GİDENE İZİN VER GELECEK OLANA YER AÇILSIN
- Yazar: Yudum MİNGAN
- 26 Ekim 2026
- 10 kez okundu
GİDENE İZİN VER;
GELECEK OLANA YER AÇILSIN!
Bazı insanlar kalmak istemez. Sessizce uzaklaşmak ister. Belki neden bile söylemeden ya da her şeyi açıklayıp yine de gitmekte ısrar ederek… O an gelir, ne söylense faydasız olur. Oysa sen, kaybetmemek için tutunursun. Gitmesin diye çırpınırsın. Kalması için uğraşırsın. Ama unuttuğun bir gerçek vardır:
Gitmek isteyenin yoluna engel olmak, hem seni hem onu yavaş yavaş yok eder.
İnsanız. Kaybetmek istemeyiz. Alıştığımızı bırakmak zor… Hele onu seviyorsak, hele ki onunla bir “gelecek” hayal ettiysek…
Gerçek şudur: Birini yanında tutmak, onun seni sevdiği anlamına gelmez. Kalmak istemeyen birini zorla hayatında tutmak, ne sadakattir ne sevgi… Sadece korkunun, yalnızlıktan duyulan endişenin bir yansımasıdır.
Sevgi, sahip olmak değil; özgür bırakmaktır. Birini sevmek, onun kendi yolunu seçmesine izin verebilmektir. Eğer o yol senden geçmiyorsa, gitmesine izin vermek gerekir. Çünkü gerçekten seven insan, karşısındakini zorla değil, kalbiyle yanında ister.
Zorluk, bırakabilmektir. En büyük sevgi, birini serbest bırakacak kadar cesur olabilmektir. Onun gitmesine izin verdiğinde aslında sadece onu değil, kendini de özgür bırakırsın. Beklentilerinden, kırgınlıklarından, yüklerinden… Çünkü bazı gidişler kayıp değil, kurtuluştur.
Her giden, ardında bir boşluk bırakır. Ama o boşluk, karanlıkla değil, potansiyelle doludur. Yeni bir insanın, yeni bir başlangıcın, yeni bir umudun gelebileceği yerdir orası.
Gitmek isteyenin arkasından kapıyı kapatamazsan, gelenin kapıyı çalmasına izin veremezsin. Ne geçmişle vedalaşabilirsin, ne gelecekle tanışabilirsin. Hayat, sürekli akan bir nehirdir. Bir elde geçmişi, diğer elde geleceği tutamazsın. Biri gitmeli ki, diğeri gelebilsin.
Her gidişin ardından gelen olur mu? Her zaman değil. Kimsenin gelmediği o sessizlikte kendinle kalırsın. O kalış, en çok ihtiyacın olan şeydir aslında. Gitmesine izin verdiğin kişi, seni kendine döndürür. Onun boşluğunda, kendini bulursun. Çünkü gerçek huzur, kalmak istemeyen insanlarla savaşarak değil, gitmelerini kabullenerek gelir.
Kimi zaman tutunduğumuz şeyler sadece alışkanlıklardır. Onları “aşk” ya da “bağlılık” sanırız. İnsan alıştığı her şeyi sevmek zorunda değildir. Gitmek isteyen birine yol vermek, kaybetmek değil; kendine sadık kalmaktır. Onun artık senin hikâyende bir yeri olmadığını kabul etmektir. Bu fark ediş, seni yaralasa da aynı zamanda iyileştirir.
Gidenin ardından gözyaşı dökmek insanca. Kapıyı sonsuza kadar kapalı bırakmak, hayatına girme ihtimali olan herkesi dışarıda bırakmak demektir. O yüzden bazen açmak gerekir. Sessizce. Zarafetle. Kin tutmadan. Beklemeden. Çünkü seninle kalmak istemeyeni beklemek, kendine yapılacak en büyük haksızlıktır.
Belki bilmen gereken tek şey şu:
Gitmesine izin verdiğin biri, yerini hak edene bırakır.
Gelen, geç gelen değildir. Gelen, doğru zamanda gelen olur. Sen, ona hazır olabilmek için gitmesine izin verdiğin kişiyi geride bırakmış olmalısın.
Bu yüzden… Bırak gitsin. Ardından sessizce kapıyı kapa.
Hayatın sana sunacağı yeni seslere, yeni yüzlere, yeni hikâyelere yer aç.
Çünkü onun gitmesine izin vermezsen, kapının hangi güzelliklere açılacağını bilemezsin.
Aç kapıyı…
Yudum Mingan
Diğer yazılarımı okudunuz mu?

doğruya doğru… gençlere örnek bir yazı olmuş…
Kaleminize yüreğinize sağlık.