Söyleşi: Onur Güven

Söyleşi: Onur Güven

SÖYLEŞİ: ONUR GÜVEN

Merhaba Kıymetli Dostlar,
Bugün çocukluğundan beri müziğe gönül vermiş. Müziği hayatının merkezine almış aynı zamanda değişik iş gruplarında çalışmış halen kendi şirketi bünyesinde çalışmaya devam eden, gerek müzik ve gerekse iş alanında hep üretmeyi kendisine düstur edinmiş genç ve başarılı kardeşimiz Onur Güven ile keyifli bir söyleşi yapacağız.

Ozan Kasım Kol: Onur Güven kimdir?
Onur Güven: Onur Güven, müziği hayatının çok erken dönemlerinden itibaren merkezine almış, üretmeyi ve sahnede olmayı seven bir müzisyen. Üniversite yıllarından itibaren müzik benim için bir tutkudan daha profesyonel bir yolculuğa dönüştü. Uzun yıllar farklı sahnelerde yer aldım, ardından kendi şarkılarımı yayınlamaya başlayarak müzik kariyerimde yeni bir döneme girdim.
Aslında beni sadece müzikle tanımlamak biraz eksik kalır. Profesyonel hayatımda uzun yıllardır etkinlik ve yaratıcı projeler dünyasının içerisindeyim. Farklı markalar ve projelerle çalışmak, sürekli üretmek ve yeni fikirlerin peşinden gitmek hayatımın önemli bir parçası.
Kendimi en basit haliyle; yaptığı işten keyif almaya çalışan, merakını kaybetmeyen, üretmekten beslenen ve hem müzikte hem hayatın diğer alanlarında kendini sürekli geliştirmeye çalışan biri olarak tanımlayabilirim.

Ozan Kasım Kol: Onur Güven müziğe nasıl başladı?
Onur Güven: Müzik aslında çocukluğumdan beri hayatımın bir parçası. Küçükken oyuncaklardan çok enstrümanlara ilgim vardı; hatta ailemden oyuncak yerine enstrüman istediğimi hatırlıyorum. Ama müziğin benim için daha ciddi bir yolculuğa dönüşmesi üniversitenin ilk yıllarında aldığım şan eğitimiyle başladı. Şan eğitimiyle birlikte sahne almaya başladım ve İstanbul’un farklı mekanlarında uzun süre canlı müzik yaptım. Sahne benim için çok önemli bir okul oldu; hem kendimi hem sesimi hem de nasıl bir müzik yapmak istediğimi zaman içerisinde orada keşfettim.
Bir noktadan sonra sadece başkalarının şarkılarını söylemek yerine kendi dünyamı ve kendi müziğimi ortaya koymak istediğimi fark ettim. Bunun sonucunda 2021 yılında ilk profesyonel çalışmam “Yaklaş”ı yayınladım. Aslında benim için müziğe başlamak tek bir güne ya da karara bağlı değil; çocuklukta başlayan bir merakın, yıllar içerisinde sahneyle ve üretimle şekillenerek bugüne gelmesi diyebilirim.

Ozan Kasım Kol: Müzik konusunda bir eğitim aldınız mı?
Onur Güven: Evet. Üniversite yıllarımda şan eğitimi aldım. Hala almaya devam ediyorum. Bu eğitim özellikle sesimi doğru kullanmayı, nefes kontrolünü ve kendi sesimi daha iyi tanımayı öğrenmem açısından benim için çok değerliydi. Ama müzikte aldığım en büyük eğitimlerden birinin sahne olduğunu düşünüyorum. Uzun yıllar canlı performans yapmak, farklı müzik türlerini söylemek ve her defasında farklı bir dinleyici kitlesiyle karşılaşmak bana teknik eğitimin yanında çok önemli bir tecrübe kazandırdı.
Bugün de müziği bitmeyen bir öğrenme süreci olarak görüyorum. Yeni şeyler denedikçe, ürettikçe ve farklı müzisyenlerle çalıştıkça kendimi geliştirmeye devam ediyorum.

