ALAATTİN’İN TUTUMLU LAMBASI

ALAATTİN’İN TUTUMLU LAMBASI

ALAATTİN’İN TUTUMLU LAMBASI

Sevil ve Akif birlikte parka gitmişti. Kum oynamak için kovalarını ve küreklerini de götürmüşlerdi. Oynarken birden küreklerine bir şey takıldı. Sevil “Akif bir hazine bulduk galiba!” diye bağırdı. Bir lamba bulmuşlardı. Hazinelerini kimseye göstermeden koşarak eve gittiler. Lambayı güzelce temizlediler.

Bu arada lambadan bir ses geldi. “Kim beni uyandıran kişi?” İkisi de sessizce ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Lambanın ekranında bir kişi onlara sesleniyordu. Hiçbiri “Sizi ben uyandırdım.” demek istemiyordu.

“Beni kim uyandırdıysa onun dileklerini yerine getireceğim. Çabuk söyleyin, hanginiz uyandırdınız beni?” dileklerinin yerine getirileceğini duyan Sevil ile Akif birbirlerine sokularak sessizce “Biz uyandırdık efendim.” diyebildi.

Ekrandaki iri gözlü, orta yaşlı ve parlak kıyafetleri olan kişi sözünü tekrarladı: “Beni uyandıran kişinin üç dilek hakkı var. Ne istiyorsa yerine getireceğim. İkiniz uyandırdıysa dilekleri birlikte kullanabilirsiniz.” dedi. İsteklerinin yerine getirileceğini duyan Sevil “Ben uçan balon istiyorum.” diye bağırdı.

Akif ise “Ben de bir sürü oyuncak istiyorum.” dedi. Adını bilmedikleri görevli, onların bu isteğini yerine getirdi. İkisi de çok mutlu olmuştu. Bir süre oyuncaklar ve uçan balon ile oynadılar.

Sonra Sevil’in aklına son dilek hakları geldi. Acaba ne isteyebilirlerdi. Akif “Keşke hiç bitmeyen dilek dileme hakkımız olsaydı.” dedi. Lambanın görevlisi “Üçüncü dilek hakkınız bu mu?” diye sordu. Sevil “Böyle bir şey isteyebilir miyiz gerçekten?” diye sordu. Bu soruya “Hem evet hem hayır.” diye cevap geldi. Akif bu cevaba şaşırarak “Hem evet hem de hayır nasıl oluyor ki?” diye sordu.

“Eğer sürekli bitmeyen bir dilek isteğiniz olursa ben bunu tek başıma yapamam. Sizin yardımınız olursa ancak o zaman başarabilirim.” dedi. Bunu duyan iki meraklı minik daha da heyecanlandı. Lamba görevlisi anlatmaya devam etti:

“Bu lambayı iki bin yıl önce Alaattin diye bir genç yaptı. Ben de onun isteklerini yerine getiriyordum; fakat bir süre sonra lambanın pili bitti. Hiç gücüm kalmadığı için onun isteklerini yerine getiremez hale geldim. O da beni “Yeni bir lamba yaparım.” diyerek dışarıya fırlatıp attı. Ben toprağın içinde bin yıl yaşadım.

Bu arada pillerim tekrar şarj oldu. Sonra beni bir çiftçi bulup çıkardı. Onun isteklerini de yerine getirmeye başladım fakat kısa süre sonra yine pilim bitti. Çünkü kendisi hiçbir iş yapmıyor her şeyi benden istiyordu. Aradan bin yıl daha geçti ve beni siz buldunuz. Şimdi yine pilimin bitmesini ve toprağa atılmayı istemiyorum. Eğer pilimin bitmemesi için bir çözüm yolu bulursanız o zaman sizin isteklerinizi yapmaya devam edebilirim.”

Sevil ve Akif lambanın görevlisine üzülmüşlerdi. Kendi isteklerinin de yerine getirilmesini çok istiyorlardı. Buna çözüm bulmak için araştırma yapmaya karar verdiler. Lambanın pilinin; yani enerjisinin bitmeden nasıl kullanılabileceğini öğrenmek için araştırmaya başladılar.

İlk olarak dedelerine sordular: “Benim bildiğim piller, kullanılıp atılır. Bir de şarj aletlerine takılarak elektrikle şarj edilen çeşitleri vardır. Yeniden doldurulabilen pilleri çok uzun süre kullanabilirsiniz. Hem doğayı da kirletmemiş olursunuz.”

Babalarından kısa bir cevap geldi: “Güneşle şarj edilen piller var. En tasarruflusu ve ekonomiği bunlardır. Böyle bir pil alabilirsiniz.”

Annelerine sorduklarına biraz pişman oldular. Bir dokun bin ah işit: “Lambaların pilini bilmem ama evi toplarken benim pilim bitti. Çok yoruldum. Hiçbir isteğinizi yerine getiremem. Değil şarjlı lamba, sihirli lamba bile olsa sizin isteklerinize yetişemez. Kendi işinizi kendiniz halletmeyi öğrenmedikçe bu sorun çözülmez.”

