BAZI CÜMLELER SÖYLENMEZ; YAZILIR

BAZI CÜMLELER SÖYLENMEZ; YAZILIR

BAZI CÜMLELER SÖYLENMEZ; YAZILIR

İnsan her düşündüğünü söyleyemez. Bazen kelimeler boğazına kadar gelir, sessizce bekler. Ne geri dönmeye niyetleri vardır ne de dile gelmeye cesaretleri… Söylense bir şeyleri değiştirecek, susulsa içinde gittikçe büyüyecektir.

Sonra bir gün eline kalemi alır: O anda, yıllardır susturduğu ne varsa konuşmaya başlar. Çünkü bazı cümleler sesle değil, mürekkeple söylenir.

Dile gelmeyen bir kırgınlık, kâğıdın üzerinde kendine yer bulur. Yarım kalmış bir teşekkür tamamlanır. Vaktiyle söylenemeyen bir “Seni seviyorum” yıllar sonra bir hikâyenin kahramanına emanet edilir. Belki de insan, yüzüne söyleyemediği sözleri yazarken daha cesurdur. Kâğıt araya girince kalp korkmadan konuşur.

Yazmak, biraz da insanın kendine açtığı gizli bir kapıdır. O kapıdan içeri girdiğinizde kimseye göstermediğiniz yanlarınızla karşılaşırsınız. Güçlü görünmek için sakladığınız yorgunluğunuzu, unuttuğunuzu sandığınız çocukluk özlemlerinizi, içinizde hâlâ cevap bekleyen soruları görürsünüz.

İnsan bazen bir başkasına yazdığını sanır. Oysa her cümlenin bir ucu dönüp dolaşıp yine kendine dokunur.
“Geçti,” diye yazarken aslında geçmediğini fark eder.
“Affettim,” derken içindeki sızının hâlâ canlı olduğunu görür.
“İyiyim,” diye başlayan bir cümle, hiç beklemediği bir yerde gözyaşına dönüşür

Kalem, yalanı pek sevmez. İnsan herkesi kandırabilir ama boş bir sayfanın karşısında kendisinden uzun süre saklanamaz. Çünkü kâğıt susar ama insanın içindeki gerçeği sabırla bekler.

Eninde sonunda kalp dayanamaz; sakladığı ne varsa kelimelere bırakır. Belki de bu yüzden bazı yazılar sessiz görünürken çok şey anlatır.

Okuyan kişi, yazarın hangi cümlede durup uzaklara baktığını bilmez. Hangi kelimeyi yazıp sildiğini, hangi paragrafta geçmişine döndüğünü görmez. Bir damla gözyaşının hangi noktanın üzerine düştüğünü de…

Ama hisseder. Çünkü samimiyetin sesi yüksek çıkmaz. Usulca yaklaşır ve insanın kalbine dokunur.
Bazen bir yazıda kendimize rastlarız.

Hiç tanımadığımız birinin cümlesi, yıllardır içimizde taşıdığımız duygunun adı olur. Okurken bir an durur, “Ben de böyle hissetmiştim ama anlatamamıştım” deriz.

İşte edebiyatın en güzel tarafı da budur: Birinin yalnızlığından doğan cümle, başka birinin yalnızlığına arkadaş olur. Hiç tanışmamış iki insan, aynı duygunun içinde sessizce yan yana oturur.

Yazar yalnızca kendi hikâyesini anlatmaz. Söyleyemeyenlerin, sesi duyulmayanların, unutulduğunu düşünenlerin de cümlelerini taşır. Bazen bir kadının yarım bıraktığı hayalin, bazen vaktinden önce büyümek zorunda kalan bir çocuğun, bazen de hayatı boyunca güçlü görünmekten yorulmuş bir insanın sesi olur.

Kalem, sahibinin elinde görünür ama mürekkebi hayatın içinden gelir. Ben de yazarken yalnızca kelimeleri yan yana getirmiyorum.

Gördüğüm insanlardan, yürüdüğüm yollardan, oturduğum masalardan ve kalbime değen hikâyelerden parçalar taşıyorum.