Ozan Kasım Kol: Hangi tarz müziği icra ediyorsunuz? Neden bu tarz?
Onur Güven: Müziğimi genel olarak pop çatısı altında tanımlıyorum ama kendimi tek bir sound’a bağlı tutmayı çok sevmiyorum. Elektronik öğelerden, zaman zaman daha akustik ve organik tınılardan beslenen, modern pop sound’una yakın işler üretmeyi seviyorum. Pop müziği tercih etmemin en önemli sebeplerinden biri, duyguyu doğrudan aktarabilmesi ve çok geniş bir ifade alanı sunması. Bazen enerjik bir şarkıyla, bazen daha melankolik bir hikâyeyle aynı müzikal dünyanın içerisinde kalabiliyorsunuz.
Benim için asıl belirleyici olan türden çok şarkının hissettirdiği şey. Dinlediğimde beni heyecanlandıran, sahnede söylerken kendimi iyi hissettiğim ve dinleyiciyle bağ kurabileceğine inandığım bir şarkıysa, farklı tarzlardan beslenmekten çekinmiyorum. Bu yüzden bundan sonraki çalışmalarımda da pop merkezde olmakla birlikte farklı sound’ları denemeye devam etmek istiyorum.

Ozan Kasım Kol: Müzik sizin için bir geçim kaynağı mı yoksa bir hobi mi?
Onur Güven: Aslında ikisinin arasında ama “hobi” kelimesinin müzikle olan ilişkimi tam olarak karşıladığını düşünmüyorum. Müziği profesyonel bir disiplinle yapıyorum; şarkılarımı, projelerimi ve sahne çalışmalarımı bu ciddiyetle ele alıyorum. Ancak temel geçim kaynağım müzik değil. Profesyonel hayatımda uzun yıllardır etkinlik ve prodüksiyon sektöründe çalışıyorum. Bu durumun müzik konusunda bana önemli bir özgürlük sağladığını düşünüyorum. Çünkü şarkı üretirken “Bunun ticari olarak karşılığı ne olur?” kaygısından çok, gerçekten yapmak istediğim işi ortaya çıkarmaya odaklanabiliyorum. Dolayısıyla müzik benim için bir hobiden çok daha fazlası; hayatımın önemli bir parçası ve profesyonel olarak sürdürmek istediğim ikinci bir kariyer alanı. Ama bunu yalnızca bir geçim kaynağı haline getirme baskısı yaşamadan yapabilmek benim için oldukça kıymetli.

Ozan Kasım Kol: Şarkı okumanın yanı sıra, şarkı sözü yazmak ve beste yapmak gibi yönleriniz var mı?
Onur Güven: Evet, müziğin sadece yorumculuk tarafında kalmayı istemiyorum. Şarkı sözü ve beste konusunda üretim ve çalışmalarım var. Özellikle kendi yaşadıklarımdan, gözlemlediğim hikâyelerden ve o dönem içerisinde bulunduğum ruh halinden beslenerek bir şeyler yazmayı seviyorum.
Bununla birlikte her şeyi tek başıma yapmak gibi bir iddiam da yok. Müziğin kolektif üretim tarafını çok seviyorum. Bazen bir fikirle başlayan süreç, birlikte çalıştığınız müzisyenlerin ve prodüktörlerin dokunuşlarıyla bambaşka ve çok daha güçlü bir noktaya gelebiliyor.
Önümüzdeki dönemde kendi söz ve bestelerimin daha fazla yer aldığı çalışmalar yayınlamak da hedeflerim arasında.

