ANNE BENİ SEVER MİSİN?
- Yazar: Negah Ruşen Özcan
- 27 Ocak 2026
- 6 kez okundu
ANNE BENİ SEVER MİSİN?
Okşa saçlarımı, uyut dizlerinde
Karanlığın koynuna bırakma beni
Çırılçıplağım. Aynanın içinden, bedenimin tüm kıvrımları, girintileri, çıkıntıları, fazlalıkları, eksiklikleri bana bakıyor. Ellerim dolaşıyor bedenimde, güzel miyim ya da çirkin miyim bilmiyorum.
Issız bir dünyada yapayalnız yaşasam, bir su birikintisine bakıp bunları düşünür müydüm acaba. Ağaçlar, kuşlar, böcekler, dağlar, denizler bedenime bir değer biçer miydi.
Annem çok güzel bir kadın. Güzelliği, babam tarafından test edildi, toplum tarafından onaylandı, zekasıyla da taçlandı. Girdiği her ortamda varlığıyla rüzgarlar estirirken, onun rüzgarı beni alıp bilmediğim köşelere fırlattı. Sahne ışığının aydınlatmadığı bir dekor gibi, bir figüran gibi izledim hep onu. Ona benzemeye çalışmakla, kendim gibi olamamanın arasında sallanıp durdum. Sonra ne mi oldu, düştüm. Hem de tepetaklak, her yerimi kırıp dökerek.
Az önce, yediğim her şeyi kustum. İçimde ne varsa yediklerime karışıp, bir sifon sesiyle yok oldu. Korkularım, yalnızlıklarım, beğenilme çabalarım, başarısızlıklarım, üzüntülerim hepsi bir anda yok oldu.
Şimdi yüzümü yıkayıp, hiçbir şey olmamış gibi banyodan çıkıp, tatlı bir gülümseme ve neşe dolu sesimle annemin önüme koyacağı az kalorili, yağsız, sağlıklı yemekleri yemeye gidip, teşekkür ederim annecim diyebilirim. Annemin, benden yaratmak istediği kendi suretine benzemek için görünmezlik elbisesini giyebilirim.
Annem çok güzel bir kadın, dal gibi incecik. Ne giyse yakışır, ne yese kilo almaz, ne söylese güzel söyler. Oysa ben, ben öyle miyim, ne giysem yakışmaz çünkü şişmanım, ne yesem fazla gelir çünkü şişmanım, ne söylesem yanlış gelir çünkü annem değilim.
Çocukluğum hep annemin istediklerini yiyerek, giyerek ve dinleyerek geçti. Onun gözlerinde memnuniyet pırıltısını arayıp, onaylanmanın hazzını bulamadıkça bu kez de onun söylediklerini yemeyerek, giymeyerek ve dinlemeyerek isyan dönemi geldi ardından. Ben isyan ettikçe annemin gözlerindeki karanlık daha da koyulaştı.
Kendi güzelliğinin suretini göremedikçe yüzü gölgelendi. Elleri gevşedi ellerimi bıraktı. Gezdirmez oldu beni yanında, adım geçmez oldu sohbetlerde, güzelliğin yanında. Ah ne yapsam dinlemiyor, kime çekti bu kız bilmem ki eklendi, adımla başlayan cümlelerin yanına. Uzak mesafelere ışınlandım ışık hızında.
Uzaklaştıkça annemden, aramızdaki mesafeyi kısaltmak için yedim, yedim hem de dünyaları yedim. Bedenim genişlerse eğer annemle aramızdaki mesafe azalır sandım. Baktım ki ben genişledikçe annem görünmez oldu, bu kez de yemedim hem de hiçbir şey yemedim.
Küçüldükçe küçüldüm ama yine anneme görünemedim. Boyutları hiçbir zaman tam ayarlanamayan, istenmeyen bir oyuncak bebek gibi kalakaldım.
Az önce kustum, aynanın karşısında, çırılçıplak uzun uzun gözlerime bakıyorum. Çok korkuyorum. Okyanusun içinde yüzme bilmeyen, sudan çıkınca nefes alamayan bir balık gibiyim. Güzel miyim, çirkin miyim, sevilmek için başka ne olmam gerekiyor bilmiyorum. Annemin varlığını tamamlamaya çalışırken kendi varlığımı kaybetmiş gibiyim.
Hayatın karmaşasını kaldıracak gücüm var mı bilmiyorum. Ben sadece kendim olmak istiyorum. Fazlalıklarımla, eksikliklerimle, bedenimin çirkinlikleriyle güzel olmak istiyorum. Güzelliğin tüm etiketlerini yırtıp atmak, beni ben olduğum için sevecek anneme sarılmak, anneme sesimi duyurmak istiyorum.
Doktor teyze, siz anneme beni ben olduğum için sevmesini söyleyebilir misiniz?
NEGAH RUŞEN ÖZCAN
Editör: Nigar KAYA
Diğer Yazılarımı Okudunuz mu?
