BİR OLMAZA KAPILDIM
- Yazar: Yaşar Can
- 2 Ağustos 2026
- 2 kez okundu
BİR OLMAZA KAPILDIM
Günlerden güzel bir gün. Annem ve babamla hastaneye doğru yola koyulduk. Birlikte olduğumuzda hep güzel şeyler olur… Babam “Az kaldı” diyor, galiba yoruldum. Üstelik kimse de sormadı bir şey isteyip istemediğimi, belki de sürpriz yapacaklar.
İlerlemeye devam ediyoruz. Aklım biraz karışık, şu an hayal ettiğim kaymaklı dondurmanın mis gibi süt kokusu, beni benden aldı. Önümü zor görüyorum, gözlerim neredeyse sütten buğulandı.
Dudaklarımı yalıyorum, karamel durağına geldim şimdi de. Bu hayaller hızımı da azaltıyor, elimden tutan annemin çekiştirmesinden anladım.
Babamın aceleci yürüyüşü annemin de takatini kırmakta. Bu da güzel ve rahat şeyler düşünmesini engelliyor bence. Oysa babamla birlikte dışarı çıkmışken zücaciyeciye mağazasına uğramak ne güzel olurdu annem için.
Yeni çıkan saklama kaplarıyla mutfakta harikalar yaratmaz mıydı? Annem sevinsin ki bakarsın beni de sevindirir. Üstelik mutluyken öyle güzel oluyor ki küçük bir kediymişim gibi davranıyor bana. Belki de hastane çıkışında sürprizler olur…
Çocukluğuma dönüp baktığımda; dondurmaya olan tutkumu daha iyi görebiliyorum. Onun sayesinde öğrendiklerim geliyor aklıma… Mesela meyveleri çok sevmezdim ama vişneyle, çilekle, muzla ve daha nicesiyle beni o tanıştırdı.
Annem göstermişti, oyun gibiydi ilki, akmadan yalayarak bitirme oyunu. Günün sonunda tüm mutluluk veren şeyler için olduğu gibi hızlı olmalıydım. İlk denememde üstüm başım batmıştı. Dilimle tanışmıştım o gün. Mutluluğu, sevmeyi delicesine ve hayattan keyif almayı, öpmeyi, kaybolmayı, sonraları bir şeylere bağlanmayı…
Bazı kavramları onunla anlamaya başlamıştım ilk: aşkın ve tutkunun nasıl bir şey olduğunu mesela. Sonra babamın cennet dediği şeyin, annemin mutluluk dediği şeyin dondurmanın soslarından başka bir şey olmadığını. Tamam tutsağıyım, belki bir olmaza kapıldım ama aksini gelin de külahıma anlatın…
Herkese yetecek kadar dondurmaya ulaşıldığında dünyada savaşların sona ereceğini düşünürdüm. Dünyayı güzelleştiren şeylerin başındaydı çünkü. Hatta yeterince dondurma alamayacaksa kimsenin çocuk sahibi olmaması gerektiğini de savunurdum.
Filozof da oldum sayesinde; mutluluk kısa olmazsa sıkıcı olurmuş, meğer bu yüzden eriyormuş, tıpkı hayat gibi. Onun çıngıraklı şarkısıyla adeta ağzımda dans ediyordu tatlar; çilekle karamel, bademle krokan birbirleri için yaratılmışlar gibi, ah bu şarkı ve dans hiç bitmesin…
Belki çocukluğum artık uzak bir rüya, eridi gitti ama bir dondurma kadar da yakın bana ve her bir dondurma hala annem kokuyor…
Yaşar CAN
Editör: Nigar KAYA
Diğer Yazılarımı Okudunuz mu?
https://fisildayankalemler.org/author/yasarcan/