Ozan Kasım Kol: Müzik dışında yaptığınız bir başka mesleğiniz veya işiniz var mı?
Onur Güven: Evet, müziğin dışında uzun yıllardır etkinlik sektöründe çalışıyorum. Eşimle birlikte sahip olduğumuz etkinlik ve tasarım ajansımız Gaia Creative Studio’da kurumsal markalar için etkinlik, tasarım ve prodüksiyon projeleri gerçekleştiriyoruz. Aslında oldukça yaratıcı ve dinamik bir sektör olduğu için müzikle farklı noktalarda birbirini beslediğini düşünüyorum.
İşimin doğası gereği sürekli yeni fikirler üretmek, farklı dünyalar tasarlamak ve bir fikri sıfırdan alıp insanların deneyimleyeceği projeye dönüştürmek gerekiyor. Müziğin benzer bir yaratım süreci var. Bu nedenle iki alanı birbirinden tamamen ayrı görmüyorum.
Bir tarafta markalar için deneyimler tasarlarken, diğer tarafta kendi müziğimi ve hikâyelerimi üretiyorum. İkisinin bir arada olması hayatımı hem daha hareketli hem de yaratıcı açıdan daha besleyici hale getiriyor.

Ozan Kasım Kol: İlk sahneye çıktığınız günü hatırlıyor musunuz? O günkü heyecanınızı anlatır mısınız?
Onur Güven: Tabii ki hatırlıyorum. İlk sahne deneyimimde inanılmaz bir heyecan vardı. Sahneye çıkmadan önce insanın kafasında birçok şey dönüyor; sözleri unutacak mıyım, sesim nasıl çıkacak, insanlar nasıl tepki verecek… Ama sahneye çıkıp ilk şarkıyı söylemeye başladıktan sonra o heyecanın yerini çok farklı bir duygu aldı.
İnsanların sizi dinlediğini, söylediğiniz şarkıya eşlik ettiğini görmek gerçekten tarif etmesi zor bir his. Sanırım sahneyi sevmemin ve yıllarca devam etmemin en büyük sebeplerinden biri de bu oldu. Bugün hâlâ sahneye çıkmadan önce heyecanlanıyorum. Ama artık o heyecanın kötü bir şey olmadığını biliyorum. Aksine, bence insan yaptığı işe karşı hâlâ heyecan duyuyorsa orada çok güzel bir şey vardır. İlk sahnemde hissettiğim o duygunun bir kısmını bugün de korumaya çalışıyorum.

Ozan Kasım Kol: Müzik ile ilgilenmiş olmak, normal günlük yaşantınıza neler katıyor?
Onur Güven: Müzik her şeyden önce günlük hayatın temposundan uzaklaşabildiğim, kendime ait bir alan yaratıyor. Hepimizin iş hayatında, sosyal hayatında farklı sorumlulukları ve stresleri var. Benim için müzik bütün bunların içerisinde zihnimi başka bir yere taşıyabildiğim en önemli alanlardan biri. Aynı zamanda insanın duygularını daha iyi tanımasını sağladığını düşünüyorum. Bazen günlük hayatta üzerine düşünmeden geçtiğiniz bir duyguyu, bir şarkıyı söylerken ya da üretirken çok daha net fark edebiliyorsunuz.
Bir de müziğin bana kazandırdığı disiplin, özgüven ve sahne tecrübesinin günlük ve profesyonel hayatıma ciddi katkısı olduğunu düşünüyorum. İnsanların karşısında kendini ifade edebilmek, eleştiriye açık olmak ve sürekli daha iyisini yapmaya çalışmak sadece müzikte değil, hayatın hemen her alanında karşılığını buluyor.

Ozan Kasım Kol: Kendinize örnek aldığınız sanatçı veya sanatçılar var mı?
Onur Güven: Türkiye’de özellikle Kenan Doğulu ve Tarkan diyebilirim. İkisini de uzun yıllardır ilgiyle takip ediyorum ama farklı yönleriyle bana ilham veriyorlar.
Kenan Doğulu’nun müzikalitesini, üretkenliğini ve yıllar içerisinde farklı sound’ları deneyerek kendini sürekli yenileyebilmesini çok değerli buluyorum. Tarkan’ın ise kendine özgü yorumunu, sahne enerjisini ve yıllardır koruduğu güçlü pop yıldızı kimliğini çok etkileyici buluyorum. İkisinin de ortak noktası, çok uzun yıllardır müzik yapmalarına rağmen kendi kimliklerini kaybetmeden dönemle birlikte değişebilmeleri. Benim de kendi müzik yolculuğumda en çok önemsediğim şeylerden biri bu. Birilerini taklit etmekten ziyade onlardan ilham alıp, zaman içerisinde kendime ait ve dinleyenin duyduğunda beni tanıyabileceği bir müzikal kimlik oluşturmak istiyorum.

