruyor. Nerde miyiz? Anlatayım…

MÖ. 10.200- MÖ 4.200 de tam 6.000 yıldan fazla bugünkü Diyarbakır/ Ergani, Dicle Nehri kıyısında medeni insandan çok da farklı görünmeyen, ilk köy düzeni, tarımın yapıldığı, hayvanların evcilleştirilip birlikte yaşandığı Anadolu’nun en eski köyü Çayönü’ne gidiyoruz.

Neolitik Çağda, Bereketli Hilal’in (Fırat ve Dicle Nehri) kuzey ucunda, verimli topraklar, bol su kaynakları ve çeşitlilik gösteren bitki-hayvan topluluklarıyla şekillenmişti. İklim Erken Holosen’i düşünürsek, günümüzden daha ılıman ve nemliydi. Kışlar serin, yazlar sıcak ama kurak değildi. Bu da tarım için önemliydi. Toprak; Fırat nehrinin bereketli alüvyonlu toprakları sayesinde buğday ve arpa yetiştirmeye uygundu. Çayönü halkı tarıma geçmeden önce bu topraklarda yabani buğday, arpa, mercimek ve nohut gibi baklagiller; meşe ve badem gibi ağaçlar bulunuyordu. Ceylan, yabani koyun (muflon), yabani keçi, domuz ve bazı kuş türleri yaşıyordu. İnsana koyun, keçi ve domuzu evcilleştirmek kaldı. Avcı- toplayıcı yaşamdan hayvancığa geçen atalarımız yanlarına avcılık ve koruma için köpeği de aldı.

Belki nehirden gelen tatlı su yerleşmelerine sebep oldu. Belki de iklime göre gezmekten, avcılıktan yaralanmaktan, çocuklarını sürekli tehlikeye atmaktan korktular, kim bilir? Sonuçta; taş temelli kerpiç evler, ortak kullanım alanları ve ritüel yapılar, çevrenin sunduğu doğal kaynaklarla uyumlu bir şekilde yaşamaya başladılar. Hatta kırmızı zeminli ortak yapılar ve mezarlık alanları ile toplumsal yaşamın kademe kademe geliştiğini düşünebiliriz.

12.000 yıl önceki de günümüz insanı da çok farklı değil aslında; ne zaman etrafımızı keşfetmeye başlasak hemen sahiplenip, bir şeyler üretip yaşamaya başlamaz mıyız? Çayönü ilk köy yerleşimi gibi görünse de zamanın gerisine gitsek emin olun orada yaşamakta çok zorlanmazdık.

Anadolu’da yerleşimin temel taşlarını keşfeden Halet Çambel ve Robert J. Braidwood (1964) anısına saygıyla…

Yıldız Tek Gamlı

04/01/2026

Daha önceki yazılarımı okudunuz mu?

yazmak mı? yazmamak mı?

 

 

Yorumlar (3)

  1. Yıldız TEK GAMLI
    • 9/01/2026

    okuyan, beğenen, yorum yapan herkese teşekkür ederim...

  2. […] Çayın Önü mü? Arkası mı? […]

  3. Semiray Sezgin
    • 5/01/2026

    Yıldızım annemin isim eşi güzel bir yazı olmuş.Tebrikler .Kalemin daim olsun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yıldız TEK GAMLI

1976 yılında Ankara’nın Altındağ ilçesinin bir semti olan Doğantepe’de büyüdüm. Aslen Nevşehirliyim. Tipik bir Anadolu ailesinin altı çocuğundan biriyim. Konya Selçuk Üniversitesi Akşehir M.Y.O. Muhasebe bölümünü bitirmek dışında Ankara’dan ayrılmadım. Ankara Hacettepe Üniversitesi Sağlık İşletmeciliğini tamamladım. Amerikan Kültür Derneği’nde İngilizce öğrendim. Bu arada Ankara Tabipler Odası’ndan Hastane Yönetimi eğitimini bitirdim. Tüm bu eğitimleri tamamlarken Ankara Özel Güven Hastanesi’nde 7 yıl çalıştım. Evlenince kendi sağlık işletmemize geçip 4 yıl Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nü yürüttüm. AÇEV (Anne-Çocuk Eğitim Vakfı)’le tanışıp, gönüllü annelik yaptım. Çocuklarla daha mutlu olduğumu fark edince Çocuk Gelişimi ve Eğitimi’ni bitirip, 2 yıl devlet okullarında sözleşmeli, 2 yıl özel kurumlarda İngilizce ve İngilizce Drama öğretmenliği yaptım. Meme ve lenf kanseri nedeniyle çocuklarım olan öğrencilerimden ayrıldım. Tedavim devam ederken TEMA Vakfı ile tanışıp, çocuklara doğayı anlatmanın yanında, ara ara yine onlarla birlikte vakit geçirmenin yolunu buldum. 2019 yılında Bursa Nilüfer’e taşındım. Kızlarım üniversiteye başlayınca, “eğitimin yaşı yok” deyip, hayalim olan Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü (Almanca) okudum. Minik Saka Kuşu, Sabun Kokulu Masal, Lunaparkta Keyifli Bir Gün, Cemilhan'ın Maceraları, Büyüklere Küçüklerden Masallar, Kayıp Balerin, Yüzyılın Masalları, Yavru Kedi, Gökçe Özgür Olmak İstiyor, Bir Pazar Günü, Paylaşmak Çok Güzel kitaplarının yazarı.