HANSEL VE GRETEL’İN PUSULASI
- Yazar: Ümmü ÖZÇELİK
- 17 Ekim 2026
- 12 kez okundu
HANSEL VE GRETEL’İN PUSULASI
Asya ile Yasin ikiz kardeşlerdi. Uyumadan önce masal dinlemek vazgeçemedikleri alışkanlıklarıydı. Masal okuma sırası babaları Hasan Bey’deydi.
Hansel ve Gretel’in ormanda terkedilip kaybolduğu kötülüklerle dolu hikayesini okuyorlardı.
Hasan Bey okumaya başladıktan biraz sonra haksızlığa tahammülü olmayan Yasin, biraz da masalları değiştirmeyi seven babasından destek alarak itiraz etti: “Neden hep üvey anneler kötü oluyor bu masallarda? Biz babasını kötü karaktere dönüştürelim bu defa. Hem onları ormana götürüp atan da o.”
Hasan Bey çok da hoşuna gitmeyen bu teklifi reddetmeyerek sözü ona bıraktı: “Buyurun Yasin Bey! Masal anlatma ya da atıp tutma görevimi size devrediyorum. İstediğin karakteri baş role seçebilirsin.”
“Gerçekten mi? Hemen bir şeyler düşüneyim o zaman:
Bu iki sevimli çocuğun annesi ölmüş ve babaları yeni bir evlilik yapmıştı. Yeni anneleri iyi biriydi fakat onlar kendi annelerini çok özlüyordu. Sanki o bu evden giderse anneleri geri gelecek gibi hissediyorlardı. Bu nedenle üvey annelerine hiç iyi davranmıyorlardı. Babaları ise onların şımarıklıkları ile uğraşmak istemiyor ve çok sinirleniyordu. Bir gece artık buna bir son vermenin gerektiğini düşünerek onları ormana götürüp bırakmaya karar verdi. Üvey annelerinin ise bundan hiç haberi yoktu.
Kötü planı tıkır tıkır işledi ve onları ormana bırakıp kaçmayı başardı. Üvey anneleri buna çok üzülerek ‘Neden böyle bir şey yaptın. Haydi gidip onları bulalım!’ diye yalvardı.”
Asya “Eee nasıl kurtulacak çocuklar? Ekmek kırıntılarından, çakıl taşlarından, kötü cadının hain planlarından bahsetmedin hiç.”
“Benden bu kadar. Sen de istediğin şekilde kurtar çocukları. Babamdan aldığım uydurma yetkisini sana devrediyorum.”
Asya biraz düşündükten sonra hayalinde belirenleri anlatmaya başladı: “Onlar ormanda bırakılacaklarını bilmedikleri için çakıl taşı toplamalarına gerek yoktu. Ormanda yalnız kaldıklarını anlayınca ağlamaya başladılar. Onların sesini ise yaşlı bir kadın duydu. O, bu ormanda yaşayan ve herkese yardım eden çok bilge bir kadınmış.”

Hasan Bey, masalı kafalarına göre alt üst eden çocukların hayallerine dayanamayıp ilk tepkisini verdi: “Hah şimdi tam uydu. Her şey tersine dönüyorsa cadının yerine bilge gelmeli. Ama öyle ak sakallı bir dede olmaz. Onun yerine ak saçlı bir kadın olması gerekiyordu.”
Asya “Yaaa baba Yasin’e bir şey demiyorsun da neden benim söylediklerimle alay ediyorsun? Anlatmıyorum işte gerisini.”
Hasan Bey “Bir sonraki masalda da kızların çok alıngan olmasını tersine çevirelim bence. Yasin, haydi oğlum sıra sana geldi tekrar. Kurtar şu çocukları da onlar da biz de rahatça yatıp uyuyalım.”
“Öyle basit mi ormandan çocuk kurtarmak? Hepimiz birlikte bir çözüm bulmalıyız. Asya, şimdi küsecek zaman değil, çocuklar ormanda kaldı. Çözümü bulalım, sonra yine küsersin.”