Ozan Kasım Kol: Geleneksel müziğimiz olan Türk Halk Müziği hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Onur Güven: Türk Halk Müziği’nin kültürümüzün en önemli miraslarından biri olduğunu düşünüyorum. Anadolu’nun farklı bölgelerinden çıkan türküler sadece müzikal eserler değil; yaşanmışlıkları, aşkları, ayrılıkları, acıları ve insanların hikâyelerini kuşaktan kuşağa taşıyan çok değerli bir hafıza aslında.
Ben pop müzik üretiyor olsam da geleneksel müziğimizden beslenmenin çok kıymetli olduğuna inanıyorum. Bugün modern olarak tanımladığımız pek çok çalışmada da Anadolu’ya ait melodilerin, enstrümanların ve duyguların izlerini duyabiliyoruz. Özellikle Türk Halk Müziği’ndeki hikâye anlatıcılığını çok etkileyici buluyorum. Bazen yıllar önce yazılmış bir türkü, bugün yazılmış bir şarkıdan çok daha güncel bir duyguya dokunabiliyor. Müziğin zamansızlığı da biraz burada ortaya çıkıyor bence. Kendi müziğimde de bir gün bu kültürden daha fazla beslendiğim, geleneksel öğelerle modern pop sound’unu bir araya getirdiğim çalışmalar yapmak isterim.

Ozan Kasım Kol: Ne zaman okusam hep beni etkiler dediğiniz şarkı veya şarkılar var mı?
Onur Güven: Var tabii. Tarkan’ın “Ölürüm Sana”, Kenan Doğulu’nun “Ara Beni Lütfen” ve Athena’nın “Öpücük” şarkılarının bende ayrı bir yeri var. Ne zaman söylesem bana aynı duyguyu ve enerjiyi veren şarkılar diyebilirim. Üçünün de bende bıraktığı his farklı. “Ölürüm Sana”yı söylerken şarkının güçlü duygusu beni içine çekiyor, “Ara Beni Lütfen” hem melodisi hem de sözleriyle çok sevdiğim bir şarkı, “Öpücük” ise sahnede söylemekten inanılmaz keyif aldığım ve enerjisiyle beni her zaman yükselten parçalardan biri.
Bazı şarkılar zamanla eskimiyor, aksine sizin hayatınızdaki anılarla birlikte daha da anlam kazanıyor. Bu üç şarkı benim için öyle. Yıllardır dinlememe ve söylememe rağmen ilk günkü gibi keyif aldığım, sahnede söylediğimde de dinleyiciyle çok güzel bir bağ kurduğumu hissettiğim şarkılar.

Ozan Kasım Kol: Müziğe yeni başlayan kardeşlerimize neler tavsiye edersiniz?
Onur Güven: Öncelikle çok dinlemelerini, çok çalışmalarını ve mümkün olduğunca sahne deneyimi kazanmalarını tavsiye ederim. Müzikte yetenek elbette önemli ama tek başına yeterli değil. Disiplin, sabır ve sürekli kendini geliştirme isteği bence çok daha belirleyici. Bir diğer önemli konu da kendilerini başkalarıyla fazla kıyaslamamaları. Özellikle bugün sosyal medya nedeniyle herkesin başarı hikâyesini görüyoruz ama o başarının arkasındaki yılları çoğu zaman görmüyoruz. Müzikte herkesin yolu ve zamanı farklı. Eleştiriye açık olsunlar ama her söyleneni de kendilerine yön vermesi gereken bir doğru olarak kabul etmesinler. Kendi seslerini, tarzlarını ve ne anlatmak istediklerini keşfetmeye çalışsınlar. Trendleri takip etmek önemli ama sadece trend olduğu için bir şey yapmak yerine, kendilerine ait bir kimlik oluşturmanın uzun vadede çok daha değerli olduğuna inanıyorum.
Ve en önemlisi, müzik yapmaktan aldıkları keyfi kaybetmesinler. Çünkü bence insanın yaptığı müzikten aldığı keyif dinleyiciye de bir şekilde geçiyor.

