MERSİN-İÇEL

MERSİN-İÇEL

Mersin- İçel

İç-İl namı diğer Mersin; antik Kilikya bölgesinde, ovalık Soloi’den (Viranşehir) başlayan İssion’a (İskenderun) kadar olan bölgede kurulmuştur. Kilikya bölgesi zamanın en önemli ticaret yollarının geçiş güzergâhıdır.

Mersin Yumuktepe Höyüğü’nde ve Tarsus Gözlükule’de yapılan kazılarda tarihinin Proto-Kalkolitik ve Neolitik Çağ’a dayandığı belirlenmiştir. Hititlerden sonra Asur kaynaklarında Kilikya adına rastlanmıştır. MÖ 6. yy.dan sonra bölge Pirundi, Babil, Pers, İskender İmparatorluğu, Roma, Bizans, Ermeni Krallığı, Araplar, Anadolu Selçuklu Devleti; burasının korunaklı bir bölge olması nedeniyle İçel adını vermişlerdir. Selçuklular buraya Mersinoğulları boyunu yerleştirmiş, Mersin adını buradan almıştır. Mersin bitkisiyle ilgisi yoktur. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde burada yetmiş evli Mersinoğulları topluluğunun yaşadığından bahsetmiştir. Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti’ne ev sahipliği yapmıştır. Burada kurulan devletler tarafından çok sayıda han, kervansaray, kale, gözetleme kulesi, kilise, sarnıç yapılmış; kalıntıları günümüze kadar ulaşmıştır. Bölge âdeta açık hava müzesidir. Göksu Nehri, Lamas Çayı, Müftü Deresi geçtiği yerlere hayat vermektedir.

Anamur, Mamure Kalesi; Mut; Mut Kalesi, Alahan Manastırı, Tokmar Kalesi. Silifke; Silifke Kalesi, Uzuncaburç, Olba Antik Kenti, Aşağıdünya Obruğu ve tarihî kalıntılar. Erdemli; Kızkalesi, Adamkayalar, Cennet-Cehennem, Kanlıdivane, Sebaste ve Eleise, Antik Roma Yolu. Tarsus’ta Kleopatra Kapısı, St. Paul Kuyusu, Roma Yolu buradan başlar.

Ve daha birçok tarihî kalıntı bulunmaktadır. Her yıl binlerce yerli, yabancı turisti ağırlamaktadır.

Erdemli ilçesi narenciye, Mut ilçesi zeytin ve kayısı, Gülnar ilçesi üzüm, Silifke ilçesi yoğurdu, çileği, Tarsus ilçesi zeytin ve üzümü, Anamur ilçesi muz ve örtü altı sebzede ön sıralarda yer alır.

Sahil boyunca tarım ve balıkçılık, hayvancılık faaliyetleri devam etmektedir. Ilıman iklime sahip olduğu için ürün çeşitliliği oldukça fazladır. Son yıllarda tropik meyveler de üretilmektedir.

Kuruluşunda Araplar ve Yörüklerin yer aldığı Mersin ili, 2 yüzyıldır tarımın, balıkçılığın, sanayinin merkezi olmuştur. Kara ve deniz, demir yolu, hava yolu taşımacılığı ile dünyanın dört bir yanına yük ve yolcu taşınmaktadır. Hızla göç alması, liman kenti olması, ticari sanayi faaliyetlerinin artması nedeniyle konut ihtiyacı artmıştır. Narenciye bahçeleri, uzun kumsalları betona yenik düşmüştür. Avrupa’nın en yüksek gökdeleni 80’li yıllarda Mersin’in merkezinde yapılmıştır. Cezeryesi, kerebici, tantunisi, batırığı, binbir çeşit yemeği meşhurdur. Mersinli Ahmet dünyaca ünlü güreşçimizdir.

Yoğurt Pazarı, camileri, çeşmeleri, limanı, kültür merkezi, kiliseleri, taş konakları, Atatürk Evi, narenciye çiçeği kokan sokakları, zengin deniz mahsulü, Kıbrıs Adası’na kucak açan masmavi denizi, ardında başı karlı Toroslar, eteğinde verimli ovası ile sıcakkanlı insanlarıyla gezilip görülmeye değer güzel bir kentimizdir Mersin, namıdiğer İçel.

3 Ocak Mersin’in Kurtuluşu’nun yıldönümü kutlu olsun.

Elife Akgül

 

Bir Önceki Yazımı Okudunuz mu?

ÇAY

Yörük Kültürü’ne Işık Tutan Romanlarıma Buradan Ulaşabilirsiniz :

MELİK KIZI

LAVANTA KOKUSU

Yorumlar (2)

  1. ŞADAN KÖDE
    • 2/03/2026

    Elif Hanım anladım siz de benim gibi bir Mersin sevdalısınız her yıl 3 Ocak Mersin'in kurtuluşu için şiir yarışması düzenliyoruz 11 senedir bu yarışmanın üçü üyeliğini yapıyorum 2026'da inşallah sizden de bir şiir bekliyoruz bu arada yazılışı okudum çok güzel çok beğendim kaleminize yüreğinize sağlık

  2. Yıldız TEK GAMLI
    • 2/03/2026

    harika bir geçmiş ile merak uyandırıcı bir yazı olmuş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Elife AKGÜL

Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunuyum. 58 yaşındayım ve ev hanımıyım. Yörük kültüründen etkilenerek kendi yaşamım ve ailemin yaşantıları üzerinden hatıralar ile roman ve öyküler yazdım. Aynı konseptte edebi ürünler üretmeye devam ediyorum. Şu ana kadar yazdığım fakat yayınlanmamış bir roman, bir öykü, bir tiyatro senaryosu ve bir şiir bulunmaktadır. Tarzımı Cengiz Aytmatov ve Yaşar Kemal’e yakın görüyorum.