ALACAHÖYÜĞÜN BAKIR İĞNELERİ

ALACAHÖYÜĞÜN BAKIR İĞNELERİ

ALACAHÖYÜĞÜN BAKIR İĞNELERİ

Kalkolitik (Taş ve Bakır) çağa kadar zaman zaman göçerek, zaman zaman geçici konaklarda kalarak ama yaşamayı başararak gelmiş bir Anadolu kadınıyım. Bir yurt lazım bize kalıcı bir yuva … Artık mevsimler aynı döngüde, ırmaklar aynı zamanda taşıyor, yağmur tam vaktinde başlıyor…

MÖ.5000 de Çorum’un Alaca ilçesinden sesleniyorum. Gelecekte yerleşik hayatta neler başardığımızı göstermek için buradayım. Sfenksli Kapı, Kral Mezarları ve Güneş Kursları’ndan önce yerleştik buraya. Kalıcı binalar için ilk taş temel üstüne kerpiç evlerimizi diktik. Daha uzun kalmak, daha uzun birlikte yaşamak için… Mimarinin temelini atmış, inşaatın sırlarını çözmüş olabilir miyiz?

Birbirimize yakın duvarları birleştirdik. Var olan ne varsa birlikte pişirdik, yedik. Birbirimizi koruyarak, yardım ederek birlikte olmayı öğrendik. Kayıpların ruhları yanımızdaydı, onları hediyelerle, ağıtlarla bizi korumaya devam etsin diye yakınlarımıza defnettik. Bol ürün olduğu zamanda hasat vakti birlikte eğlendik. Her günü kutsal her anı kutlanır kıldık. Belki de böyle birbirimize kenetlendik.

Sadece taş değil çabuk işlenen, yumuşak, kolay şekil alabilen bir maden (Bakır) keşfettik. İnsanın özündeki merak deneyerek bunu nasıl kullanabileceğimizi öğretti. Hayvanların tüylerinden, bitkilerin liflerinden kumaşlar ürettik. Dokuma tezgâhı ve ağırlık kalıntılarımız kalsa da zaman kumaşlarımızı korumasa da derileri, kumaşlarımızı bakır iğnelerimizle birleştirdik. Moda öncüsü olmayabiliriz ama üretmeyi çok sevdik.

Çanak çömleklerin dayanıklı olmasını sağladık. Çok sıcak fırınlarda mutfak ve günlük kullanım için çeşit çeşit dayanıklı çanak çömlekler yaptık. Kadın olmanın zerafeti belki kiminin üstünü kazıyarak, kimine kırmızı toprak ekleyerek süsledik. Yemek takımlarının “kişiye özel” olması gerektiğini başlatmış olabiliriz.

Yıllarca Alacahöyük yuvamız oldu, “yurt” dedik. Arkamızdan gelen nice devletlere buranın yaşanır olduğunu gösterdik.  

Kim bilir belki bir gün yıldızlı bir akşamda birbirimize farklı masalları örgü örerken anlatabiliriz…

 

 Kaynaklar:

Remzi Oğuz Arık ve Hamdi Koçyiğit kazı raporlarına dayanarak hikayeleştirilmiştir.

Yıldız Tek Gamlı

Daha önceki yazılarımı okudunuz mu?

MAĞARADAN DENİZE

 

Yorumlar (0)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yıldız TEK GAMLI

1976 yılında Ankara’nın Altındağ ilçesinin bir semti olan Doğantepe’de büyüdüm. Aslen Nevşehirliyim. Tipik bir Anadolu ailesinin altı çocuğundan biriyim. Konya Selçuk Üniversitesi Akşehir M.Y.O. Muhasebe bölümünü bitirmek dışında Ankara’dan ayrılmadım. Ankara Hacettepe Üniversitesi Sağlık İşletmeciliğini tamamladım. Amerikan Kültür Derneği’nde İngilizce öğrendim. Bu arada Ankara Tabipler Odası’ndan Hastane Yönetimi eğitimini bitirdim. Tüm bu eğitimleri tamamlarken Ankara Özel Güven Hastanesi’nde 7 yıl çalıştım. Evlenince kendi sağlık işletmemize geçip 4 yıl Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nü yürüttüm. AÇEV (Anne-Çocuk Eğitim Vakfı)’le tanışıp, gönüllü annelik yaptım. Çocuklarla daha mutlu olduğumu fark edince Çocuk Gelişimi ve Eğitimi’ni bitirip, 2 yıl devlet okullarında sözleşmeli, 2 yıl özel kurumlarda İngilizce ve İngilizce Drama öğretmenliği yaptım. Meme ve lenf kanseri nedeniyle çocuklarım olan öğrencilerimden ayrıldım. Tedavim devam ederken TEMA Vakfı ile tanışıp, çocuklara doğayı anlatmanın yanında, ara ara yine onlarla birlikte vakit geçirmenin yolunu buldum. 2019 yılında Bursa Nilüfer’e taşındım. Kızlarım üniversiteye başlayınca, “eğitimin yaşı yok” deyip, hayalim olan Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü (Almanca) okudum. Minik Saka Kuşu, Sabun Kokulu Masal, Lunaparkta Keyifli Bir Gün, Cemilhan'ın Maceraları, Büyüklere Küçüklerden Masallar, Kayıp Balerin, Yüzyılın Masalları, Yavru Kedi, Gökçe Özgür Olmak İstiyor, Bir Pazar Günü, Paylaşmak Çok Güzel kitaplarının yazarı.