TOPLUMUN HAFIZASI YERLEŞİM YERLERİ

TOPLUMUN HAFIZASI YERLEŞİM YERLERİ

TOPLUMUN HAFIZASI YERLEŞİM YERLERİ

“Belhum adal”, hayvandan daha aşağılık demek.

Türkiye’de son kırk yılında öyle bir nesil yetişti ki ancak yukarıdaki kavramla tanımlamak mümkün…

Kentsel dönüşümün rantsal dönüşüm olarak algılandığı ülkemde eskiye ait maddi ve manevi her ne varsa yıkılıyor.

Bir zamanlar sokak çeşmeleri vardı. Her biri bir sanat eseri olan bu yapılar birer birer yok oldular. Allah’ın bedava verdiği su kaynakları zapt u rabt altına alınarak insanlara plastik kaplarda parayla satılır oldu. O tarihi şadırvanların  yerinde artık  yeller esiyor.

Eskinin o tek ya da iki katlı, bahçesinde bin bir çeşit çiçekler yetişen, her unsuru bir sanat eseri titizliğiyle işlenmiş, muhteşem evleri artık yerinde yok. Yıkıldılar ve yerlerine 5,10,15,20 katlı gökdelen denen ucubeler dikildi. Bu evler özel mülkiyet sayılıp, sahibinin istediği gibi ranta dönüştürmesine izin verildi.

Bir çok yerde cami, mescit, hamam, çarşı, külliye gibi kutsiyeti olan yerler bile yerle yeksan edildi. Yerlerine, hiçbir estetik değer taşımayan sadece para kazanmak amaçlı ucubeler dikildi.

Yerleşim yerlerinin, insanların ve toplumların hafızası olduğu çoktan unutulup gitti. İnsanların yaşadığı evdeki, mahalledeki, şehirdeki anıları bir bir yok edildi. Vandal bir anlayış önüne ne çıktıysa yakıp yıkıp geçti. Her biri bir harika olan sarayların, köşklerin içine ya da yanına salt rant amaçlı restoranlar, çay bahçeleri, düğün salonları ilave edildi.

Bir ulusun geçmişine ait her neyi varsa silinip süpürüldü. Koca bir Türk kültürü, bir kaç AVM’ye, bir kaç fast food denen yemek alanına indirgendi. Eğlence anlayışımız Reynalaştırıldı. Aile örneğimiz Yuingler oldu.

Bugün, otobüste yer vermediği için gençleri eleştiren ihtiyar; o gencin kültürel hafızası yok edilirken sen ne yaptın ki bugün ondan saygı bekliyorsun? Eli bastonu amcam ve teyzem; eski evlerini, eski geleneklerini üç kuruş rant için önce sen satmadın mı ki bugün gençlerden duyarlılık bekliyorsun?

Evet, son kırk yılda, “belhum adal” bir nesil yetişti. Hiç bir şeyi umursamıyor, önemsemiyor. Tek bildikleri her ne şekilde olursa olsun egolarını doyurmak, bunun için gerekirse yok etmek, kırıp dökmek… Bu hayvandan daha aşağılık canavarı sizler büyüttünüz dedeler ve nineler!

Şimdi oturup mürüvvetlerini görebilirsiniz.

 

6.10.2019 Hasan Ildız

Benzer  yazılarımızı da okumak isteyebilirsiniz:

Babasız Mistikler

Editör: Mesude Bozkurt

Yorumlar (2)

  1. Bekir SEVİK
    • 28/02/2024

    Kaleminize sağlık

  2. Yıldız TEK GAMLI
    • 28/02/2024

    Harika bir analiz olmuş hocam kaleminize sağlık ❤️

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hasan ILDIZ

02.10.1960 yılında Alaşehir’de doğdu. Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. Türk Dili, Çağdaş Türk Dili, Öğretmen Dünyası, ABC, Ege Layf, İnsancıl, Lacivert, Kurgan, Bireylikler, Yaba Edebiyat, Tümolos, Kasaba Sanat, Kurşun Kalem, Varlık, Yasak Meyve, Şiirden, Edebiyat Ortamı, Yedi İklim, Töre, Amanos, Beşparmak, Kasabadan Esinti, Kara Yazı, Şehir Edebiyat, Tay, Aşkın E Hali, Mavi Yeşil, Akatalpa, Dergâh ,Caz Kedisi,Çinikitap dergilerinde 1985 yılından beri şiirleri yayınlanmaktadır. 2006 yılında Kültür Bakanlığı ve Türk Edebiyatı Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği “Türk Dünyası Ömer Seyfettin Hikâye Yarışması’nda “Sürgün” adlı hikâyesiyle 3.lük ödülü aldı. 2007 yılında Ümraniye Belediyesinin açtığı hikâye yarışmasında “Şeteret Ana” hikâyesiyle mansiyon ödülü aldı. 2008 yılında Mustafa Necati Sepetçioğlu adına düzenlenen hikâye yarışmasında “Gül Satan Çocuk” adlı hikâyesiyle mansiyon aldı. 2011 yılında İLESAM(İlim ve Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) ve Akçağ Yayınevinin ortaklaşa düzenlediği Roman, Hikâye ve İnceleme dosyası yarışmasında, ”Ölmeye Vatan Yahşi” adlı hikaye dosyasıyla birinci oldu.