BİR YILBAŞI GECESİ
- Yazar: Nurcan ÖZKÜPELİ
- 4 Kasım 2026
- 13 kez okundu
BİR YILBAŞI GECESİ
Buraya geleli dört ay oldu. Henüz çok alıştığımı söyleyemem ama herhangi bir olumsuzluk da yaşamadım. Çocuklar uzun uzun araştırdılar ve buldular burayı. En azından üç çocuğumun da yaşamlarında bir yük olmadan ölene kadar hayatımı rahatça devam ettirebileceğim bir yer burası.
Bugün yılbaşı… Günlerdir hummalı bir çalışma sürüyor. Akşamki kutlamaya katılmak istemediğimi bir kaç kez belirtmiş olmama rağmen defalarca davet ettiler. Eskisi gibi gırgır, şamata kaldırmıyor kafam artık. Odamda televizyon seyretmeyi ve sakin bir yılbaşı gecesi geçirmeyi tercih ediyorum. Ama sabahtan beridir çalışmalar epey hızlandı. Televizyon da güzel bir şey bulamadığım için bir kenarda onları izliyorum bende…
‘Ferhunde teyze merhaba, nasılsınız?’
‘Teşekkür ederim iyiyim Kerim, sen nasılsın? Annen yine ne istedi senden?’
‘Bir şey istemedi Ferhunde teyze. Akşam ki organizasyon için yardıma geldik Berna’yla. Annemin odasında o da. Akşam için kıyafet seçiyorlar.’
Hafifçe güldüm. Kerim;
‘Neden güldün Ferhunde teyze?’
‘Ya anneni bu kadar çok seviyor ve kıyamıyordun madem ; O zaman neden buraya getirdin? Neden sizinle yaşamıyor veya neden kendi evinde bir bakıcıyla kalmıyor?’
Kıskançlığımdan söylemiştim bunu aslında.. Hiç yakıştıramamıştım kendime söyler söylemez. Ama karşımda o kadar beyefendi bir genç adam vardı ki; Kıskandığımı anlamasına rağmen bozuntuya vermedi hiç.
‘Bu annemin isteği. Tıpkı senin gibi bende bu seçenekleri defalarca sundum anneme ama istemedi. Buraya kendi isteğiyle geldi. Biliyorum inanmıyor ve her seferinde bana soruyorsun. Hatta anneme de soruyorsun ama durum böyle. Annemin isteğine saygı duymak zorunda kaldık Berna ile.’
‘Ne bileyim tuhaf geliyor bana. Sürekli sende, Berna da geliyorsunuz. Gidip gelmek zor olmuyor mu? Sonuçta ikiniz de çalışıyorsunuz ve evlisiniz. Sizin de bir hayatınız var elbet annenin haricinde.’
‘Evet öyle ama, annemin burada yaşıyor olması bizim hayatımızı yaşamadığımız anlamına gelmiyor. Neyse, senin istediğin bir şey var mı? Akşam katılmayacakmışsın. Belki dışarıdan arzu ettiğin bir şeyler vardır. Gidip alabilirim.’
‘Yok yavrum. Teşekkür ederim. Çocuklar da kaç gündür arayıp soruyor ve ısrar ediyorlar ama istediğim bir şey yok. Yılbaşı günlerini pek sevmem. Rahmetli hayattayken biz de kendi aramızda kutlardık. Çocuklarla kutlamayalı uzun yıllar oluyor. Biliyorsun daha önce anlatmıştım. Her biri üniversitelerini bitirdikten sonra ayrı eve çıktılar ve sonra da evlendiler.’
‘Nasıl istersen Ferhunde teyze. Ben müdire hanımla bir görüşeyim. Bakalım neler yapabilirim? Görüşürüz.’
‘Görüşürüz canım.’