Ozan Kasım Kol: Günlerinizin çok yoğun bir tempoda geçtiğini biliyoruz Onur Güven dinlenmek için neler yapar?
Onur Güven: Gerçekten oldukça yoğun bir tempom var. Hem iş hayatı hem müzik bir arada olunca bazen günün nasıl geçtiğini anlamıyorum. Bu yüzden kendime ayırabildiğim zaman benim için oldukça değerli. Dinlenmek için en çok spor yapmayı seviyorum. Dışarıdan bakıldığında spor çok dinlendirici bir aktivite gibi görünmeyebilir ama benim için zihinsel olarak ciddi bir rahatlama alanı. Özellikle yoğun bir günün stresini atmamı ve kafamı boşaltmamı sağlıyor. Bunun dışında fırsat buldukça eşimle seyahat etmeyi, yeni yerler keşfetmeyi, güzel yemekler yemeyi ve arkadaşlarımla vakit geçirmeyi seviyorum. Bazen de hiçbir plan yapmadan evde kalıp film veya dizi izlemek en iyi dinlenme yöntemi olabiliyor.
Sanırım benim için dinlenmek tamamen durmak değil; günlük rutinden çıkıp zihnimi başka bir şeye verebilmek.

Ozan Kasım Kol: Bunca yoğunluk içinde bize zaman ayırdınız. Size okuyucularımızın huzurunda çok teşekkür ederiz.

Onur Güven: Ben teşekkür ederim. Böyle güzel bir sohbetle hem müziğimi hem de kendimi anlatma fırsatı verdiğiniz için çok mutlu oldum. Başta siz olmak üzere röportajı okuyan herkese de ayrıca teşekkür ediyorum.
Umarım bundan sonraki süreçte yeni şarkılarla, yeni projelerle ve bol bol müzikle tekrar buluşuruz. Herkese sevgiler.


Aşağıya bu söyleşinin anısına bir şiir bırakıyorum. Umarım Sevgili Onur ve okuyucularımız beğenir.

Onur’lu Duruş

Çocukluktan başlar müzik sevgisi
Onur’lu performans Onur’lu duruş
Müzik onun için yaşam sergisi
Onur’lu performans Onur’lu duruş

Müziğin aşkıyla sahnede coşar
Başarı nerdeyse hep ona koşar
İş hayatı dersen engeller aşar
Onur’lu performans Onur’lu duruş

Ozan Kasım Onur Güven’e selam
Birlikte eyledik çok güzel kelâm
Şimdilik bu kadar yazmıyor kalem
Onur’lu performans Onur’lu duruş

Ozan Kasım Kol

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

ÖLÜM

 

Yorumlar (1)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    keyifli bir söyleşi olmuş…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ozan Kasım KOL

Ozan Kasım Kol 1971 tarihinde Samsun' un Çarşamba İlçesi'nin Beyyenice köyünde doğmuştur. Çocukluğu Beyyenice köyünde geçen şairimiz , Turizm ve Otelcilik mezunudur. Lise yıllarında edebiyat öğretmeninin aşırı telkiniyle şiire önem veren Ozan Kasım Kol "Dünyanın Dengesi Sevgi (2021), Meriç ile Tuna (2023) ,İstiklal Yıldızları (2024)" isimli kitapların şairi ve yazarıdır. Bazı şiirleri türkü olmuş olan şairimiz aynı zamanda Kültür Bakanlığı halk şairidir. Tansiyon dergisinde türkülerimizin hikayelerini araştırıp yazmaktadır. Yedi Sanat Derneği (Yesader) ve MSG üyesi olan Ozan Kasım Kol ,Ahmet Erhan,Arife Gül ve Gülüzar isminde üç çocuk babasıdır.