Bıraktığın Yerde Asılı Zaman 

Bıraktığın Yerde Asılı Zaman 

BIRAKTIĞIN YERDE ASILI ZAMAN

Ne günler geçiyor ne de saatler…

Zaman ilerliyor gibi görünüyor ama hâlâ aynı yerde kalmış gibiyim. Günler birbirini kovalıyor, saatler geçiyor, insanlar hayatlarına devam ediyor. Benim için zaman, senin gittiğin yerde durmuş gibi…

Ne uykular uyku artık ne de ben eski ben.

Gözlerimi kapattığımda dinlenemiyorum. Çünkü gözlerimi her kapattığımda sen varsın. Birlikte geçirdiğimiz güzel günler, söylediğin sözler, güldüğümüz anlar, hayallerimiz…

Gözlerimi her kapattığımda, seni yeniden hatırlamak zorunda kalıyorum.

Bazen düşünüyorum;

Bensiz nefes alamayacağını söyleyen bir insan, nasıl olur da hiçbir şey olmamış gibi arkasına bakmadan gider?

Nasıl olur bir gün bana hayatının vazgeçilmeziymişim gibi davranırken, ertesi gün hayatında hiç olmamışım gibi davranabilir?

Belki beni en çok yaralayan gidişin değildi.

Beni en çok yaralayan, senin benden sonra hiçbir şey olmamış gibi devam edebilmen oldu.

Sen hayatına devam ederken, ben hâlâ seninle yaşadığım günlerin içinde kaldım.

Sen unutmuş gibi davranırken, ben unutamadım.

Senin yokluğuna alışmış gibi görünürken, ben her nefesimde seni hatırladım.

Bazen bir şarkıda, sokakta, duyduğum sıradan bir kelimede… En çok da sessizlikte.

Çünkü insanın en büyük savaşı bazen dışarıda olmuyor.

İnsan en çok kendi içinde savaşıyor ve kaybediyor.

Ne yaparsam yapayım hiçbir şeyi eskisi gibi yapamıyorum artık. Eskiden mutlu olduğum şeyler anlamını kaybetti. İnsanların arasında olsam bile kendimi yalnız hissediyorum. Gülüyorum belki ama içimde hiçbir şey gülmüyor.

Bir yerde üzüntünün zirvesinin öfke olduğunu okumuştum.

Sanırım doğru…

İnsan üzülünce önce ağlıyor. Sonra kırılıyor, susuyor. Ardından her şeyi içine atıyor…

Bir süre sonra geriye sadece öfke kalıyor.

Belki benim öfkemin sebebi de bu.

Sana kızgın olduğum kadar, seni hâlâ unutamadığım için kendime kızıyorum.

Gittiğin için sana öfkeleniyorum.

Gidişinden sonra bile seni sevmeye devam ettiğim için kendime daha çok öfkeleniyorum.

Çünkü sen beni bırakıp gidebildin.

Ben ise senden sonra kendimi bırakamadım.

Hayata devam etmeye çalışıyorum ama nasıl devam edilir bilmiyorum. İnsan sevdiği biri hayatından çıktığında, sadece bir insanı kaybetmiyor. Onunla kurduğu hayalleri, geleceği, alışkanlıklarını ve kendinden bir parçayı da kaybediyor.

Belki de benim hâlâ toparlanamamamın sebebi bu.

Ben sadece seni kaybetmedim.

Seninle olduğum hâlimi kaybettim.

Bir zamanlar birlikte hayal ettiğim geleceği kaybettim.

En kötüsü, seni kaybederken kendimi de kaybettim.

Peki ya ölümü beklemenin zirvesi neydi?

Ben söyleyeyim…

Ölümü beklemenin zirvesi yaşamak zorunda kalmaktır.

Her sabah yeniden uyanmak…

Hiçbir şey olmamış gibi insanlarla konuşmak.

Gülümsemek.

İşe gitmek.

Hayatın devam ettiğini izlemek.

Ama içten içe hiçbir yere devam edemediğini bilmek.

İnsan ölmek istemiyor aslında.

Sadece bu acıyla yaşamaya devam etmek istemiyor.

Belki de benim en büyük yorgunluğum bu.

Seni unutamadığım için değil sadece…

Senden sonra nasıl yaşayacağımı bilemediğim için yoruldum.

Çünkü sen gittin.

Ama bende bıraktığın hiçbir şey gitmedi.

Anılar kaldı.

Sözlerin kaldı.

Hayaller kaldı.

Acı kaldı.

Ve ben…

Hâlâ beni bıraktığın yerdeyim.

 

Barış Bekmez

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

SAMANLIK SEYRAN DEĞİL

Yorumlar (1)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    bitti deyince bitmemesi bu kadar güzel anlatılabilirdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Barış BEKMEZ

Adana’da dünyaya gelmiştir. İlköğretimini İstanbul ve Gaziantep’te tamamlamıştır. Bu süreç sonrasında yüksek öğrenimi için Istanbul'a gelmiş ve yüksek öğrenimini burada gerçekleştirmiştir. 2017 yılında tekrar Adana’ya kesin dönüş yapmış burada radyo ve mizah üzerine çalışmaya devam etmektedir.