Bazen bir fincan kahvenin yanında duyduğum tek bir cümle, bazen bir yolculuk sırasında pencereden gördüğüm manzara, bazen de bir insanın gülümsemesinin ardına sakladığı hüzün gelip yazımın bir köşesine yerleşiyor.

Çünkü her insan, okunmayı bekleyen bir kitaptır. Kimilerinin kapağı gösterişli, sayfaları sessizdir. Kimilerinin kapağı yıpranmıştır ama içinde dünyalar saklıdır. Bazılarının hikâyesi yarım kalır; bazılarıysa son sayfasına kadar kendini anlatacak cesareti bulur.

Ben en çok anlatılmamış hikâyelerin peşinden gitmeyi seviyorum. Herkesin bakıp geçtiği yerde biraz durmayı, söylenenlerden çok söylenmeyenleri duymayı…
Belki de bu yüzden buradayım.

Kelimelerin bağırmadan da duyulabileceğine, bir cümlenin hiç tanımadığı bir insanın yarasına merhem olabileceğine inanıyorum. Yazının dünyayı bir anda değiştiremeyeceğini biliyorum. Fakat bir insanın dünyasına dokunabileceğini de biliyorum.

Bazen bunun için tek bir cümle yeter.

Söylenemeyenler kaybolmasın diye yazıyorum.

Unutulanlar yeniden hatırlansın, yarım kalan duygular tamamlanacak bir yer bulsun diye… Belki benim yazdığım bir cümlede siz kendi hikâyenize rastlarsınız. Belki yıllardır içinizde taşıdığınız ama adını koyamadığınız bir duygu, burada usulca karşınıza çıkar.
Belki de o cümleyi okuduğunuzda yalnız olmadığınızı anlarsınız.

Kalemler fısıldar.
Ama onları kalbiyle dinleyenler, o fısıltının içinde koca bir hayatı duyar.

Sevdiye Yeşil Dezcan

Kitaplarımı okudunuz mu?

BAZI CÜMLELER SÖYLENMEZ; YAZILIR

BAZI CÜMLELER SÖYLENMEZ; YAZILIR

Etiketler:

#yazmak deneme kalem yazar.

Yorumlar (1)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    siz hep gezin ve hep böyle naif naif yazın …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sevdiye Yeşil Dezcan

Sevdiye Yeşil Dezcan 1978 yılında Edirne'nin Havsa ilçesinde doğdu. Yazar, gezgin ve eğitmendir. Çocuk edebiyatından romanlara, gezi yazılarından kişisel gelişim kitaplarına kadar farklı türlerde eserler kaleme almaktadır. Yazılarında hayatın içinden gerçek hikâyeleri, insanı güçlendiren cümleleri ve umudu merkeze alır. Türkiye'nin birçok ilinde okurlarıyla buluşan yazar, "Modern Seyyah" kimliğiyle üretmeye, yazmaya ve yeni hikâyeler anlatmaya devam etmektedir. Eserleri: Gezi Yazısı: GeziYorum GeziYorum "Aşkla" GeziYorum "Kıbrıs" GeziYorum "Tarih, Doğa, Sanat" GeziYorum "İtalya" Roman: Mevzu Kahve Katkı Sunduğu Derleme Eserler: Trakya'nın Yıldızları (Öykü) Parıltı Ormanının Sırrı (Masal) Sessiz Kahramanlar (Masal) Toprağın Sesi (Şiir) İlhamın İzinde (Deneme) Cümle Mühendisleri (Öykü) Şipşak Çocuk Edebiyatı (Hikâye) Pofidik (Hikâye) Ah Minel Aşk (Öykü) Edebiyat Mozaiği (Öykü) Edebiyatın Gölgesinde (Öykü) Kadın Olmak (Öykü) 1 Kadın 1 Hikâye (Öykü) Sözcüklerin Gölgesinde (Öykü) Kendine Uyanmak (Öykü) Sosyal Medya Hesapları: https://www.instagram.com/sevdiyesildezcan https://www.instagram.com/ikiyurekbirbavul https://www.facebook.com/ Sevdiye Yeşil Dezcan