DİN TÜCCARI NASIL OLUNUR?

DİN TÜCCARI NASIL OLUNUR?

DİN TÜCCARI NASIL OLUNUR?

İndirilene inanmak yerine, uydurulana inanmak biz insanlar için daha kolay sanırım. Bahsettiğim şey tabi ki semavi dinler. İnsanlık tarihi boyunca ilkel atalarımız bile tapma ve inanma ihtiyacı duymuştur. Bu bazen yüce bir dağ, bazen büyük bir ağaç, bazen de görülmeyen bir güç. Nihayetinde semavi dinler ortaya çıkmış ve dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğu bu dinlere inanmayı seçmiştir. İnanç bir toplumun olmazsa olmazı olduğu için tabi ki bu inançlardan faydalanmak isteyen bir kitlenin doğması kaçınılmaz olmuştur. Bu işin çok geçmişine gitmeden günümüzde bu kitleden bahsetmek isterim. Bu kitle halkın inanç türüne göre düzen kurar ve kendi fikirlerini sanki bu dinle inmiş gibi insanlara aşılarlar. Bunların çok yoğun bir kitlesi vardır ve ayrıca koşulsuz itaat ederler. Bu itaati sağlamak büyük bir tiyatro becerisi, kendine inanmak ve müthiş bir hatiplik gerektirir. İkna kabiliyetiniz en üst seviyede olmalı ve yapmak için yola çıktığınız bu yolda inandığınız tüm değerleri çiğneyip geçmeniz şarttır. Kötü bir haberim var artık masum değilsiniz.

Bu yolda size aileniz tarafından öğretilen inancınızı, insana olan sevginizi, değerleriniz ve onurunuzu satmak zorundasınız. Çünkü kirli fikirlerinizi insanlara yaymak, onları bunlara inandırmak için sahtekâr ve olağan üstü yalancı olmanız sizin faydanıza olacaktır. En önemlisi de sizi dışardan destekleyecek ve finansal anlamda sizi kollayacak birinin olması. Bunlar genelde yaşadığınız coğrafya üzerinde hak talep eden, halkın yozlaşması için lobi yapan kimselerdir. Siz onlar için bulunmaz bir nimet olacaksınız. Yozlaşmanın önemli adımlarından biride dini kullanmak olduğu için dinin yasakladığı tüm kötü eylemleri sizin normalmiş gibi sunmanız gerekir. Örneğin; İslam dininde tövbe sadece Allah’a yapılır bunla ilgili açık ve net ayetler olmasına rağmen yapacağınız kurnazca manevralar sayesinde siz müritlerinizin tövbesini kabul edebilirsiniz. İşte burada şu güzel söz akıllara gelir. “ Şeyh uçmaz, müridi uçurur.” Bu seviyeye geldiğinizde artık köşenize çekilip müritlerinizin sizin hakkınızdaki akıl almaz hikâyelerini dinleyip eğlene bilirsiniz. Hatta iş öyle bir noktaya gelir ki, uçtuğunuza, odanızdayken bir savaşa iştirak edip savaşın kazanılmasında pay sahibi olduğunuza, uyurken kutsal toprakları gezdiğinize, tükürüğünüzün şifalı olduğuna siz bile inanırsınız.

