İnternet ve Sosyal Medya Bağımlılığı

İnternet ve Sosyal Medya Bağımlılığı

İNTERNET VE SOSYAL MEDYA BAĞIMLILIĞI

  Teknolojinin hızlı gelişimiyle birlikte internetin, cep telefonları ve diğer modern iletişim araçlarında kullanımı artmıştır. İnternete erişimin kolaylaşması ve internet kullanıcı sayısının hızla artması ile internette sunulan ürün ve hizmetlerin de artmasını sağlamıştır.

Bu ürün ve hizmetlerin günümüz insanı için en önemli unsurlardan zamana olan katkısı ile birlikte internet kullanımı birçok insan için bir tercih olmaktan çıkıp zorunluluk haline gelmiştir. İnternette sunulan ve günlük yaşamı kolaylaştıran ürün ve hizmetlere sosyal ağlar gibi iletişim ve eğlence araçlarının da eklenmesiyle birlikte internet kullanımı farklı bir boyut almıştır.

  2000’li yılların başlarında yaygınlaşmaya başlayan sosyal ağlar çift yönlü iletişime alan tanıması sebebiyle sosyal medya kavramının da gelişimine olanak tanımıştır. Sosyal medya, bireylere haberleşme imkânı sunup, bireylerin duygu, düşünce, ilgi ve bilgi paylaşımı tanımakta ve onların karşılıklı iletişim kurmalarını sağlamaktadır.

Sosyal medya; insanların internet aracılığıyla fikirlerini, düşüncelerini, deneyimlerini tüm dünya ile bağlantı kurarak paylaştığı platformlardır. Sosyal medya iletişim kurabilmek adına zaman ve mekân sınırı olmadan dünya çapında tüm bireyler ile bağlantı halinde olabilmeye olanak tanımaktadır.

  İnternet bağımlılığı bir kavram olarak ilk defa Goldberg (1996) yılında yapılan madde bağımlılığı kriterlerinin internet kullanımı için uygulanması ile ortaya çıkmıştır. İnternet bağımlılığı; bireyler internet kullanımında zamanla kontrol edememe durumu yaşamaktadırlar. Buna bağlı olarak da bireyler kendini sıkıntılı ruh halleri içinde bulmaktadırlar ve buna bağlı olarak bireylerin günlük aktivitelerinde verimsizlikler yaşamaktadırlar.

İnternet aşırı şekilde kullanıldığı zaman bireyler içinde bulundukları gerçek sosyal ortamlardan uzaklaşmaktadırlar. Bu da yalnızlık ve psiko-sosyal işlevlerde bozulma gibi çeşitli problemleri tetiklemektedir. İnternet bağımlılığının, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, sosyal fobi, anksiyete ve depresyon, ruhsal ve davranışsal bozukluklar gibi sorunlara sebebiyet verebildiği ortaya konulmuştur.

Bireyler sürekli bir şekilde internete girme düşüncesi yüzünden başka bir düşünceye odaklanamamaktadırlar. Bireyler bütün bu durumların bilincinde olmasına rağmen internet kullanmayı sürdürmektedir ve bu süre giderek artmaktadır. Bireylerin internete erişiminin kısıtlandığı durumlarda ise bireylerde anksiyete ve buna benzer belirtiler ortaya çıkmaktadır.

Birey internetten yoksun kaldığı zamanlarda ise aşırı şekilde sinirlilik ve saldırganlık hali içerisinde olmaktadır. Buna bağlı olarak da bireyin iş, sosyal ve ailevi hayatı zamanla daha kötü hal alıp kalıcı bir bozukluğa sebep olabilmektedir.

İnternet Bağımlılığı Belirtileri ve Bağımlılığı Etkileyen Faktörler

  İnternetin aşırı kullanımı konusunda ilk çalışma Yong (1996) tarafından yapılmıştır. İnternet bağlılığının ilk başlarda herhangi bir tanı konulamaması ve herhangi bir sınıfa dâhil edilememesi nedeniyle kendisine en yakın bozukluk olan Patolojik Kumar Oynama Kriterleri, Young tarafından İnternet Bağımlılığına uyarlanmıştır.