En ilginç cevap da babaanneden geldi: “Hangi pili takarsanız takın, ne kadar hızlı ve ucuz şarj etseniz de elinizdeki lambayı dikkatli kullanmaz ve sürekli isteklerde bulunursanız şarjı çok çabuk biter. Dileklerinizi istemeden önce düşünmelisiniz. Buna gerçekten şu anda ihtiyacım var mı?

Hem de lambayı sürekli açık tutmazsanız; yani işiniz biter bitmez kapatırsanız görevlisi dinlenir ve sizin daha önemli isteklerinizi kolayca yerine getirir.”

Hasan öğretmenimize de soralım dedi: “Lambalar hakkında çok bilgim yok ama benim enerjim kahkaha ile yerine geliyor. Siz güldükçe ben çok mutlu oluyorum ve hep sizin isteklerinizi yerine getirmek istiyorum. Siz kavga ederseniz veya oyunlara katılmazsanız benim o zaman hiç enerjim olmuyor.” dedi.

Öğretmenin dediğini denemek istediler. “Haydi arkadaşlar hep birlikte gülelim ve öğretmenimizin enerjisi yerine gelsin. Bu fikir herkesin çok hoşuna gitti. Değişik sesler çıkararak gülmeye başladılar.

 Haaahaha…

Hohohooooo…

Hihihihihih…

Gökten üç soru düşmüş. Biri bu hikâyeyi okuyanların, biri dinleyenlerin, biri de sürekli başkalarından istekte bulunanların başına…

Sizce bu hikâye nasıl bitmiştir?

Siz olsaydınız dilek hakkınızı nasıl kullanırdınız?

En çok hangi cevabı sevdiniz?

Benzer çalışmaları da okuyabilirsiniz:

MASAL ANLATIMI ve ÖNEMİ

Editör: Mesude Bozkurt

Genel Yayın Yönetmeni: Elif ÜNAL YILDIZ 

Yorumlar (1)

  1. Erdal uzun
    • 7/05/2024

    Süper. Masal okumayı özlemişim. Çok teşekkür ederim..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ümmü ÖZÇELİK

Fisildayankalemler.org Editörü ve Yazarı 1973 Antalya, Akseki doğumlu. Antalya Merkezde Naciye Havva Manav Uşak İlkokulunu bitirdi. İlkokuldan sonra Hafızlık yaptı. Ortaokul ve liseyi İstanbul’da okudu. 1999 Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. 2015 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Hadis Anabilim dalında yüksek lisansını tamamladı. 2008- 2017 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığında Vaiz olarak çalıştı. 2023 yılında AÖF Sosyal Medya Yöneticiliği bölümünü bitirdi. Türkiye Yayıncılar Birliğinin editörlük ve lektörlük eğitimlerine katıldı. Evli ve üç çocuk annesi. Şu anda kitap yazmanın dışında öğretmenlik ve editörlük yapıyor. Her çocuğa sorulan “Ne olmak istiyorsun?” sorusuna hiç düşünmeden: “Yazar olmak istiyorum.” diye cevap vererek çıktığı yolculuğu devam ediyor. Yazar olarak mottosu; “Yazıyorsak bir sebebi var.” Yayımlanmış olan beş adet çocuk kitabı var. İlk yayınlanan kitabı Karınca süpürgesi. Hayvan sevgisi merhamet ve empati duygusunu yoğun olarak işlediği bir eser. Çocuklar günümüzde daha çok fantastik öğeleri olan hikayeleri okumayı tercih ediyor. Karınca Süpürgesi, Sinek Kurtarma Operasyonu gibi hikayeler okuyanlara çok fantastik geliyor. İkinci kitabı Üç Güzeller ise günleri sürekli değişen dini bayramların ve bunun nedeni olan Kameri (Ay) Takvimin anlatıldığı bir eser. İçinde bol bilgi olsa da kurgunun içinde olduğundan dolayı merakla kendini okutuyor. 8-12 yaş çocuklara hitap eden bu eseri her yaştan okur çok seviyor. Üçüncü kitabı Gizem’in Bereket Hazinesi ise oyun, eğlence ve macera ile çocuklara sofra adabını ve görgü kurallarını anlatıyor. Aynı zamanda seri olarak devamı da olan bu kitabın baş karakteri Gizem, adı gibi gizemli, meraklı ve sevgi dolu bir karakter. Dördüncü kitabı Gizem’in Cennet Hazinesi ise maceranın ikinci kitabı. Bu kitapta Gizem çocukların çok merak ettiği cenneti ve oraya gidebilmenin yollarını araştırıyor. Tabii ki yine oyunlarla. Beşinci kitabı Beş Güzeller -İnsanlık Treni- ise peygamberlerden ve onların önemli özelliklerinden, evrensel mesajlarından bahsediyor. Esma Öğretmen, meraklı öğrencileri ile birlikte bu konuyu araştırıyor. Üç Güzellerden tanıdığımız eğlenceli karakterler yine bizimle birlikteler.