Çocuklar kaç gündür arayıp soruyormuş hıh! Buna sen bile söylerken inanmadın Ferhunde. Kerim nasıl inansın? Kimsenin umurunda değil ki benim nasıl bir yılbaşı geçirdiğim? Onlar kendi programlarını haftalar önce yaptılar bile. Kızım geçen aradığında Almanya’ya gideceklerini söyledi. Oğlanlardan biri eşiyle Uludağ’da, diğeri dışarıda bir yerde kutlayacak eşiyle her sene olduğu gibi. Bana sormadı bile kızım. Burada yılbaşının kutlanıp kutlanmadığını, kutlanıyorsa nasıl kutlandığına dair en ufak bir merakı yok. Bende kaç senedir yaptığım gibi gardımı aldım hem onlara, hem de buradakilere karşı. Kimseden ilgi ve merhamet istemiyorum. Rahmetli hayatta olsaydı elbet böyle olmazdı…
Ortak salon süslendi, püslendi. Rengarenk balonlar her yerdeydi. Yiyecekler masalara getirildi. Şöyle bir göz attım, vallahi yok yoktu masalarda. Berna ile Kerim dahil, annesi veya babası burada kalan bir çok evladın emeği çoktu. Akşam 19.00 da hafif bir müzik çalmaya başladı. Bir kaç çift dans etmeye başlamıştı bile. Müdire Semra hanım mikrofonu eline alıp öncelikle emeği geçen herkese teşekkür etti. Sonra yeni yıl için en iyi dileklerini sundu. Bende odama çekildim artık. Daha fazla onları izlemem doğru olmazdı. Birazdan yemeğim gelirdi. Oturdum ve televizyonda güzel bir program aradım. ‘Her sene hep aynı sıkıcı şeyler var’ diye düşündüm. Telefonum çaldı. Arayan kızımdı.
‘Efendim kızım?’
‘İyi akşamlar anne. Almanya’dan arıyorum. Söylemiştim ya sana geçenlerde. İki gün önce geldik. Anne öyle güzel ki burada ki süslemeler görsen inanamazsın!’
‘Bol bol fotoğraf çeker gösterirsin geldiğinde. Esat ve çocuklar nasıl?’
‘İyiler anne. Esat’ın bol bol selamı var. Çocukların da. Yeni yılını kutluyorlar. Sen nasılsın? Orada var mı herhangi bir kutlama? Veya televizyon mu izleyeceksin? Ortak salonda izle bari bu akşam. Yalnız geçirmemiş olursun hem bu geceyi. Gerçi sen pek hoşlanmazsın yılbaşı akşamlarından ama olsun. Yine de yeni bir yılı karşılıyoruz işte.’
‘Evet öyle. Ama burada da kutlama var bu akşam. Her yeri süslediler ve harika yemekler hazırlandı bu akşam için. Bende hazırlanıyordum tam sen aramadan önce.’
‘Tamam anne. İyi eğlenceler sana da o zaman.’
‘Size de canım. Esat’a ve çocuklara çok selam. Yeni yılınız kutlu olsun.’
Telefonu kapattıktan sonra, çocuklarımla aramda neden bu kadar mesafe olduğunu düşündüm. Onları büyütürken hiç bencil davranmamış ve kendimce çok iyi yetiştirmiştim. Rahmetli de çok iyi bir babaydı. Acaba hiçbir zaman başkalarının anneleri gibi evlatlarından hiçbir şey istememem mi beni onların gözünde bu denli güçlü göstermişti? Peki doğru olan da bu değil miydi? Okulları bittikten sonra her biri ayrı eve çıkmak istediler ve babalarıyla güvenli bir ortam olduğundan emin olduğumuzda izin verdik. Kızım, en iyi arkadaşıyla bir eve çıktı. İşine çok daha yakın bir yerde oturdu, arkadaş çevresinden bir gençle evlendi. Büyük oğlum, iki arkadaşıyla ayrı bir eve çıktı. O da birkaç yıl sonra bir kızla tanıştı ve evlendi. Küçük oğlum, kız arkadaşıyla aynı işyerinde çalışıyordu. Ayrı eve çıktılar ve bir süre sonra o da evlendi. Hayatları çok yoğundu. Çoluk çocuğa karıştılar. Eşim vefat ettikten sonra, her biri geldi ve ilgilendi benimle elbette. Onun dışında hiçbir zaman onlardan bir şey istemedim. Gelemediklerinde sitem de etmedim. Bayramlarda ve tüm özel günlerde tatile çıktıkları için bir beklentimde olmadı. Sonra ben bakım evine yerleşmek istediğimi söylediğimde araştırdılar, birçok yerin arasında burayı beğendiler, bana gösterdiler ve apar topar buraya yerleştim.
