Görünmeyen Çocuklar
- Yazar: Elif AY
- 26 Kasım 2025
- 67 kez okundu
Görünmeyen Çocuklar
Otizmli Çocukları Okullarda İstememek: Toplumun Aynasında Görmek İstemediği Gerçek
Son günlerde haberlerde karşımıza çıkan cümleler hep aynı:
-
Otizmli çocuk sınıfta istenmedi.
-
Veliler imza topladı.
-
Özel gereksinimli öğrenciye şiddet uygulandı.
Bu cümleler sadece bir çocuğun değil, bir toplumun da yarasıdır. Çünkü sorun sadece eğitimde, okulda ya da bireysel tutumlarda değil; toplumsal yapımızın derinlerinde saklıdır. Okulların kapısında yazmasa da görünmez bir duvar var. Hiçbir okul kapısında “Otizmli çocuk giremez” yazmaz.
Ama bazı davranışlar o kapının önüne görünmez bir duvar örer. Bu duvar, toplumun farklı olana karşı yarattığı ortak kalıpların sonucudur. Sosyolojide buna “normatif baskı” denir. Yani toplumun çoğunluğunun belirlediği “normal” çizgisine uymayan herkes, dışlanma riski taşır. Bugün bu baskının en ağır bedelini otizmli çocuklar ödüyor.
-
“Uyum sağlayamaz.”
-
“Sınıf düzenini bozar.”
-
“Diğer çocukları etkiler.”
Bu cümleler bilgiye değil, alışkanlığa dayanır. Toplum olarak normalin tek bir şekli olduğuna inanmak bize daha kolay gelir. Oysa hiçbir çocuk bir diğerinin kopyası değildir. Her biri farklı öğrenir, farklı hisseder, farklı gelişir. Otizmli çocukları sınıfa dahil etmek zor değil; zor olan, zihindeki kalıpları kırmaktır.
Şiddet Haberleri: Toplumsal Çatlakların En Görünür Hali
Bir yetişkinin otizmli bir çocuğa zarar verebilmesi, sadece bireysel bir vicdan eksikliği değil; toplumun farklı olana karşı kurduğu duygusal mesafenin bir sonucudur.
Toplum, farklı olanı merkezin dışında bıraktıkça ona dair sorumluluk duygusu zayıflar. Bu uzaklaşma arttıkça, şiddet gibi kabul edilemez davranışlar daha görünür hale gelir. Bu yalnızca tek bir çocuğun değil, tüm özel gereksinimli bireylerin güvenliğini tehdit eden bir süreçtir. Bir çocuk, kendisine en çok güvenmesi gereken kişiler tarafından kırıldığında aslında tüm toplum yara alır.
Eğitim Bir Haktır, Müzakere Edilemez
Otizmli bir çocuğun okula gitmesi bir lütuf, fedakârlık ya da tolerans değildir. Bu bir haktır. Hiçbir velinin korkusu, hiçbir yöneticinin bahanesi bu hakkı gölgeleyemez.
Bir çocuğu farklı olduğu için sınıftan dışlamak, diğer çocuklara da şu tehlikeli mesajı verir: “Toplum seni ancak ona benzediğin sürece kabul eder.” Oysa eğitim sadece akademik bilgi değil, farklılıklara saygı duymayı da öğretmelidir.
Toplumsal farkındalık uygarlığın gerçek ölçüsüdür. Gelişmiş toplumların ortak noktası, farklılıklara yer açmasıdır. Zayıf toplumların ortak noktası ise farklı olandan korkmasıdır. Otizmli çocukların eğitim hakkını tartışma konusu yapmak bile, toplumun kendi gelişmişlik seviyesini sorgulaması gerektiğini gösterir.
Etik Bir Sorumluluk: Çocuklara Adalet Borçluyuz
Bu davranışların temelinde sadece önyargı veya bilgisizlik değil, aynı zamanda bir etik eksiklik de vardır. Toplum olarak her çocuğun haklarına saygı göstermek, yalnızca yasal bir yükümlülük değil; aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Otizmli bir çocuğun eğitim hakkını engellemek veya onu dışlamak, sadece çocuğa zarar vermez; insanlık bilincimizi de sınar. Adaletin ve eşitliğin erdemi, en savunmasız bireylerin yanında durabilmekten geçer. Etik olarak doğru olan; farklılıkları tehdit değil, toplumun gelişimi için bir fırsat olarak görmektir.
Normal dediğimiz şey bir standart değil, bir çeşitliliktir. İnsanı insan yapan; farklı düşünceler, farklı ritimler, farklı yollar ve farklı zihinlerdir. Otizmli çocuklar toplumun yükü değil; topluma sabretmeyi, empatiyi, farklı bir beynin dünyamıza kattığı değeri öğreten bireylerdir.
Dünya Çocuk Hakları Günü İçin Bir Temenni
Bugün Dünya Çocuk Hakları Günü. Bazı çocukların hakları kutlamalarla değil, mücadelelerle hatırlanıyor.
Dileğim odur ki; bir gün hiçbir çocuğun hakkı savunulmak zorunda kalmasın, zaten korunuyor olsun. Otizmli, tipik gelişen, özel gereksinimli, sessiz, hareketli, duygulu, kırılgan… Hepsi aynı gökyüzünün altında, aynı haklarla büyüsün. Her çocuk güvenle okula gidebilsin, görülmenin ve kabul edilmenin sıcaklığını hissedebilsin. Biz yetişkinler, dünyayı onların göz hizasına indirip gerçekten neye ihtiyaç duyduklarını görebilelim.
Çocuklar için daha adil, daha merhametli, daha eşit bir dünya mümkün. Bugün, tam da bunun için ses çıkarma günü.
“Bir çocuğa yer açmayan toplum, kendi geleceğine de yer açamaz; çünkü farklı olanın gölgesinden korkanlar aslında kendi karanlıklarını büyütür. Oysa gerçek değişim, başkasının çocuğuna da adalet borçlu olduğumuzu hatırladığımız anda başlar.”
Genel Yayın Yönetmeni: Elif Ünal YILDIZ
Editör/Redaktör: Hakan DİNÇAY
Bu yazının bütünü yazarına aittir.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?