Asya her ne kadar küstüm dese de hayal kurmaya devam ediyordu. “Buldum! Rüzgârın sesini dinlesinler ya da dumanla haberleşmeyi öğrensinler. İz takip etmeyi de öğrenebilir veya kuşları da eğitebilirler aslında. Bilge onlara bunların birini öğretsin işte.”
Yasin “Yaaa bir icat falan yapsalardı. Hem bilge değil de bilgin olsaydı bari cadı. O da pusulayı icat etseydi.”
Asya “Olmaz! Hep bir icat yaparak ya da sihirli iksirlerle kurtaramayız kahramanlarımızı. Yoksa eski masallardan ne farkı kalır bizimkinin?”
Yasin “Onlar o zaman için çok eğlenceliymiş ki günümüze kadar sevilerek okunmuş ve anlatılmış. Hem belki cadıları da iyi yapan bir icat veya iksir yaparız belki bir sonraki masalda.”
“Kardeşin doğru söylüyor kızım. Eski masallar da kendi dönemlerinde ilgi görmüştür. Biz onları kötülemeden yeni fikirler bulalım. Hem bu şekilde zihniniz ve hayal gücünüz de gelişir.”
“O zaman mistik bir şekilde olsun. Hansel ve Gretel bilgeden içe dönüş dersleri alsın. Bilgeden yani bilge kadından kalplerinin sesini dinlemeyi öğrensin ve iç görüyle yönlerini bulsunlar. Bunu deneyimleyerek eve dönmeyi başarsınlar.”
Yasin “Anlat bakalım bu mistik yöntemi.”
Asya “Oleeyy! Gelsin bakalım mistik versiyon. Hansel gözlerini kapatıp kendilerini evlerine giderken ve sıcacık sobalarının başında hayal etmiş ama içinde bir aydınlanma olmak yerine kalbinde bir ağırlık hissetmiş. Aynısını Gretel de denemiş. Onun da içinde sıkıntı ve korku beliriyormuş. Sonra ne hissettiklerini birbirlerine söylemişler. İçlerinde bir üzüntü ve umutsuzluk varmış. İkisi de başaramadıkları için çok üzülmüşler. Yaşlı bilgeyse onlara denemeye devam etmelerini ve mutlaka gözlerinin önüne eve gidecekleri yolun belireceğini söylüyormuş.”
Yasin “Bu kadar mı mistik metodun? Kalplerini aydınlatacaklar diye beklersek ancak yaşlanınca eve dönerler. Bu yöntem işe yaramıyor işte. Bilge yeni bir metot bulsun. Akıllarını da kullanmalılar. Aklımız ne işe yarıyor?”
Asya “Galiba haklısın. Babaları kalpsizce sadece aklını dinlediği için onları getirip buraya attı. Anneleri iyi kalpliydi ama babasının kötü planını aklını kullanmadığı için göremedi. Her ikisini birlikte kullandıkları bir metot öğrenmeliler. Hem de çok dengeli bir şekilde.”
Hasan Bey “Burada söz sana geçer Yasin. Madem sen teklif ettin bu yöntemi, kullansınlar bakalım akıllarını.”
Yasin “Sonra ikisi birden evlerini ve annelerini düşünmeye başlamışlar. Gretel “Babam bizi sevmese de yeni annemiz bizi özlüyordur. Eve dönmeyi başarırsak ona sarılmak istiyorum.” demiş. Hansel ise “Düşününce babama da hak veriyorum. Biz çok şımarık davrandık ve onu bu kötülüğü yapmaya zorladık. Geri döneceğim ve özür dileyeceğim.” diyormuş.
Sonra bilgeden akıllarını kullanmayı da öğretmesini istemişler. Bilge akıllarını kullanarak yönlerini bulabilmeleri için onlara bir sürü soru sormuş. “Siz evinizdeyken hangi taraftan rüzgâr eserdi? Ay ne tarafta görünürdü. Güneş kaçta doğardı? Sabah ilk hangi kuşun sesini duyardınız? Hangi hayvanları beslerdiniz? Evinizin yakınında dere var mıydı?”