Bu uyarlama ile Yong, toplamda sekiz maddeden oluşan internet bağımlılığı teşhis kriterlerini oluşturmuştur. Belirlenen bu sekiz maddeden en az beş maddesinin onaylanması durumunda birey internet bağımlısı olarak kabul edilmiştir.

Belirlenen kriterler şu şekildedir:

  • İnternet ile alakalı aşırı oranda zihinsel uğraş (sürekli olarak internetteki oyunları düşünme, hayalini kurma)
  • İstenilen miktara ulaşabilmek amacıyla giderek artan internet kullanma ihtiyacı hissetme.
  • İnternet kullanımını azaltmak, sınırlamak için yapılan girişimlerin çözümsüz / başarısız olması,
  • İnternet kullanımının azaltılması halinde kişide oluşan huysuzluk, kızgınlık, sinirlilik gibi durumların oluşması,
  • İnternette daha fazla zaman geçirmek,
  • Fazla internet kullanımı sonucunda kişinin sosyal çevresinde ve kariyerinde sorunlar yaşaması.
  • Sosyal çevresindekilere internet kullanımı ile ilgili yalan söylemesi,
  • İnterneti sorunlardan uzaklaşmak için kullanma

Bu maddelerden beş tanesine EVET cevabını verenle,  İNTERNET BAĞIMLISI; diğerleri ise NORMAL İNTERNET KULLANICISI olarak iki guruba ayrılmaktadır.

  İnternet bağımlılığı; daha çok kimlik arayışı içerisinde olan ergenlik çağındaki çocuklar üzerinde büyük etkisi bulunmaktadır. Marohan- Martin ve Schumacher (2000) Patolojik internet kullanımı için yüksek risk taşıdığı düşünülen 277 kolej öğrencisinde yaptıkları çalışmalarda; internet kullanıcılarının daha çok erkek olduğu ve teknolojik olarak gelişmiş oyun sitelerinde çevrimiçi oyunları daha sık oynadıkları sonucuna ulaşmışlardır.

Anderson (2001) üniversite öğrencilerinin internet kullanımı ile sosyal hayatları ve okul başarılarının nasıl etkilendiğini gözlemlemek amacıyla 1296 üniversite öğrencisi ile bir çalışma yapmıştır. Araştırma ile internet bağımlısı olan bireylerin vakitlerinin pek çoğunu internette geçirdikleri, yeni arkadaş edinme, ödevlerini yapma gibi eylemlerde problemler yaşadıkları gözlemlenmiştir.

Morahan –Martin ve Schumacher (2003) bireylerin arkadaş ilişkilerini internet üzerinden mi yoksa arkadaş çevresinden mi oluşturduğu incelenmiştir. Araştırma ile yalnız bireylerin sosyalleşmek için interneti kullanıp sanal arkadaş edindiği sonucuna ulaşılmıştır.  Burada bireyler duygusal boşluklarını doldurup desteklemek için interneti bir araç olarak kullanmıştır.

Gökçe Aslan ve Günbatar (2012) 2010-2011 eğitim öğretim yılında Bursa ilindeki bir lisenin öğrencilerinin cinsiyet, anne – baba eğitim durumu ve sosyalliklerinin internet bağımlılığı ile ilişkili olup olmadığı incelenmiştir. Araştırma ile %2,33’ü bağımlı, %17,45’i internet kullanım süreleri ile risk grubunda olduğu tespit edilmiştir.

Balkaya Çetin ve Ceylan (2014) Ergenlik çağındaki çocukların internet üzerinden kimlik arayışı ve psikolojik ihtiyaçlarının, heyecan arama ve yaşam boyutu düzeylerinin ilişkisini görmek amacıyla bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda, büyük bir kısmının internette kendisini başka biri gibi göstererek kimlik denemesi yaptıkları sonucuna varılmıştır.

Ayrıca bu kesimin çoğunlukla insanları daha kolay tanımak ve daha kolay konuşmak için internette kimlik denemesi yaptıkları da ortaya çıkmıştır.

  Yapılan bu araştırma ile internet ve sosyal medya kullanımının öğrenciler üzerinde etkileri incelenmiştir. Araştırma sonucu ile ailelerin çoğu, çocuklarının zihinlerini internet, oyun veya sosyal medya ile doldurduklarını ifade etmişlerdir. Görüşme yapılan aileler çocuklarının hem fiziksel hem de ruhsal olarak yorulduğunu belirtmiştir.

