KAÇ TAKVİM YAPRAĞIDIR ÖMÜR
- Yazar: Hamiyet Annaç Akyıldız
- 26 Ekim 2026
- 14 kez okundu
KAÇ TAKVİM YAPRAĞIDIR ÖMÜR
Takvim yapraklarını kopartırken hiç düşündünüz mü?
Ömrünüzden kaç gün kopardığınızı…
Kaç takvim yaprağı eder ömür?
Her gün birer birer kopartırız takvim yapraklarını, yeni bir güne merhaba!…diyerek başlarız. Her takvim yaprağı ellerimizden düşerken yere, ömrümüzden bir gün daha düşer onunla birlikte. Hiç hesaplamayız kaç gün, kaç yıl geçmiştir. Kaç çöp kovası doldurmuştur yaprak yaprak ömrümüz.
-Bu gün Pazartesi, haftaya okula başlıyorum. Ne kadar heyecanlıyım, merak ediyorum. Bu hafta çabuk geçsin de bir an önce okula başlayayım. Öğretmenimi, arkadaşlarımı tanımak istiyorum. Ya annemi özlersem. Yok canım, bebek gibi ınga ınga ağlayacak değilim. Kocaman oldum.
Küçücük pır pır eden yüreğimizi o an gururdan sustururuz.
Ne acele ederiz bir hafta çabuk geçsin diye ve her gün annemize sorarız. O da takvime bakıp söyler, küçücük parmaklarımızda günleri sayarız.
Geçip gider birbiri ardına günler, haftalar, aylar ve yıllar…
-Gelecek hafta benim doğum günüm, hepinizi bekliyorum.
-Kaç yaşına giriyorsun?
-18 yaşıma….reşit oluyorum. Liseyi bitiriyorum.
Ne kadar güzeldir reşit olmayı istemek, özgür olacağını ve her istediğini yapabileceğini düşünmek. Liseyi bitirince büyüdüğünü, başka bir şehirde okuyabileceğini ve hatta yeni bir ev hayalinin gerçekleşmesini istemek.
Bazen unuturuz takvim yapraklarını her gün koparmayı. Bir kaç gün, hafta, ay geçmiştir. Avucumuzun dolduğunca kopartırız. Atarız çöp kovasına ömür yapraklarımızı…
-Bir ay sonra üniversiteden mezun oluyorum. Annem, babam benden daha heyecanlı, o günü bekliyor. Diploma törenime babaannem, anneannem, dedemlerde gelecekler.
-Okul bitti, iş hayatım başlıyor.
-Kapı gibi diplomam, güzel bir mesleğim var. İyide bir iş buldum mu ohh…
Yeni bir fidanız o anda ,takvim yapraklarının hiç önemi yoktur hayatımızda ve zaman hızla akıp geçsin isteriz. Daha o gün bitmeden ertesi günü görmek için kopartırız. Arkasında yazılanlara göz atar, fıkra varsa okur güleriz. Sonra da çöp kovasına atarız.
Anne, babanın en büyük isteğidir çocuğunun bir an önce sağlıklı büyüdüğünü görmek. Takvim yapraklarını kopartırken birer birer, hiç düşünmeden onun geleceğinin hayalini kurmak.
-Haftaya bizim kız mezun oluyor.
-Bizim oğlanın mezuniyet töreni var.
-Üç gün sonra babamda gelecek. Dedesi görsün torununu sevinsin, bizimle gururlansın.
Günler, haftalar, aylar ve yıllar öyle çabuk geçer ki takvim yapraklarında; biz hiç farkına varmayız. Bir bakarız ki dün kendi diplomamızı alırken bu gün torunumuzun törenini izlemekteyiz.
-Bir ay sonra kuzenim evleniyor. Düğünde ne giysem acaba?… Kırmızı bir elbise… yok, yeşil renk daha çok yakışır. Siyah mı alsam… o da çok ciddi olur, daha gencim biraz renkli olsun…
-Ne çabuk geçti zaman anlayamadım. Kuzenim evleneli üç ay oldu. Benim nişanıma da iki hafta kaldı. Not düşmüştüm takvime bakmalıyım. Bu gün bitmek üzere yaprağı koparayım, yarından itibaren on dört günüm kaldı.
Tatlı bir telaş kaplar içimizi ve istediğimiz her şey olsun isteriz. Koşuşturmalar, yanlış anlamalar, vazgeçmeler, barışmalar, kavuşmalar ve mutlu son…
-Güzel kızım bağladığım bu kırmızı kuşak, bizim her zaman yanında olduğumuzu bilmen içindir. Eşine sevgi, saygı ile bağlan ve birlikte çok mutlu bir yuvanız olsun. Sen ve kardeşin gibi çocuklarınız yuvanızı şenlendirsin. Şimdi sen yuvamızdan uçuyorsun.
Dolu gözlerle, heyecandan uçuşur yüreği iki tarafında…
Anne ve baba için en mutlu an evladını telli duvaklı gelin, takım elbise içinde damat olarak görmektir. Her anı aklına kazımak, doya doya yaşamak ve onu mutlu uğurlamak ister. O mutlu günü iple çeker, takvimden yapraklar da düşer.
Bu ayrılıklarda anne, babanın buruk sevinci, hüzünleri gizlidir.
Oğullar ‘vatan borcu’ için askere giderken al bayrağımız ellerde, davul zurna eşliğinde düğün alayı gibi coşkuyla uğurlanır. Gidende, kalanda günleri sayar. Islak gözlerle takvimden bir gün eksiltirken, ana yüreği ne ağıtlar yazar.
Bazen neşeyle bazen de hüzünle düşmüştür ellerimizden.
Kimi zaman mutluluğun, kimi zamanda acının gözyaşlı yıldönümü olmuştur takvim yaprakları…
Hatıra olsun diye önemli bir günü saklamışızdır. Bir defterin, bir kitabın sayfalarında onu sararmış buluruz. Anıları getirmiştir beraberinde, gözlerimizde o günü yeniden canlandırırız.
Kimi zaman çöp torbasında, yiyecek artıkları arasında ezilip kaybolurken hiç fark etmemişizdir.
Kimi zamanda ısınacağımız odunu, kömürü tutuşturmuş ve çıra ile birlikte bir kibrit alevinde onu yakmışızdır.
Bazen bilgi olmuştur elimizde, bazen de yelpaze olmuştur yüzümüzü serinletmeye sıcak bir yaz gününde…
Zamanda, sırayla yerimizi alırız takvim yapraklarında.
Çocuk, erişkin, yetişkin, yaşlı…
Doğduğumuz gün…
Öldüğümüz gün…
Bir gün düşer takvimden ve bir yaprak daha düşer ömrümüzden.
Kaç takvim yaprağıdır bir ömür?
Hamiyet Annaç Akyıldız
Diğer yazılarımı okudunuz mu?

her takvim yaprağını nasıl değerlendirdiğimiz önemli…
Yüreğinize sağlık