ELBİSE
- Yazar: Negah Ruşen Özcan
- 29 Aralık 2025
- 75 kez okundu
ELBİSE
İnsan doğduğu evin kumaşından bir elbise biçer ve giyermiş kendisine. Bu elbise yıllar geçtikçe değişir bazen küçülür, bazen de çok büyük gelirmiş. Bazen pırıl pırıl parıldar, bazen de lime lime olurmuş, göz yaşlarıyla arınan kirlerinden gülücüklerle kuruyup yenilenirmiş. Bazen nefes alamayacak kadar sıkarmış elbise ve insan, küçülmek istermiş içinde ya da boğulup gidermiş. Kış günleri ısıtırken yaz aylarında efil efil esermiş, bazen de ne yaparsan yap yakarmış, dondururmuş…
İnsan doğduğu evde atarmış ilk adımların hayata korkak adımların heyecanıyla kahkahalar atarmış. Korkarken gülmeyi ve gülerken korkmayı öğrenirmiş. Adımlarının götüreceği sınırları anne ve babasının gözlerinde ararmış. Ellerini açıp iki yanına denge kurmaya çalışırken, düşersem tutar mısınız ellerimden diye sorarmış.
İnsan doğduğu evde söylermiş ilk kelimelerini. En çok duyduğu sesleri cıvıldarmış dünyaya aç dudaklarından, uçmayı yeni öğrenen bir kuş gibi ellerini ayaklarını çırparken heyecanla. Kendi sesine şaşırırmış tanıdık seslerin arasında, bu kimin sesi dermiş merakla. Kelimelerinde anlam ararmış etrafını saranlar, gözlerdeki ışıltıyı, dokunuşlardaki sıcaklığı tanıyan bebek böylece kelimelere anlam yüklemeyi de öğrenirmiş.
İnsan doğduğu evde tanışırmış ilk duygularla. Sevgiyi, ilgiyi, şefkati, korkuyu, nefreti, yalnızlığı, kalabalığı dokuna dokuna öğrenirmiş. Kurulan hayallerin yankısını izlermiş kimi zaman gülerek kimi zaman ağlayarak. Maskeler takmayı, maskelerin ardında yaşanmamış hayatların hüznünü tanımayı öğrenirmiş. Mutluluğun da mutsuzluğun da bir rengi olduğunu ,hayatın bazen gri bazen de gökkuşağı gibi olduğunu öğrenirmiş.
İnsan doğduğu evde alırmış ilk yaralarını. Yaralarını sarmayı, kabuklarıyla yaşamayı öğrenirmiş büyüdükçe. Kabukların hayat boyunca sızlayacağını, bazen kanayacağını öğrenirmiş. Yorulurmuş bazen bir nefeslik sevgilerde, bir bakışlık anlayışlarda, bir gülüşlük anladım senilerde, bir dokunmalık ben yanındayımlarda dinlenirmiş. Bazen de ben demiştim sana diyen bakışlarda, bunun sana yakıştıramadım diyen susuşlarda, utanç veren dokunuşlarda ölesiye yorulurmuş.
İnsan doğduğu evde anlarmış, herkesin doğduğu evden giyinip geldiği kıyafetleri olduğunu ve herkesin içine farkında olmadan işleyen ‘ilk’ lerini toplayıp bir bavula, aklının derinliklerine yerleştirip yeni bir ev kurduğunu. Bavulun içinde sessizce yatan her şeyin, gün gelip insanın aklına sızıp gözlerinden, sesinden, ellerinden, saçlarından, göz yaşlarından , kahkahalarından tüm eve yayıldığını ise büyüdükçe öğrenirmiş
Ve insan büyüdükçe öğrenirmiş doğduğu evden biçtiği kıyafeti yeniden dikebileceğini.
Ve insan büyüdükçe öğrenirmiş kelimelerin ilmek ilmek dizilip istersek sevgiden istersek nefretten bir kolye olabileceğini.
Ve insanın taşımak istemediği bir kolyeyi çıkarıp yepyeni bir kolyeyi dizebileceğini…
Negah Ruşen Özcan
Editör: Elif Ünal Yıldız
Kitaplarım ile tanıştınız mı?
https://www.kitapyurdu.com/kitap/geride-kalanlar-/700225.html

Çok teşekkür ederim.
[…] https://fisildayankalemler.org/elbise/ […]
Kumaşımız da elbisemiz de düzgün olsun hocam 🥰 kaleminize yüreğinize emeğinize sağlık ❤️