Eşimi kaybettikten sonra ki ilk yılbaşım bu akşam.. Çok karmaşık duygular içindeyim. Yemek gelene kadar aile albümüne bakayım dedim biraz. Eşimi ve çocuklarımı, o güzel anları görünce içim bir fena oldu. Ağlamamaya gayret ederken, bir süre sonra serbest bıraktım duygularımı. Gözyaşlarım sicim gibi akmaya başladı. Kapı çalındı tam o sırada. Hemen toparlanmaya çalıştım. Gözlerimi elimden geldiğince hızlıca sildim ve ‘girin’ dedim. ‘Yemeği masaya bırakın lütfen. Gözüme bir şey battı. Onunla uğraşıyordum tam’ dedim ve bir ses…
‘Ferhunde teyze. Biliyorum, defalarca katılmak istemediğini söyledin ama lütfen bizi kırma ve gel. Bak hiç kimse sensiz yemeğe başlamak istemiyor. Lütfen…’
Kapıda Berna, Kerim, annesi Hayriye hanım ve bir sürü arkadaş bekliyordu…Çok şaşırmıştım. Günlerdir kaç kere söyledilerse reddetmiştim. Kibarlıktan birkaç kez çağırdıklarını düşünmüş; Kesinlikle kapıma gelip bunu yapacaklarını aklıma getirmemiştim.
Utangaç bir çocuk ifadesiyle ‘peki’ dedim. Odadan çıkıp salona geçtiğimde her şey bir rüya gibi güzeldi. Müzik, insanların en şık hali, güler yüzler, birbirinden güzel yemekler, her şey çok ama çok güzeldi…
Yemeklerimizi ve tatlılarımızı yedik, kahvelerimizi içtik, dans ettik, oyunlar oynadık, Saat tam 12’de hepimiz birbirimize en iyi dileklerimizi sunduk. Gece bitip odama döndüğümde öyle mutluydum ki; iki oğlumun da bu akşam hiç aramamış, sadece mesaj atmış olmalarına üzülmedim. Her ikisi de, ailecek yaptıkları kutlamalardan fotoğraflarını atmışlardı. Her ikisine de bu geceye dair salonda çektiğimiz fotoğraflardan attım ve yeni yıllarını kutladım bende…
Artık kendi kocaman ailemin dışında; Yepyeni kocaman bir ailem daha vardı. Bu gece bunu çok iyi anlamıştım. Geçmişi değiştiremezdim. Belli ki çocuklarımın hayatlarına yön vermelerini onaylarken eşim de ben de doğru kararlar vermiş ama bir nokta da onları yalnız bırakmıştık kendileriyle. Hiçbir zaman tek taraflı bir hata olmazdı. Muhakkak karşılıklı bir mesafe oluşmuştu hayatlarımızda. Bundan sonra, onlara içimden sitem etmek yerine; Biraz daha hayatlarında var olabilirdim. Burada bile yaşasam bu mümkündü. Böyle güzel ve heyecan verici şeyler düşünerek uykuya daldım.
Rüyamda yılbaşı akşamıydı.. Eşim, çocuklar, eşleri ve çocukları, buradaki arkadaşlarım, Kerim ve Berna da vardı…
Nurcan Özküpeli
Diğer yazılarımı okudunuz mu?
EFSUN HANIM VE KEREM BEY

ay nasıl öyküler bunlar… okurken yaşıyorum sayende… sevgiler…
Yüreğinize sağlık hocam
Kalemine ,yüreğine sağlık çok güzel bir yazı…
Kalemine ,yüreğine sağlık çok güzel bir yazı…