“Gitmek Kolay Olsaydı, Kalmak Bu Kadar Acıtmazdı”

“Gitmek Kolay Olsaydı, Kalmak Bu Kadar Acıtmazdı”

Gitmek Kolay Olsaydı, Kalmak Bu Kadar Acıtmazdı!

Bazı günler olur, yaşamak bir fiil gibi değil de ağır bir yük gibi gelir. Nefes almak otomatik, ama devam etmek bilinçli bir çabadır. İnsan tam da bu yüzden yorulur. Çünkü kimse bize “Yaşamak emek ister” diye öğretmedi. Hep güçlü olmamız beklendi, ama güçlü olmanın bazen sadece bir gün daha kalmak olduğunu kimse söylemedi.

Hayat çoğu zaman büyük umutlarla değil, küçük inatlarla sürer. Sabah yataktan kalkmak, mesajlara cevap vermek, aynaya bakıp “tamam, bugün de buradayım” demek… Bunlar küçümsenen ama insanı hayatta tutan hareketlerdir. Büyük zaferler değil, küçük vazgeçmeyişler biriktirir bizi.

Tutunmak romantik bir şey değildir. Çoğu zaman sessizdir, kimse görmez. Alkışlanmaz. Hatta bazen yanlış anlaşılır. İnsan “Neden hâlâ buradasın?” diye sorar kendine. Cevap net değildir. Ama şunu fark edersin: Gitmek kolay olsaydı, kalmak bu kadar acıtmazdı. Acı, hâlâ bir şeylere temas ettiğinin kanıtıdır.

Yaşamaya çalışmak; mutlu olmak zorunda olmak değildir. Her gün iyi hissetmek bir hedef değil, bir yan etkidir. Asıl mesele, iyi hissetmediğin günlerde de kendini tamamen terk etmemektir. Kendine sırtını dönmemektir. “Bugün de olmadı ama ben hâlâ buradayım” diyebilmektir.

İnsan bazen iyileşmez. Ama bu, devam edemeyeceği anlamına gelmez. İyileşmek bir sonuçtur; yaşamak ise bir süreç. Yaralarımızla da yürüyebiliriz. Hatta bazı yaralar, bizi daha dikkatli, daha merhametli, daha gerçek yapar. Kırık yerlerden sızan ışık, başkasının yolunu aydınlatabilir.

Tutunmak bazen bir insan olur, bazen bir cümle, bazen henüz yaşanmamış bir an. Bazen de sadece “Henüz bitmedi…” duygusu. Sebebini bilmesen bile, içindeki o küçük direnç seni sabaha çıkarır. Ve her sabah, yeni bir ihtimaldir. Küçük, sessiz ama gerçek.

Eğer şu an okuyan biriysen ve yorgunsan: senden mucizeler beklenmiyor. Sadece kendinle kalmanı istiyorum. Kaçmadan, inkâr etmeden. Bugün gücün sadece bunu okumaya yetiyorsa, bu da bir tutunuştur. Kimsenin görmediği ama çok kıymetli bir tutunuş.

Hayat bazen serttir, adaletsizdir, anlamsızdır. Ama sen, bu karmaşanın içinde hâlâ hissediyorsan, hâlâ sorular soruyorsan, hâlâ bir yerlerin sızlıyorsa… Bu, tamamen vazgeçmediğinin işaretidir. Ve bu, başlı başına bir sebeptir.

Devam etmek zorunda değilsin, kalabilirsin.
Koşmak zorunda değilsin, bir adım atabilirsin.
İyileşmek zorunda değilsin, yaşayabilirsin.

Yaşamak;  sadece bugünü atlatmaktır… Bu da yeter!

Eren Alaşa

Editör: Elif Ünal Yıldız

Daha önceki yazılarımı okudunuz mu?

Emre Alaşa

Yorumlar (0)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eren Alaşa

Ben Eren Alaşa. Yaşadıklarımı saklamadan yazıyorum. Bazen düz yazı, bazen duygusal şiirlerle… Utançtan, bedenden, iyileşememekten ama hâlâ hayatta olmaktan bahsediyorum. Okuyorsan, muhtemelen aynı yerden yaralıyız.