Coğrafyamın Kaderi

Coğrafyamın Kaderi

Coğrafyamın Kaderi

Tarih 22 Temmuz 2015’i gösteriyor, 40 derece sıcak Harran’ı yakıyordu yine. Bu gün özel bir gündü ailemiz için.

Babam evimize dönüyordu 28 seneden sonra, evimizde bir bayram havası. Köyden akrabalar, yakın çevreden dostlarımız herkes buradaydı. Kazanlar kurulmuş yemekler yapılıyor, gelen misafirler ağırlanıyordu, deyim yerindeyse düğün evi gibiydi.

Ben 7 yaşındaydım babam cezaevine girdiğinde. Buraların insanlarının hayatlarını çalan kan davasından herkes gibi bizde nasibimizi almıştık. Çocuk aklımla hatırlıyorum da babamı mecbur bırakmışlardı. Babam, çoluğum çocuğum var dese de bir işe yaramamıştı, aile fertleri rahat bırakmamışlardı babamı.

O gün çok tuhaftı babam, hareketleri, konuşması, evine son kez bakar gibiydi. Beni ve kardeşlerimi öptükten sonra anneme uzun uzun sarıldı, annem de ağlıyordu. Babam o gün son kez çıkmıştı evimizden, o gün yarım kalmıştı ailemiz. Kara haber tez yayıldı, babam birini vurmuştu ve cezaevine girmişti.

Çok şey değişti tabi 28 yılda. Babasız büyümüştüm, babamsız gelin olmuştum, babamsız anne olmuştum. Annemse yalnız hem bizleri büyütmüş hem de evin hem erkeği hem de kadını olmuştu. Bu esnada babamı hiç yalnız bırakmamıştı.

Yıllar yılı hep merak ettim, değdi mi yarım kalan hayatlara. Bu topraklarda yaşayan insanların kaderi miydi ölmek ya da öldürülmek? Babasız büyümek? Kadınların üzerine yüklenen yükler? Ne olurdu kardeşçe yaşasaydık? Bu dünyada bir canımız bir hayatımız yok muydu, neden onu da istediğimiz gibi yaşayamıyorduk? Coğrafya kader derler ya, hep merak etmişimdir acaba başka bir coğrafya da doğsa idim nasıl bir hayatım olurdu diye?

Dışarıdan gelen korna sesleri ile geldim kendime, kalbim çarpıyordu yıllardır babasızdı bu ev, şimdi gelmiş miydi yani, nasıl bir şeydi ki içinde baba olan bir ev? Koşup avluya çıktım. Babam ağarmış saçlarıyla, kurumuş bedeniyle girdi avlunun kapısından içeriye. Herkes için zor bir andı sanırım, dile kolay 28 sene evvel çıkmıştı bu kapıdan.

Babammm… dedim ve nerden geldiği belli olmayan iki el silah sesi, sırtından vurmuşlardı babamı evinin kapısında. Şimdi evimiz cenaze evine dönmüştü. Yaradan bu toprakları yaratırken yaşama hakkı vermemiş miydi acaba, anlamıyordum. Benimle birlikte herkes şoktaydı.  

7 yaşındaki oğlum koşarak yanıma geldi, işaret parmağı ile göstererek.

     – Anne anne adamı vurdular!

     – O adam değil oğlum, o senin deden, hiç tanımadığın deden.

7 yaşındaydım babam cezaevine girdiğinde, oğlum 7 yaşında iken de babamı kaybetmiştim, hayatın ve kaderin garip bir döngüsü vardı. 

Şimdi soruyorum sizlere…

Yaşadığın Coğrafya Kaderin Değil midir?

Editör: Sonay BİLGİ ARABACI

Genel Yayın Yönetmeni: Elif Ünal Yıldız 

Diğer Yazıma Göz Atmak İster misiniz?

Hayatıma Atılan Çöp Poşeti

Bu yazı bütünüyle yazarına aittir.

Yorumlar (4)

  1. Leyla BACAKSIZ
    • 12/07/2024

    Tabi ki değişim için önce eğitim

  2. Leyla BACAKSIZ
    • 12/07/2024

    Çok teşekkür ederim Zeynep Hanım

    • 30/06/2024

    Değiştirmek için önce eğitim 😔😔😔

  3. Zeynep
    • 29/06/2024

    Çok etkileyici bir yazı olmuş kalemine sağlık

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Leyla BACAKSIZ

03.08.1989 yılında Mersin’de dünyaya geldim. Yaklaşık 18 yıldır Antalya’nın Manavgat ilçesinde yaşamaktayım. Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum. Bir kurumun muhasebe bölümünde çalışmaktayım. Okumak ve yazmak hayatımın en önemli iki parçası. Belli başlı bazı spiritüel alanlarla da ilgilenmekteyim. Okuma ve yazmanın verdiği bilgi ile ve spiritüel alanın verdiği ışık ile toplumun yolunu aydınlatmayı hedeflemekteyim.