KANIKSAMAK

KANIKSAMAK

KANIKSAMAK

“Kanmak” sözcüğünden türemiş “kanıksamak”.
Türk dil kurumuna göre sözlük anlamı: “Alışmak”, “kabullenmek”. Kanıksamanın yan anlamı ise bezmek, usanç duymak, yılmak, Yaka silkmek deyimi ile eş anlamlı sözcük.
Olumsuz durumlara tepki gösterememe durumunu dile getiren “kanıksama” toplumda “duyarsızlaşma” tehlikesine işaret ediyor.
Aslında öncelikle “kanmak” sözcüğünü irdelemek gerekir diye düşünüyorum. Kanmak, aldanmak ya da aldatılmak şeklinde yorumlanabilir.
Bir olayı veya bir durumu sana isteyerek ya da istemeyerek kabul edilmesidir. Sen o olayın doğruluğuna ve yararlı olacağına inandırılırsın. Ayrıca kendince de doğru yaptığını düşünürsün.
Oysaki durum hiç de öyle değildir. Sen farkında olmadan kabullenmişsindir. Bir nevi kandırılmışsındır da denebilir.
Şimdi gelelim kanıksamaya. Kanıksamak, hele hele günümüzde insanların en çok kullandıkları ve inanmışlık duygularının yoğunlaştığı durumudur. Öyle güzel ve süslemeli anlatımlarla gelinir ki ne olduğunu dahi fark edemeden ya da sorgulama fırsatı dahi bulamadan kendini o olayın veya durumun içerisinde bulursun.
Bu insan beynine yavaş yavaş nüfuz eder. Uzun bir süre geçtikten sonra da bir bakmışsın ki tam da o olayın ya da durumun içerisindesin. İşte o durumu kanıksamış oldun. Geçmiş olsun artık dönüşü olmayan bir yola girmişsindir.
Başka bir yönden ele alacak olursak da bazı olayları sorgularsınız, iğneden ipliğe incelersiniz. Bakarsınız ki hiç iyi bir durum değil. Ancak bu süregeliyor. Aylar yıllar geçer, hep aynı durumla yaşamaya başlarsınız. İstemiyorsunuz ama her zaman karşınızda ve artık sizde bir bıkkınlık bir usanma duygusu gelişir.
Gelişen bu duygu yoğunluğu artık size nüfuz etmeye başlar ve bir süre sonra artık kabulleneyim de kurtulayım bundan dersiniz. Sonra bir de bakmışsınız ki artık o duruma tepki bile veremiyorsunuz. Bıkkınlık, usanç ve kabullenmişlik duygusu ile o olayı kanıksamış olursunuz ki şu sıralar toplum tam da bu durumu yaşıyor.
Başka bir açıdan da düşündüğünüz de “yaka silkmek” şeklinde de algılayabiliyoruz. Yani olumsuzluğa alışma ya da alıştırılmanın bir başka yolu da bu olsa gerek. Bıkkınlık, usanç, kabullenme derken artık “gına geldi” der “yaka silkersiniz” ki sanırım bu da alıştırılmanın ya da kanıksanmanın alt yapısını oluşturmaktadır diye düşünüyorum.
Şimdi o konuyu irdeledikten sonra biraz da duygu eylemlerine veya başka bir deyişle duyarlı ya da duyarsız davranışlara göz atalım isterim.
“Duygulu” olmak, kolay eylem. Duygulu olmak, olaylar karşısında duygularımıza uyarak olumlu bakış açısı sergilemenin temelini oluşturmaktır. Her konuya veya olaya duygusal açıdan yaklaşım göstermek belki de mutlu olabilmenin de en kolay yoludur diyebiliriz.
“Duyarlı” olmak, tepki göstermeyi gerektiren eylem. Bu eyleme gelince; iyi ya da kötü tüm durumlara karşı tepki verebilme halidir. Bu tepkiler olumlu ya da olumsuz olabilir. Konuya göre değişiklik göstermesi gayet doğaldır. Önemli olan duyarlı davranabilmektir. Belki de insan olmanın en koşulu da bu olsa gerek. Çünkü birazdan duyarsızlığı da anlamaya çalışacağız.
“Duyarsız”, duyarlı olmayandır. Duyarsız kalmak; bir olay ya da durum karşısında tepki vermemek, ilgilenmemek veya umursamamak… Kısaca kanıksamak…
Evet, duyarsızlık da artık son varış noktası olsa gerek. Çünkü günümüzün en önemli hastalığı haline duyarsızlık hali bıkmış, usanmış, yılmış, alışmış ve sonuçta kabullenmiş bir ruh hali ortaya çıkıyor ki ben bunun adına da kanıksama diyorum.
Toplum artık olmayacak her duruma karşı bile teslim olmuş bir durumdadır ve bunun adı da “kanıksamadır”, diye düşünüyorum.

Yaşar Geler

Editör: Elif Ünal Yıldız

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

Onur

Yorumlar (0)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşar GELER

01 Mayıs 1959 tarihinde Ardahan İli Çıldır İlçesi Eskibeyrahatun Köyü’nde dünyaya geldi. İlkokul, Ortaokul ve Liseyi Çıldır merkezdeki okullarda bitirdi. Aile, Çıldır merkezde ticaretle uğraştığı için doğal olarak ticaretin içindeydi. 1978 tarihinde Kars Dede Korkut Eğitim Enstitüsünü bitirdi. 01 Mart 1979 tarihinde kendi köyü olan Eskibeyrahatun Köyü’nde sınıf öğretmeni olarak göreve başladı. Aynı yıl, Ebe-Hemşire olan Tamam Hanımla evlendi. İki oğlu var. Ayrıca 2001 yılında Anadolu Üniversitesi İlköğretim Türkçe Öğretmenliği bölümünü bitirdi. Kars-Ardahan Çıldır ilçesi köylerinde ve Çıldır Merkez İlkokulu’nda 10 yıl görev yaptıktan sonra tayinle İstanbul’a yerleşti. Yaklaşık 33 yıl da İstanbul’da çeşitli ilçelerde ve okullarda görev yaptı. Yaklaşık kırk dört yıllık meslek yaşamından sonra 31 Temmuz 2021 tarihinde Uzman Sınıf Öğretmenliğinden kendi isteğiyle emekli oldu. Emeklilikten sonra sahip oldukları MG Danışmanlık Sigorta ve Emlak’ta koordinatörlük yapmaktadır. Ayrıca öğretmen dernekleri, öğretmen sendikaları gibi meslek örgütlerinde çalıştı ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarında Ardahan derneklerinde ve Ardahan Dernekler Federasyonunda yöneticilikleri oldu ve devam etmektedir. Bağımsız Medya ve Gazeteciler Derneği Kurucusu ve Başkan Vekilliği yapmaktadır. UNİ Haber Ajansı yazarlığı yapıyor. Sınırsız Yazarlar Birliği Derneği kurucu ve üyesidir. Atatürkçü Düşünce Derneği Maltepe Şubesi Disiplin Kurulu Başkanıdır. Maltepe Ardahanlılar Derneği Başkanıdır. Halen çeşitli dergilerde, internet sitelerinde ve yerel gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yapmaktadır. Ayrıca internet YouTube, Facebook Grup kanalları UNİ TV ve ÇILDIR TV’ de program yapımcılığı yapmakta olup, yayınlanmış dört adet; “bana Çıldır’ı anlat”, “Her Şey Şaka Gibi” “Eğitimde Yarım Asır” “bana Çıldır’ı anlat 2 Âşık Şenlik” kitapları okuyucularıyla buluşmuştur. Yeni kitap çalışmalarım sürmektedir.