Hansel ve Gretel bu soruların çoğunu bilememişler. Onların tek yaptığı sürekli oyun oynamakmış çünkü. Bilge onlara yönlerini rüzgârın esiş yönüne, suların akış şekline ve gök cisimlerine bakarak nasıl bulabileceklerini uygulamalı olarak öğretmiş. Yolda başlarına gelebilecek tehlikeleri ve eve döndüklerinde nasıl daha iyi olabileceklerini de iyice tembihlemiş.
Hansel bu derslerin birinde köyden çıktıklarında arkalarından bir rüzgâr estiğini hatırlamış. Gretel de kardeşine destek olmuş ve evlerinin yakınındaki dereyi hatırlatmış. Onların söylediklerine göre bilge onlara yolu tarif etmiş. Bu şekilde saatlerce gittikten sonra artık evlerinin yakınındaki derenin sesini duymuşlar. Sonra koşarak evlerine gitmişler. Babaları onların nasıl kurtulduğuna çok hayret etmiş. Anneleri yani üvey anneleri de onlara sarılarak öpmüş. “Günlerdir sizi düşünmekten ve ağlamaktan halsiz düştüm. Ne iyi ettiniz de geldiniz.” demiş. Babası onlara bakıp bakıp “Nasıl buldular acaba yolu?” diyormuş içinden. Çünkü onları bu defa daha uzak bir yere götürmeyi planlıyormuş.”
Kötü baba rolüne daha fazla dayanamayan Hasan Bey itiraz etti: “Ama siz de çok merhametsiz çıktınız yaaa! Babaları da masalın sonunda iyi olsa olmaz mıydı?”
“Olmaz babacığım, bu masalın kötü karakteri o.”
“Neyse tamam, iyi ki sizin masalınızda kötü sadece. Bu masalı şimdi uydurdunuz ve uyuyunca unutursunuz nasılsa. Ben dert etmeyeyim bunu.”
Yasin “İçimden gelen bir ses diyor ki “Bu masalı ‘Fısıldayan Kalemler’ dergisine gönderelim ve tüm çocuklar okusun. Artık çocuklar üvey anneler hakkında kötü şeyler düşünmesin. Babalar çocuklarını küçümsemesin, cadılar kadar bilgelerin de gücünün olduğu anlaşılsın. Doğru yolu bulmak için sadece gerçek pusulaya değil aklımıza da ihtiyaçları olduğunu fark etsinler. Sadece aklını kullanmakla da doğru yolun bulunamayacağını; kalbini kullanmak gerektiğini de anlasınlar. Doğru yolu kaybetmemek için iyi bir kalbimizin olması gerektiğini hatırlasınlar…”

Asya “Harika bir ses bu. Benim kalbim de böyle söylüyor babacığım.”
“Ne desek olmuyor yani. Biz unutulup gitsin dedikçe siz duyulsun mu istiyorsunuz?”
Yasin “Evet babacığım. Bir sonraki masalı anlatma ya da uydurma görevini bize devretmek yerine kendin okursun artık. Bizden sıra dışı hayal ürünleri çıkıyor. Sipariş üzerine çalışmıyoruz.”
“Belli belli. Masalı öyle bir alt üst ettiniz ki sonunda düşen üç elmayı bile unuttunuz.”
Asya “Aaaa nasıl da unuttuk. Ben hemen düşüreyim o elmaları: Biri anne babalarını seven çocukların başına biri masal anlatmayı seven anne ve babaların başına biri de bu masalı okurken gülenlerin başına…”
Ümmü Özçelik
Diğer yazılarımı da okumak ister misiniz?
SİNDİRELLA’NIN ORTOPEDİK AYAKKABISI
NASRETTİN HOCA’NIN HAVUZ MAYASI

çok güzel bir masal olmuş. kaleminize sağlık…
Değişik ama güzel bir masal
Kaleminize sağlik.