Bazı aileler çocuklarının internet kullanımlarına sınırlar koymuş, ilerleyen süreçte bu kullanımın bir alışkanlığa dönüştüğü ifade etmişlerdir. Öğrencilerin pek çoğu, ders takibi veya okuldan sonra dinlenme amacıyla internet kullanımına başlamaktadır.

Bu kullanım zamanla yerini alışkanlığa, sonrasında da bağımlılığa bırakmıştır. Öğrencilerin sohbet etmek için telefon kullanımının her geçen gün daha da arttırmaktadır. Görüşme yapılan aileler internet ve sosyal medyanın fazla kullanımı nedeniyle uykusuz kaldıklarını, zihinsel ve fiziksel olarak internet kullanımından etkilendiklerini görmüşlerdir.

Sonuç:

  Bu çalışmada internet bağımlılığının çocuklar üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Yapılmış olan bu çalışmada elde edilen bulgulara göre;  internet bağımlısı olan bireylerin yeni arkadaş edinme, okul başarısında ve uyku düzeninde sorunlar yaşanması, okula geç kalma, dersi kaçırma gibi sorunlar görülmüştür.

Uyumamanın verdiği yorgunluk gibi olumsuz durumlara rastlanıldığı, interneti duygusal boşluğu doldurmak, yalnız bireylerin sosyalleşmek amacıyla kullandığı tespit edilmiştir.

Öğrencilerin internette kendisi gibi değil de farklı biri gibi davranarak kimlik denemesi yaptığı, internet kullanım amaçlarının öğrencilerin başarısını doğrudan etkilediği görülmüştür.

Çalışmalar sonucunda internet bağımlılığının hem sosyal hem de akademik hayatlarında önemli etkisi olduğu görülmüştür. Bu etkinin azaltılması için kısıtlamalar getirilse de zihinlerinin sürekli internet ile meşgul olduğu, iletişim için sürekli sosyal medyayı kullandıkları, internete erişemedikleri durumlarda davranış bozukluğu yaşayıp agresifleştikleri sonucuna ulaşılmıştır.

  Literatürde çalışmalar genel olarak anket çalışmalarına dayanmaktadır. Yapılan bu çalışmayı literatürdeki diğer çalışmalardan ayıran en önemli yanı internet ve beraberindeki sosyal medya bağımlılığının etkilerinin nitel ve nicel gözlemlerinden yararlanılarak incelenmiş olmasıdır.

Ayrıca diğer çalışmaların aksine internet ve sosyal medya bağımlılığının öğrenciler üzerindeki etkileri kendilerinden alınan veriler ışığında değil; ailelerinden yararlanılarak incelendiği için sonuçların daha sağlıklı olacağı düşünülmüştür.

Önceki çalışmalarımı da okuyabilirsiniz:

YEMEK İÇİN YAŞAMAK,YAŞAMAK İÇİN YEMEK

ESKİ-YENİ ZITLIKLARI

Editör: Mesude Bozkurt

Genel Yayın Yönetmeni: Elif ÜNAL YILDIZ 

Yorumlar (2)

  1. Zeynep
    • 2/05/2024

    Kalemine yüreğine sağlık

  2. Nursel Camcı
    • 2/05/2024

    Çok güzel ve önemli bir konuya değinmişsiniz, tebrik ediyorum...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aysel GEDİK

04.03.2001 Yılında Adana/ Seyhan da doğdum. Sevdiğim ilk ve ortaokuldan mezun olduktan sonra lise sınavının ardından yine sevdiğim lisede okumaya başladım. Gıda teknolojisi bölümü mezunuyum. Üniversite eğitimimi Mersin üniversitesin' de yine aynı bölüm olan gıda teknolojisi bölümünü kazandım. Bölümümden onur öğrencisi olarak ayrıldım. Şu an sanat galerisinde çalışıyorum. Aynı zamanda fotoğrafçıyım. Birkaç dergide öykü yazıyorum. Kendimi geliştirmek ve daha iyi olmak hep hedefimdir.