Yalnız küçük bir sorununuz var. Sizi sadece müritleriniz biliyor daha büyük bir kitleye hitap etmeniz gerekiyor sonuçta sizi finansal olarak destekleyenlerin hedefi sadece sizin kitleniz değil, Bu sakın sizin gözünüzü korkutmasın. Sosyal medya ve sizin için özel olarak tahsis edilmiş televizyon kanalları bu sorunun üstesinden gelecektir. Bu mecralarda hadis diye istediğiniz yalanı söyleyip çok ünlü olabilirsiniz. Bu mecralardan; İmamı azama saygısından dört yıl annesinin karnında kalan imam şafiyi anlatabilir, imam malikinin bir yıl boyunca anlını secdeden hiç kaldırmadığını ağlayarak haykıra bilir ya da her dilde basımı yapılan Kuran-ı kerimin Türkçe okunmasının haram olduğunu söyleyebilirsiniz. Bu son söylediğim çok önemli. Çünkü insanlar Kuran-ı Kerimi anlayarak okursa yalanlarınızın ortaya çıkması kaçınılmazdır. Kuran mealinin okunmasının haram olduğu fikrini şiddetle savunmalısınız. Müritleriniz anlamadıkları şeyden korkar ve sadece sizin anladığınızı düşünerek daha çok biat ederler. Medyayı çok akılcı kullanmalısın. Unutma ki medyada satacağın palavralar size destekçinizden ve müritlerinizden bağış adı altında topladığınız akıl almaz miktarlardaki paralardan daha çok bir gelir kapısı da sunacaktır. Kitlenizi büyüttünüz, para akışı da tamam şimdi sırada cinsiyetçi söylemler ve hakaretlerle halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek var. Bu safhada sizi eleştirenleri hedef gösterip linç bile ettire bilirsiniz. Güç artık sizin elinizde devlet kademelerinde bile size koşulsuz itaat eden kimseler var. İhaleler alıyorsunuz, öğrenci yurtlarınız var, kocaman bir ilçe sadece sizin için tahsis edilmiş daha ne istiyorsunuz? Ama sizi destekleyenlerin istekleri bitmiyor. Ülkenin yönetim şeklinin değişmesi, halkın cahil ve ahlaksız olması onların en büyük hayali tabi sizin de. Cahillik ahlakı, ahlaksızlıkta sorgulamayı bitireceğinden bu çok büyük bir önem arz ediyor. Cahillerin yapacakları seçimler siz gibileri iktidardan indirmez mesela. İnsanlar sorgularsa adalet olur, ahlak olur, sosyal huzur gelir. Bunlar sizin için çok tehlikeli terimlerdir, sorgulayan kitle sizin düşmanınızdır. Bu kitleden kurtulmak için çare, düşünemeyen kitlenizin gösterdiğiniz hedeflere saldırmasından başka bir şey değildir. Sosyal medyada sürekli sorgulayan kesimi hedef gösterip dinsizlikle suçlamanız sizi hem iyi bir dindar hem de iyi bir lider gibi gösterir taraftarlarınızın gözünde.

Evet, bu seviyeye ulaşman zaman aldı biliyorum ama artık sende sağlam bir din tüccarı oldun. Hatta camide vaaz veren sıradan bir imamken sosyal medyadaki ateşli konuşmaların ve hedef gösterdiklerini linç ettirme becerin seni buralara kadar taşıdı. Fakat bir şeyi atlıyorsun. Tüm bunların bir hesabı olacak ve bu hesabı sana satın aldığın yargı sistemi sormayacak. Bu hesap belki de bu dünyada bile olmayacak. Bu öyle bir hesap ki ne kimseyi hedef gösterebileceksin, nede satın alabileceğin birileri seni kurtaramayacak. Allah’ın hesabı bu; orada herkes eşittir. Kul hakkını yerken, dinen caiz gösterip çocukları taciz ederken, kadınları hedef gösterip bir yandan da ağzının sularını sildiğinde bunu hatırla!

Zafer Değirmenci

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

BALIK OLMAK ZORUNDA DEĞİLDİK.

Yorumlar (4)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    yine onikiden nokta atışı hocam… kaleminize sağlık…

    1. Anonim dedi ki:

      Teşekkür ediyorum ☺️

  2. Gönül Gündoğdu dedi ki:

    Kalemin özgür olsun👏🏽👏🏽👏🏽

  3. Gönül Gündoğdu dedi ki:

    Kalemin özgür olsun👏🏽👏🏽👏🏽

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ZAFER DEĞİRMENCİ

Zafer Değirmenci, 1979 yılında Erzurum’da doğdu. Babasının memuriyeti nedeniyle 1983 yılında ailesiyle birlikte Kayseri’ye yerleşti ve 2013 yılına kadar burada yaşadı. Bir iş vesilesiyle geldiği Diyarbakır’da tanıştığı eşiyle evlenerek bu kente yerleşti. Halen Diyarbakır’da yaşayan Değirmenci, eşiyle birlikte işlettiği bir kafenin yanı sıra yazarlık çalışmalarını sürdürmektedir. Tarihi dram ve politik eleştiri türlerinde eserler veren yazarın yayımlanmış beş romanı bulunmaktadır: Ağaç Dalından Kuşlar, Simon, Ölüm Var Hasan, Çoban ve Altı Ay Sonra İntihar Edecek Miyim? Eserlerinde insanın vicdanla, adaletle ve toplumsal gerçeklerle olan mücadelesini ele alan Değirmenci, tarihi ve güncel olayları edebiyatın diliyle yorumlamaktadır.